Sultan Alp Arslan Dönemi (1063-1072)
Büyük Selçuklu Devleti, ilk sultan Tuğrul Bey döneminde kararlaştırılan politikalar doğrultusunda, büyük çapta gerçekleştirilen fetihler sonucunda sınırlarını, doğu, batı, güney ve kuzey yönlerinde şaşılacak derecede büyük bir hızla genişletmiş ve İslam dünyasının hâkimi durumuna gelerek bir imparatorluğa dönüşmüştür. Sultan Tuğrul, Abbasi halifesi tarafından doğunun ve batının hükümdarı olarak ilan edilmiştir.
Sultan Tuğrul döneminde sağlam temeller üzerine oturtulmuş olan devlet, Türk tarihinin en önemli liderlerinden biri olan Sultan Alp Arslan döneminde yükseliş devrini yaşamıştır. Batı istikametinde büyük fetihler gerçekleştirilmiş, özellikle 26 Ağustos 1071’de Malazgirt’te Bizans’a indirilen büyük tarihî darbe sonucunda, Anadolu’nun kapıları Türk milletine ardına kadar açılmış, dolayısıyla bu ülkenin bir Türk yurdu hâline gelmesi yolunda en büyük adım atılmıştır.
Bir hükümdarın şöhreti, kazanmış olduğu zaferler ile aynı doğrultuda yayılır ve büyür. Tarih ile az çok ilgilenen birinin Sultan Alp Arslan’ı tanımama imkânı yoktur. Kendisi 9 yıl gibi kısa bir süre hükümdarlık yapmış olmasına rağmen Türk tarihinin en tanınan ve adı en çok zikredilen hükümdarlarından biridir.
Sultan Alp Arslan babası Çağrı Bey ve amcası Tuğrul Bey ile birlikte batı Türklerin atası durumundadır. Özgür bir hükümdar olarak Fırat’ın batısına geçmeyi başaran ilk Türk hükümdarıdır. Bu sebeple ayrıca önem taşır. Anadolu’nun Türkleşmesi sürecine vermiş olduğu emir ile en fazla katkı sağlayan kişi Sultan Alp Arslan’dan başkası değildir. Nizamiye ve Azamiye gibi medreselerin kurulmasındaki etkisi ile sünni düşüncenin daha sağlam bir organizasyon hâline gelmesindeki etkisi de tartışılmazdır.
Malazgirt savaşında Bizans’a indirilen büyük darbe Türklerin Anadolu faaliyetlerinde daha rahat hareket etmesinin sağlayan bir gelişme olarak Ortadoğu’nun hatta Balkanlar’ın geleceğini etkileyecek güçte olmuştur. Kısacası neresinde bakılırsa bakılsın bu etkideki en önemli unsurlardan biri Büyük Selçuklular diğeri de Büyük Selçuklu Sultanı Alp Arslan’dır.
Dandanakan Savaşı’ndan sonra Merv’de toplanan kurultayda Selçukluların ele geçirmiş oldukları toprakların doğu kısmı, diğer bir ifadeyle Horasan, Çağrı Bey’in idaresine bırakılmıştı. Çağrı Bey’in doğu sınırlarını güvence altında tutması Tuğrul Bey’e faaliyetlerinde büyük kolaylık sağlamış ve Tuğrul Bey doğu sınırındaki taarruzlardan endişe duymadan batıya doğru ilerleme imkânı bulmuştu. Çağrı Bey’in kardeşi Tuğrul’a bu desteği verebilmesi tek başına çok da mümkün görünmediğinden iyi bir yardımcıya ihtiyaç duyacaktı. Bahsetmiş olduğumuz bu yardımcı, altı oğlu arasından (Kavurd, Alp Arslan, Yâkûtî, Süleyman, Osman ve İlyas) en büyük olmasına rağmen Alp Arslan oldu.
Alp Arslan, taht iddiacılarını azim ve cesaretle giriştiği mücadeleler sonucunda, bertaraf ettikten sonra başkent Rey’e gelerek Tuğrul Bey’in inşa ettiği hükümdarlık sarayında çok görkemli bir törenle Selçuklu tahtına çıktı ve adına para bastırdı. Bu törenden sonra amcası sultan Tuğrul ’ un iki milyon miskal değerindeki sofrasında devletin askerî ve mülki erkanı ve Türkmen beyleri için düzenlettirdiği bir şölende, onlara hilat ve ödüller verdi. Daha sonra Tuğrul Bey’in eşi halifenin kızı Seyyide Hatun ’u Bağdat Askerî Valiliğine atadığı Aytekin’le Bağdat’a gönderdi.
Halife Kaim Biemrillah, Alp Arslan’ın tahta çıkışı dolayısıyla Bağdat’ta büyük bir tören düzenledi; onun sultanlığını onaylayıp adına hutbe okuttuktan başka, “Şahinşahül-âzam, Melikül-Arap vel- Acem, Seyyidü Mülûkil-Ümem, Ziyaüddin, Gıyasül-Müslimîn, Melikül-Islâm, Zahîrül-Imam, Kehfül-enâm, Adududdevle, Ebû Şuca, Tacülmille- til-bâhire, Sultana Diyaril-Miislimîn ve Burhanu emîrülmü’minin” lakap ve unvanlarla kuşanması için bir kılıç, hil’at, sancak ve çok değerli armağanlar gönderdi. Sultan Alp Arslan, taht sorunu nedeniyle kırgın bulunduğu Tuğrul Bey’in veziri Amidülmülk Ebu Nasır Muhammed Kunduri’yi önce vezirlik makamında bıraktı ise de daha sonra onu azlederek kendisinin meliklik sırasındaki veziri Nizamülmülk’ü Selçuklu vezirliğine atadı.