Portföy Yönetimi
Yatırımcının tasarruflarını yalnızca bir menkul kıymete yatırması oldukça riskli bir davranıştır. Bu konuda yapılacak en doğru hareket, birikimlerin çeşitli menkul kıymetler arasında dağıtılmasıdır ki bu da portföy oluşturulması anlamına gelmektedir.
Modern Portföy Teorisi’nin kurucusu Harry Markowitz, tek bir menkul kıymete yatırım için katlanılacak riskin, birden fazla menkul kıymeti içeren bir portföyden çok daha fazla olacağını ileri sürmüştür. Bu şekilde oluşturulan portföyle, yatırımcılar göze aldıkları riski en aza indirerek en fazla getiri elde etme imkânı bulurlar.
Portföy yönetimi konusunda ele alınması gereken önemli bir konu da portföy performansının ölçülmesidir. Bireysel ve kurumsal yatırımcılar sürekli olarak oluşturdukları portföylerin performansını ölçmek ve gerektiğinde portföyün bileşimini değiştirmek durumundadırlar.
Portföy yönetim stratejilerini iki ana başlık altında incelemek mümkündür.
Bunlar; pasif portföy yönetimi ve aktif portföy yönetimidir.
Pasif portföy yönetimi, bir portföyün oluşturulması ve uzun vadeli veya menkul kıymetin vadesine kadar elde tutulması stratejisini ifade eder.
Aktif portföy yönetimini tercih edenler ise piyasanın etkin olmadığına inandıklarından sürekli piyasayı araştırıp düşük veya aşırı değerlenen hisse senetlerini bulmaya çalışırlar. Bu şekilde piyasanın ortalama getirisinin üzerinde bir kazanç sağlamayı amaçlarlar.
Portföy yönetim stratejilerinden bazılarını; satın al ve elde tut, endeks içerikli fon, maliyeti ortalama, sabit para miktarı, sabit oran, değişken oran ve gelecekteki yükümlülükleri karşılama stratejisi olarak sıralamak mümkündür.
Endeks İçerikli Fon Stratejisi
Bu strateji, portföyde yer alan hisse senedi ve sabit getirili menku kıymetlerin oranlarının piyasanın gidişatına göre değiştirilmesine dayanmaktadır. Buna göre, hisse senedi fiyatları arttığında bir kısmı satılarak yerine sabit getirili menkul kıymetler (tahvil gibi) alınır. Bu şekilde hisse senetlerinin portföydeki oranı düşürülmüş olur.
Gelecekteki Yükümlülükleri Karşılama Stratejisi
Bu strateji, yatırımcıların önemli giderleri, harcamaları veya ödenmesi gereken borçlarının, yatırımdan elde edilecek gelirle karşılanması durumunda izledikleri stratejidir.
Satın Al ve Elde Tut Stratejisi
Satın al ve elde tut stratejisi, yatırımcıların bekledikleri getiri düzeyi, risk ve vade konusunda düşüncelerine uyan menkul kıymetlere portföylerinde yer verip bir vade söz konusuysa (tahvil gibi) vade sonuna kadar menkul kıymetleri elde tutmalarını ifade eden stratejidir.
Sabit Para Miktarı Stratejisi
Bu stratejinin temeli, yatırımcının portföyünde yer alan hisse senetlerine sabit olarak belirli miktarda bir para yatırılması (örneğin 5000 $) ve piyasadaki fiyat hareketlerine göre yatırılan bu paranın sabit tutulmasına dayanmaktadır.
Sabit Oran Stratejisi
Bu strateji, portföydeki hisse senetleri ile tahvillerin, piyasa değerleri arasındaki oranın sürekli olarak aynı kalmasını sağlamaya dayanmaktadır. Bu stratejiyi izleyen yatırımcılar, portföydeki hisse senetlerinin değeri arttığında ön gördükleri denge bozulmuş olacağından, gereken miktardaki hisse senedini satarak yerine sabit getirili menkul kıymet alırlar; aksi durumda ise sabit getirili menkul kıymetleri satarak hisse senedi alırlar.
Değişken Oran Stratejisi
Bu strateji, etkin piyasalar hipotezini benimseyen yatırımcılar tarafından tercih edilmektedir. Endeks fonundan kasıt, yatırımcıların piyasa endeksini baz alarak endekste yer alan hisse senetlerine endeksteki ağırlıkları nispetinde portföyde yer vermesidir. Bu şekilde oluşturulan bir portföyün, piyasa getirisi kadar kazanç sağlayacağı beklenmektedir. Bu strateji de pasif portföy yönetimi stratejisi olarak düşünülebilir.
Maliyeti Ortalama Stratejisi
Yatırımcıların belirli zaman aralıklarında aynı tutarda para yatırarak oluşturdukları portföyü ifade etmektedir. Bu stratejide satın alınan menkul kıymetin fiyatına bakılmadan sürekli bir şekilde aynı miktarda para belirli hisse senetlerine yatırılmaktadır.
Portföy performansının ölçülmesine yönelik olarak geliştirilen yöntemleri, riske uyarlanmış getiri ölçütleri ve piyasa zamanlaması ölçütleri olarak iki grupta toplamak mümkündür.
Riske uyarlanmış getiri ölçümleri, SVFM’ye dayanılarak geliştirilmiş ölçütlerdir. Bu ölçütlerin en önemli özelliği, katlanılan risk birimi başına düşen getiriyi hesaplamalarıdır. Bu ölçütler; Treynor, Sharpe, Jensen, M 2 ve Sortino ölçütleridir.
Piyasa zamanlamasını dikkate alan ölçütle ise, Fama Ölçütü, Kuadratik Regresyon Modeli ve Kukla Değişkenli Regresyon Modeli’ dir.