Gönüllülük ve Sivil Toplum
Gönüllülüğün Nedenleri
Toplumsal, dinî ve vicdanî değerler
Serbest zamanlarını yararlı bir iş yaparak değerlendirme
Toplumda çeşitli sosyal ilişkiler geliştirme
Gönüllü etkinlikler, zaman ve yoğun emek isteyen işlerle uğraşmayı ve çaba harcamayı gerektirmektedir. Gönüllülük bir dernek, vakıf veya bir diğer sivil toplum oluşumunda görev almaktan, yardım ve bilinçlendirme kampanyalarında çalışmaya kadar çeşitlilik göstermektedir. Bazı gönüllüler, bir yerlerde ihmal edilmiş olan nüfus gruplarını toplumun görmesi ve anlaması için çaba harcamaktadır. Diğer bir kısmı, çevreci olarak doğanın temiz ve sağlıklı kalması için uğraşmakta, bazıları ise aşevleri, kanser hastası çocuklar, afet mağdurları vb. için yardım toplamaktadır. Bazı kişiler ailesiz çocuklara koruyucu aile olmakta, çocuk yuvaları, hastaneler, çocuk eğitim evleri gibi yatılı kuruluşlarda gönüllü çalışmalar yapmakta ve o kuruluşlara dinamik katkılar vermektedir. Yine bazıları hiçbir zaman tanımayacakları kişilere yardım etmek üzere kan vermekte, bazı gönüllüler ise evlilik sorunları, aile plânlaması, çocuk sağlığı ve beslenmesi gibi konularda çiftlere bilgilendirme yapmaktadır.
Gönüllülüğe Yönelik Eleştiriler
Gönüllülerin içten gelen çalışma arzuları, canlılığı, sıcak sa-mimiyetleri ve özel katkıları olmakla beraber genellikle yeterli bilgi ve becerileri bulunmadığından, yani birer profesyonel olmadıklarından bu tür elemanların yerini alamazlar. Bu nedenle gönüllülerin profesyonel kişilerce sürekli olarak denetlenmeleri gerekir.
Gönüllüler yararlı olabilir. Ancak bunun için çok iyi organize edilmelidirler. Aksi hâlde karışıklık, keyfîlik, kaynak ve zaman kaybı ortaya çıkmaktadır.
Gönüllü çalışmalar genellikle sınırlı bir alanda, küçük bir yarar yaratmaktadır. Oysa sorunların boyutları artık çok büyümüştür. Sorunlar bu tür küçük katıklarla çözülmez.
Bir alanda gönüllü çabaların varlığı devletin o alandaki sorunlara daha kayıtsız kalmasına yol açmaktadır. "Nasıl olsa bu işlerle uğraşan gönüllü kuruluş ve kişiler var." düşüncesiyle önemli işler geciktirilmektedir.
Gönüllüler ve bu kişilerin içten çalışma İstekleri kuruluşlardaki profesyoneller tarafından kötüye kullanılabilmektedir.
Gönüllüler tam zamanlı çalışmadıklarından hizmetlerde kopukluklar, düzensizlikler ortaya çıkmaktadır.
Gönüllüler bağımsız olduklarından ve kendi istekleriyle çalıştıklarından dolayı sıklıkla keyfi davranışlar göstermekte, İş disiplinine uymamaktadır. Bu da otoriteyi ve işleyişi aksatıcı sonuçlar yaratmaktadır.
Gönüller kuruluşlarda görevleri dışında her işe karışma eğiliminde olmaktadırlar. Bu bakımdan kuruluşların birtakım eksikliklerini, zayıflıklarını dışarı taşımakta, ilgili, ilgisiz herkese aktarmaktadırlar. Bu durum ise kurumların gönüllülerle olan ilişkilerini bozmakta, ayrıca toplumda kuruluşlar hakkında olumsuz tepkiler oluşabilmektedir.
Gönüllü kuruluşlar ve kişilerden bazılarının çalışma amaçları ve görevleri dışında zarar verici amaçlar taşıdıkları, bu kötü niyet ve amaçlarını gerçekleştirmek için gönüllü faaliyetlere girdikleri de eleştiri olarak belirtilmektedir.
Gönüllülüğün Organizasyonu
Bireysel Gönüllüler: Bu konu toplumumuzda oldukça yaygın olan ve insanların geleneksel yardımlaşma eğilimlerinden kaynaklanan, bireysel bağımsız gönüllülükle ilgilidir. Bireysel gönüllüler, herhangi bir kuruluşa üye olmayan, ancak boş zamanları bulunan ve ilgisi veya becerisi nedeniyle çocuk yuvaları, huzurevleri, rehabilitasyon merkezleri, hastaneler, çocuk eğitim evleri vb. sosyal hizmet kuruluşlarında gönüllü olarak çalışmak isteyen kişilerdir.
Gönüllü Kuruluşlar: Bireysel gönüllülerden farklı olarak bir grup gönüllünün ortak bir amaç için çabalarını bütünleştirerek kendi kendilerine oluşturdukları organizasyonlara gönüllü kuruluşlar denir. Vakıflar ve dernekler gibi toplumsal yardım amacıyla kurulmuş olan gönüllü kuruluşlar belirli yardım ve hizmetleri gerçekleştirmek üzere kendi istekleriyle bir araya gelen kişilerin oluşturdukları kuruluşlardır. Bu tür kuruluşlar halkın sosyal hizmetlere katılmasının daha güçlü ve somut sonuçlar veren örnekleridir.
Sivil Toplum Kuruluşları ve Gönüllülüğe Eleştirel Bakış
1980’li yıllardan sonra sivil toplum kuruluşları özellikle eğitim, sağlık ve sosyal yardım alanlarında artan oranda hizmet üretmeye başlamıştır. Ulus devletlerin sosyal politikaya ayırdığı kaynakların azalması, yoksulluğun artması, temel eğitim ve sağlık hizmetlerinin aksaması, sosyal güvenlik sisteminin zayıflayarak kuşaklar arası dayanışma işlevini yitirmesinin bunda etkili olduğu belirtilmektedir. Fakat bu süreçte sivil toplum kuruluşlarının, merkezî ve yerel yönetimlerin politikalarını etkilemeye, bu konulara ayrılan kaynakları artırmaya ve izlemeye yönelik savunuculuk faaliyetleri yapmak yerine, sadece sosyal hizmetleri yerine getirmekle yetindikleri de savunulmaktadır. Bu durumda sosyal hizmetlerin tamamen devletin hizmet alanı dışına taşınarak sivil toplum kuruluşları tarafından yapılabileceği anlamına gelebileceğini ve sosyal devletin çözülme sürecini hızlandıracağını ortaya koymaktadır.