Küresel Siyaset

Küreselleşmenin Tanım Yelpazesi

Küreselleşme, insanların yaşamlarının kendilerinin dışında ve kendilerinden çok uzakta gerçekleşen olaylar, alınan kararlar ve değişen durumlar tarafından gün geçtikçe daha fazla şekillendirilmesidir.

Küreselleşme Yaklaşımları

Küreselleşmeye ilişkin üç farklı yaklaşım vardır. Bunlar; "hiper-küreselciler", "şüpheciler" ve "dönüşümcüler"dir. Hiper-küreselciler ulus devletinin sonunun geldiğini öne sürerlerken; "şüpheciler" bunu reddetmekte ve sadece devletin desteği ve kabulü ile uluslararası gelişmelerin olacağını kabul etmektedir. "Dönüşümcüler" ise küreselleşmenin devletin gücünü ve dünya siyasetini değiştirip dönüştürdüğünü öne sürmektedirler.

Küreselleşmenin Genel Olarak Etkileri

Küreselleşmenin kimi zaman küresel, kimi zaman da ulusal nitelikte çeşitli olumlu ve olumsuz etkileri meydana gelmektedir. Küreselleşmenin; dünya üzerindeki farklılıkların en aza indirilmesi, siyasi şeffaflığın artırılması, siyasal özgürlüklere, demokrasiye ve insan haklarına olan saygının artması gibi olumlu etkileri bulunmaktadır. Diğer taraftan küreselleşmenin, ulus-devletlerin egemenliğine karşı hem ulus üstü örgütlerin hem de ulusal etnik yapıların tehditlerinin artması, kültürlerin yozlaşması veya yok olması, gelişmekte olan ülkelerin üretim yerine tüketime yönelmesi gibi olumsuz etkileri bulunmaktadır.

Küreselleşmenin Dinamikleri

Küreselleşmenin çok çeşitli dinamikleri bulunmaktadır. Bunların başlıcaları; teknolojik gelişmeler, serbest piyasa anlayışının artması, neo-liberal ideolojini yükselişi, küresel çaptaki sorunlar, küresel ölçekteki pazarların artması şeklinde sıralanabilir.

Küresel Siyaseti Açıklamaya Yönelik Teoriler

Küresel siyaseti açıklamaya yönelik dört temel kuramsal yaklaşım bulunmaktadır. Bunlardan İdealizm, barış ve uzlaşı temelinde bir dünya düzeninin kurulabiceği iddiasındadır. Realizm, idealizmin tersine dünya siyasetinin güç siyaseti üzerine kurulduğunu ve bu sistemin anarşik (çoğul ve belirsiz) yapıda olduğunu ileri sürmektedir. Plüralizm, küresel siyasette çok aktörlü bir yapının olması gerektiğini ve bu sayede karşılıklı bağımlılıkların artacağını ve dolayısıyla küresel uzlaşının sağlanacağını önermektedir. Marksizm ise küresel siyaseti açıklarken daha ekonomik bir temelden yola çıkarak güçlü devletlerin zayıf devletleri sömürü altına aldıklarını öne sürmektedir.

Önemli Bazı Küresel Kuruluşlar

Küreselleşme sürecinde çeşitli küresel aktörler ve kuruluşlar ortaya çıkmıştır. Bu kuruluşların devletin yerini alacağı ve ulus devletin sonunu geleceği yönündeki tartışmalar bulunmaktadır. Ancak her hâlükârda bu kuruluşların ulus-devletler üzerinde sınırlı yetkileri vardır. Nitekim bu tartışmalar içerisinde en çok kabul edilen görüş, ulus devlet anlayışının yok olmadığını sadece dönüşüm yaşadığını öne sürmektedir. Bu küresel kuruluşları siyasi, ekonomik, askeri ve çevre konularıyla ilgilenen kuruluşlar olarak dört temel boyutta incelenebilir.

Küresel Siyasi Kuruluşlar

Birleşmiş Milletler, siyasi küresel kuruluşlara verilebilecek en güzel örnektir. Bu kuruluşun küresel çapta barışı ve güvenliği sağlamak, temel insan haklarının korunmasını ve saygı gösterilmesini sağlamak, sürdürülebilir kalkınmayı teşvik etmek ve uluslararası hukukun sürdürülebilirliğini sağlamak gibi sorumlulukları bulunmaktadır. Genel Kurul, Güvenlik Konseyi, Ekonomik ve Sosyal Konsey, Uluslararası Adalet Divanı isimlerinde dört organı olan kuruluşun en etkin organı Güvenlik Konseyidir.

Küresel Ekonomik Kuruluşlar

OECD ve IMF küresel ekonomik kuruluşların en bilindik örneklerindendir. Bu kuruluşlar dünya genelindeki ülkelerin kalkınmaları, gelişim göstermeleri için ekonomik destek ve danışmalık hizmeti sunmaktadır. Ayrıca küresel çaptaki para yönetimi konularıyla ilgilenen bu kuruluşlar, küresel krizlerin oluşmasını engellemeye çalışmaktadırlar.

Küresel Askerî Kuruluşlar

Küresel kuruluşlardan askeri misyon taşıyan ve BM'nin bir çeşit uzantısı olan NATO, küresel çapta barış ve güvenin sağlanması amacını taşımaktadır. NATO hem üyelerinin güvenliğini sağlamak hem de küresel çapta savaşları önlemek için politik ve askerî çeşitli yöntemler kullanmaktadır.

Küresel Çevresel Kuruluşlar

Küresel kuruluşların üzerine eğildikleri bir diğer önemli konu, çevresel sorunlardır. Çevresel sorunların bir ülkenin kendi kaynaklarıyla ve çabalarıyla çözülemeyecek bir niteliğe gelmesi, ülkelerin küresel birliktelikler oluşturmasını gerekli kılmaktadır. Çeşitli kuruluşlar etrafında birleşen ülkeler, küresel çaptaki çevresel sorunlara çözüm yolları aramaktadırlar.

Küreselleşme ve Bazı Temel Kavramlar: Etkileşimler ve Yeni Yönelimler

Küreselleşme ve Devlet

Küreselleşmenin hızlanmasına sebep olan temel dinamikler, en önemli değişim ve dönüşümü siyaset ve özellikle devlet üzerinde gerçekleştirmiştir. Bundan dolayı küreselleşmeye ilişkin çok çeşitli bakış açıları ortaya çıkmıştır. Küreselleşmeyla ilgili bu konuda; devletin (ulus devletin) sonunun geldiği ya da herhangi bir değişimin olmadığı yönünde tartışmaların ötesinde, küreselleşmenin devletin yeniden yapılanmasını ve dönüşüm yaşamasını sağladığını kabul eden görüşler bir hayli fazladır.

Küreselleşme ve Hukuk

Küreselleşme hukuk’u da pek çok açıdan etkilemektedir. Küreselleşme süreciyle birlikte ortaya çıkan ulus üstü nitelikli kuruluşların ülkeler üzerinde hem politik hem de askerî yönden baskısının bulunması ve bu güce dayalı olarak tüm devletlere çeşitli hukuki metinlerin kabulünü tavsiye etmesi, hukukun da küreselleştiğini göstermektedir. Üstelik bu yöntemle ulusal hukuk kuralları birbirlerine benzer hâle gelmektedir.

Küreselleşme ve Demokrasi

Küreselleşmenin etkilemiş olduğu bir diğer önemli konu demokrasidir. Küresel kuruluşların ve küresel hukukun etkisiyle tüm ülkelerin demokratik yöntemleri benimsemesi gibi olumlu gelişmeler bulunmaktadır. Ancak diğer taraftan küresel kuruluşların almış olduğu kararların seçilmiş ulusal devletin kararlarının önüne geçmesi, demokrasinin bir çeşit kriz yaşamasına yol açmaktadır.

Küreselleşme ve Yönetim

Küreselleşme, geleneksel/klasik yönetim anlayışının değişmesine yol açmıştır. Nitekim ekonomi, devlet ve hukuk yapılarında yaşanan değişimlere geleneksel yönetim şekilleriyle cevap verilmesi olanaksız hâle gelmiştir. Bu sebepten dolayı kamu yönetiminde daha esnek, şeffaf ve katılımcı bir yönetim anlayışı içeren yönetişim olgusu ortaya çıkmıştır.