Sivil Toplumun Kuramsal Çerçevesi II
Türkiye Perspektifi
İdris Küçükömer sivil toplumu “tüm toplum” olarak kavramsallaştırır . Küçükömer’e göre felsefe geleneğine sahip bir toplum ancak sivil toplum olabilir. Felsefesiz bir toplum, sivil toplumun yokluğunun veya değersizliğinin bir göstergesidir .Felsefe geleneği Küçükömer’ de toplumların kriz dönemlerinde derlenip toparlanması, alternatifleri birbirinin yerine ikame edebilme yeteneğinin gelişmiş olması durumudur. Sivil toplum, düşünce geleneği yanında, kültürel birikimle de ilişkilidir. Sivil toplum bir bakıma batı kültürel birikiminin ürünüdür. Türk toplumunda sivil toplum için temel öğe olan bireysel özerklik öğesi devlet karşısında zayıf bırakılmıştır .
Şerif Mardin sivil toplumu “medeni toplum” olarak incelemiştir. Mardin’e göre sivil toplumun devletle organik bir bağlantısı vardır. Devlet, kişinin evrensel gelişmesinin sonucu değil, çıkarlarının şekillendirdiği bir sonuç olarak görülmelidir. Mardin, sivil toplumun kökenini batı toplumlarının “yöneten-yönetilen” grupları arasında bir tampon alanı oluşturan şehir ahalilerinde görmektedir.
Osmanlı'da Sivil Toplum
Osmanlı sisteminde loncalar, vakıflar, tarikatlar ve tekkeler sivil topluma temel oluşturan yapılardır. Devlete idari açıdan bağımlı olmasına rağmen en az 19. yüzyıla kadar bu sivil toplum unsurları önemli bir varlık sergilemişlerdir. Bununla birlikte siyasal iktidarın merkeziyetçi örgütleniş biçimi bu yapıları devlete bağımlı hâle getirmiştir.
Sivil topluma en çok yaklaşan sistem, millet sistemidir. Özünde "çoğulcu" bir nitelik taşıyan ve etnik kökenlere göre değil salt dinlere dayalı bir biçimde gelişen bu sistem, millet başının cemaatin lideri sıfatıyla merkezî yönetimle oluşturduğu dikey ilişki biçiminden dolayı bu özerk sivil toplum bünyesini bağımlı hâle getirmiştir.
Loncalar, işyerlerinde usta çırak ilişkisi ile oluşturulan ahilik teşkilatına dayanmaktadır. Bu teşkilatların zamanla şehirlerde merkezileşip esnaf birlikleri hâline gelmesiyle oluşan loncalar, Osmanlı Devleti'nde esnafla merkezî yönetim arasında önemli bir köprü görevi üstlenen sivil toplum potansiyeli taşıyan unsurlardandır.
Osmanlı Devleti’nde vakıflar, sosyal adalet, sosyal refah, dengeli gelir dağılımı, sosyal güvenlik ve sosyal hizmetleri, sosyo -ekonomik ve sosyo - kültürel faaliyet alanı içinde yerine getiren örgütlü sivil dayanışma örnekleri olarak işlev görmüşlerdir.
Dini kurumlar sultan ve yakınları tarafından finanse edilmiştir.
Osmanlı’da Batılı anlamda ilk sivil girişimler Tanzimat’la birlikte başladı.
Sivil Toplum Gelişim Aşamaları
Sivil toplum tarihsel süreç içerisinde geçirdiği aşamalar açısından dört aşamada ele alınmaktadır. Bunlar:
Klasik Aşama: Bu aşamada sivil toplum -devlet ayrılığı ortaya çıkmıştır.
Devlete Karşı Aşama: Bu aşamada, toplumların bağımsızlığı savunulmaya başlanmış ve toplumların devlete karşı üstünlükleri sağlanmıştır.
Devletin Güçlendiği Aşama: Bu aşamada, sivil toplum özgürlüğünün kargaşa doğuran sonuçları nedeniyle sivil topluma karşı devlet güçlenmeye başlamıştır.
Bağımsız Sivil Toplum Düşüncesinin Geliştiği Aşama: Bu aşamada çoğulcu, gönüllü örgütlenmeye dayalı devletten bağımsız bir sivil toplum düşüncesi oluşmaya başlamıştır. Bunun sebebi ise devletin düzenleyiciliğinin sivil toplumu boğacağı düşüncesidir.
Son aşamada bağımsız bir sivil toplum düşüncesinin gelişmesiyle birlikte, toplumsal farklılaşma, toplumsal örgütlenme, gönüllü birliktelik, özerkleşme ve baskı mekanizması oluşturma kavramları da güç ve önem kazanmıştır. Bunlara aşağıda kısaca değinebiliriz.
Sivil Toplum Kuramları
Çoğulcu Sivil Toplum Kuramı: Çoğulcu demokrasi kuramcıları, devlet (siyasi toplum) ile sivil toplumun birbirinden tamamen ayrı iki oluşum olduğu varsayımından hareket ederler. Çoğulcu sivil toplum kuramı, liberal sağ düşüncenin ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Çoğulcu sivil toplum kuramının amacı, merkezî otoritenin toplumsal yaşama siyasal ve yönetsel müdahalesini en aza indirmektir. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra ortaya atılan çoğulcu sivil toplum kuramı, temel hak ve özgürlükler açısından devletin yeterince sınırlanabildiği Batı toplumlarında ve özellikle ABD’de ortaya çıkmıştır.
Asgari Devletçi Sivil Toplum Kuramı: Asgari devletçi sivil toplum kuramı, çoğulcu sivil toplum kuramında olduğu gibi liberal sağ düşüncenin bir ürünü olarak ortaya çıkmıştır. Çoğulcu sivil toplum kuramında olduğu gibi bu kuramın amacı, merkezi devlet otoritesinin toplumsal yaşam üzerindeki etkisini en aza indirmektir.
Katılımcı Sivil Toplum Kuramı: Buraya kadar sözünü ettiğimiz iki kuramın aksine katılımcı sivil toplum kuramını liberal sağ görüşler değil, neo - marksist sol akım geliştirmiştir. Katılımcı sivil toplum kuramı, devletin küçültülmesini değil, sivilleştirilmesini böylece devletin ortadan kalkarak toplumun kendi hâline gelmesini sağlamak istemektedir.
Sivil Toplum Türleri
- Aktivite merkezli STK’ler (spor, kültür, rekreasyon vb. alanlarda faaliyetler gösteren örgütler),
- Toplum merkezli STK’ler (siyasi partiler, sendikalar, çevre örgütleri, yerel toplum örgütleri vb.),
- Refah merkezli STK’ler (sosyal hizmet, sağlık, eğitim vb. hizmeti sunan örgütler).
Sivil Topluma Duyulan ihtiyacın Nedenleri
İnsanlar sorunlarını kendi başına çözemediği için, bir araya gelerek gönüllü kuruluşlar oluşturmuş, güçlerini birleştirmiştir.
- Piyasa başarısız olmuştur.
- Devlet başarısız olmuştur.
- Toplumda dayanışma ruhu vardır.