Seçim Müzikleri

Siyasal Müzik Kavramı

Duygu ve düşüncelerimizi sesler yoluyla anlatma sanatı diye tanımlanan müziğin, insanoğlunun yaratılışından itibaren varlığı kabul edilmektedir. Zaman içinde iş bölümünün zorunlu hale gelmesiyle müzik yapma da bir zanaata dönüşmüş ve toplumda müzik yapanlar ve dinleyenler ikiye ayrılmıştır. Yine, zamanla neredeyse her alanla ilintili hâle gelen müzik özellikle 20. yüzyılda siyasette ve dolayısıyla siyasal kampanyalarda oldukça önem kazanmıştır. Günümüzde, rakiplerinden farkını ortaya koymak ve seçmeni etkilemek isteyen siyasal partiler seçim kampanyalarına ağırlık vermekte ve bu kapsamda siyasal müzik üzerinden de fark oluşturmaya çalışmaktadırlar.

Seçim kampanyalarının olmazsa olmazı değilse de önemli bir unsuru olan seçim müzikleri belki tek başlarına zafer getirmiyor. Ancak iyi bir seçim müziğinin meydanlarda coşkuyu, birlik beraberliği sağlama etkisi yadsınamaz boyuttadır. Bu ifadeden de anlaşılacağı üzere siyasal müzik; yöneticilerini seçme hakkına sahip olan vatandaşlara parti veya adayların ideolojileri ya da yapacakları icraatlar hakkında bilgi sahibi olmalarını, diğer partilere/adaylara yönelik düşünce ve yaklaşımlarını partinin kurumsal kimliğini pekiştirecek melodiler eşliğinde sunarak sağlayan ve böylece desteklerini kazanma bağlamında vatandaşları duygusal olarak etkilemeyi amaçlayan siyasal kampanya tekniklerinden biridir.

Müziğin Siyasallaşması

Eski uygarlıklardaki müziğin nasıl geliştiğini daha çok efsaneler, arkeolojik bulgular, durgun topluluklardaki gelenekler gibi müzik dışı kaynaklardan öğrenebilmekteyiz. Bu kaynaklara göre müzik, her yerde hem son derece uzun soluklu olmuş hem de olağanüstü bir yayılma yeteneği göstermiştir. Şöyle ki, orduda, ayinlerde, okullarda, saraylarda, köylerde ve her çeşit törenlerde yer almıştır. Hatta toplumsal olaylarda bile müziğin öne çıktığı ve önemli olduğu görülmüştür.

Osmanlı’da ise müziğin genel olarak, Osmanlı devlet yönetiminin genel ahlak, hukuk, din, dil, töre, zevk, estetik anlayışını yansıtan bir ayna olduğu dikkat çekmektedir. Selçuklulardan Osmanlılara geçen ve zamanla geliştirilen mehter takımı Fatih Sultan Mehmet’le birlikte büyük bir birliğe dönüştürülmüştür.

Müzik; hemen hemen her dönemde çağın koşul ve gereklerine göre güncelliğini koruyup, yaşamın temel taşlarından biri olmuştur. Öyle ki, politik propagandanın bütün bir Avrupa’yı kasıp kavurduğu 20. yüzyılın ilk yarısında müziğin yoğun bir biçimde siyasal form kazandığı ve ideoloji aşılama işlevi üstlendiği görülmüştür.

Türkiye'de Dönemsel Olarak Seçim Müzikleri

1946-1960 Dönemi

Türkiye’de tek parti döneminde Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Suzan Yakar’ın seslendirdiği “Künyemi Yazdım Taşa” isimli taş plağını İkinci Dünya Savaşı için halkı cesaretlendirmek amacıyla dağıtmıştır. 1950, 1954 ve 1957 seçimlerinde DP ve CHP, müzik kullanımından ziyade, plakları, afişleri ve radyodan propagandayı kullanmışlardır.

1960-1980 Dönemi

1960 darbesi sonrası seçim meydanlarının yeniden hareketlenmesinde müzik önemli bir işlev üstlenmiştir. 1965 genel seçimlerinde, Türkiye İşçi Partisi (TİP) tarafından kullanılan Erdem Buri’nin besteleyip, Tülay German’ın okuduğu “Yarının Şarkısı” isimli eser, Türkiye’de meydanlarda kullanılan ilk seçim şarkısı olmuştur.

1 60’lı ve 70’li yıllara genel olarak göz atıldığında, seçim şarkılarının daha çok ideoloji odaklı oldukları göze çarpmaktadır. Dünyada 68 kuşağı hareketinin toplumsal ve politik olaylarda öne çıktığı ve buna paralel olarak Türkiye’de sağ-sol kutuplaşmasının giderek keskin hâle geldiği bu döneme ortanın solu olduğunu savunan CHP ile muhafazakâr milliyetçi ve komünizm karşıtı olarak kendini konumlandıran AP damgasını vurmuştur.

1980-2000 Dönemi

1980 darbesi sonrası kesintiye uğrayan demokratik süreç 1983 genel seçimleri ile yeniden işlerlik kazanmıştır. Köklü partilerin kapatılması dolayısıyla bu süreçte yeni kurulan ANAP, eski sağ-sol odaklı partilerin aksine tamamen lideri Özal odaklı oluşum içindedir. Bu durum seçim kampanyalarının bir parçası olan seçim şarkılarına da yansımıştır. Turgut Özal’ın çizdiği ANAP logosuyla özdeşleşen ve popüler olan “Arım Balım Peteğim” şarkısının sözleri parti için değiştirilmiştir.

1991 seçiminde ANAP’ın başında artık Mesut Yılmaz bulunmaktaydı. Mesut Yılmaz’lı ANAP’ın genellikle seçim şarkıları, dönemin meşhur pop sanatçılarının eserlerinden oluşmuştur. Sezen Aksu’nun “Hadi Bakalım” şarkısı ile Yonca Evcimik’in o yıllardaki popüler “Abone” şarkısından uyarlanan seçim şarkıları Mesut Yılmaz’ın tüm ülkede tanınmasına yardımcı olmuştur.

Genel olarak 1990’lı yıllara bakıldığında özellikle merkez sağda yer alan partilerin seçim şarkılarında parti misyonundan, ideolojisinden ziyade liderlerin isimleri ön plana çıkarılmıştır.

2000 Sonrası Dönem

2002 seçimlerine geldiğimizde Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Adalet ve Kalkınma Partisi (Ak Parti), Deniz Baykal’lı CHP, DSP ve MHP bu seçimlerin en ilginç, en medyatik siyasal partisi olan Genç Parti (GP) ve diğer partiler boy göstermiştir. GP’nin “Hastayız Sana Cem Uzan” seçim şarkısında da vaatler dikkat çekmektedir. Ak Parti’nin seçim şarkısı ise Uğur Işılak’ın “Haydi Anadolu” parçasıdır. ANAP ve DYP’nin genellikle pop şarkıları kullanmasına rağmen Ak Parti, kent müziği ile bağını koparmayan Anadolu halk müziğini kullanmayı tercih etmiştir.

2011 genel seçimlerinde CHP'nin “Bir Islık da Sen Çal” şarkısında iktidar eleştirilmiş, yakında memleketin bütün sıkıntılarının giderileceği sözü verilmiş ve güvercin simgesi dile getirilmiştir. Buna karşılık 2011 seçimlerine Ak Parti, lider ve ideolojik vurgular içermeyen, birlik ve beraberlik çağrısında bulunduğu “Haydi Bi Daha” şarkısıyla girmiştir ve şarkı taraflı tarafsız herkeste dikkat uyandırmıştır.

Ak Parti, 2014 yerel seçimlerine kadar hiçbir seçim şarkısında lideri öne çıkarmamıştır. İlk defa stratejisini değişerek, yine Uğur Işılak’ın yazdığı “Dombra” parçasını kullanmıştır. Güçlü lider vurgusu ağır basan, övgü dolu parça resmen döneme damgasını vurmuştur.