Rücu İşlemleri ve Muhasebesi
Rücu kavramı, hukuki anlamda borcun ödenmediği veya yükümlülüklerin yerine getirilmediği durumlarda, ilgili borcun veya yükümlülüğün yerine getirilmesini sağlamak için üçüncü şahsa yapılan başvuru olarak tanımlanabilir. Diğer bir ifadeyle bir kişinin, hukuken diğerinin yerine geçerek üçüncü kişilere karşı onun haklarını, sorumluluklarını devralması durumudur.
Sigortalının uğradığı zararda eğer üçüncü kişilerin kusuru varsa sigorta şirketi sigortalısına zararı ödedikten sonra, kusurlu taraftan kusuru oranında bu hasarı ister. Bu sayede sigortalı hem sigorta şirketinden hem de kendisine zarar veren kusurlu taraftan tazminat alarak haksız kazanç sağlamamış olur. Burada sigorta şirketi sigortalısının talep edebileceği tazminatı almak üzere sigortalısının yerine geçerek, onun yetkilerini kendi devraldığından bu prensip “Halefiyet İlkesi” olarak da ifade edilmektedir.
Halefiyet ilkesi, birinin yerine geçme durumunu ifade eder. Borçlu iken alacaklı duruma geçmek veya birinin ölümü ile mirasçılarının yerine geçmesi gibi durumlar buna örnek olarak verilebilir.
Bu ilke ile sigortalının yerine geçerek, hasara neden olandan tazminatı alan sigorta şirketi, toplumda, cezalanmanın vereceği korku ile hasara neden olmamaya çalışma, ihmal, kasıt ve kusurdan kaçma ve hatta hasara engel olma için önlem alma çabalarının artmasına neden olur. Çünkü sigorta şirketleri hukuksal işlerde kişilerden daha başarılı olabilecek, kusurluyu, daha kolay gereken tazminata mahkûm ettirecek ve tahsilatını daha kolay yapabilecektir.
Genel olarak rücu olanağı, sigorta şirketinin ödediği net tazminat tutarının daha az olmasına ve dolayısıyla şirketin hasar giderlerinin az olmasını sağlamaktadır. Bu da kârlılığın artması demektir.
Rücu yapacak veya hukuken rücu hakkına sahip olan taraf, meydana gelen kusurun kaynağına göre farklılaşmaktadır. Bu durum farklı rücu türlerini ortaya çıkarmaktadır. Doğal olarak rücu işlemleri de rücu türlerine göre değişmektedir. Rücu işlem türleri: Sigorta şirketinin rücu talepleri veya rücu alacakları ve diğer sigorta şirketlerinin sigorta şirketine rücu talepleri veya rücu borçları şeklinde sınıflandırılır.
Sigorta şirketinin rücu talepleri, üçüncü şahısların bir sigorta şirketinde sigortaları olup olmamalarına bağlı olarak iki kısımda incelenir.
Sigorta şirketlerinde rücu işlemlerinin neticelenmesi bazen bir dönemden fazla sürmektedir. Böyle bir durumda dönemsellik kavramı gereği sigorta şirketlerinin rücu alacaklar karşılığı ayırmaları gerekir.
Yine muhasebenin ihtiyatlılık kavramı gereğince rücu işlemlerinde karşılık ayrılması gerekmektedir. Çünkü bu kavram ilerde karşılaşılabilecek riskleri de göz önünde bulundurarak temkinli olmak gerektiğini ifade etmektedir. Örneğin sigorta şirketinin ödediği tazminat tutarı toplamı sovtaj veya rücu işlemleri sayesinde daha az olarak gerçekleşebilir. Bu da ne kadar gider veya zarar olacağının kesinleşmediğini gösterir. Bunun için sigorta şirketleri rücu olanağının saptanması durumunda rücu alacaklar karşılığı ayırmalıdır.
Sigorta şirketinin rücu alacağı, normal hasar dosyaları için ayrılmış olan muallak hasar tutarını azaltıcı bir etki yapacaktır. Diğer bir ifadeyle sigorta şirketinin toplam muallak rezervi sigorta şirketinin üçüncü şahıslara ve diğer sigorta şirketlerine yaptığı rücu tutarı kadar az olacaktır.
Rücu gelirleri, sovtaj gelirleri gibi muhasebeleştirilir. Bu işlemler muhasebeleştirilirken reasürans şirketlerine düşen payların da ilgili reasürörlere ödenmesi gerekir.