Tuğrul Bey Dönemi (1040-1063)

Tahta Çıkışı

Dandanakan Zaferi’ni müteakip hanedanın genel teamülüne uygun olarak Tuğrul Bey’in sultanlığı kabul görmüştür. Eski Türk geleneklerine uygun bir şekilde sultan olan Tuğrul Bey, Nişâbûr’da 433 (1041-1042) yılında tahta çıkmıştır.

Fetihler

Çağrı Bey’in Faaliyetleri

Gazne Valisi Altuntak’ın savunduğu Belh’i kuşatan Çağrı Bey, ardından Cüzcan, Bagdis, Huttalan ve Toharistan’ın diğer şehir ve kalelerini ele geçirdi. Mûsâ İnanç Bey, Herat’ı fethedip buraya yerleşmesine rağmen, çok geçmeden Gazne tahtına oturup karşı harekete başlayan Mevdûd burayı geri almıştı. Tuğrul Bey İran’ın batısındaki seferlerini tamamladıktan sonra Çağrı Bey’le birleşerek 1043 yılında Hârizm’e yürüdü. Ürgenç civarında kuşatılan Şahmelik, kuşatmayı güçlükle yarıp kurtulabilmişti. Bu kesin zaferden sonra Hârizm’e hâkim olan Selçuklular burayı kendilerine tabi bir eyalet hâline getirdiler. Hastalığı ağırlaşan Çağrı Bey ise artık seferlere genç oğlu şehzade Alparslan’ı gönderiyordu. Tirmiz, Kubâdiyân, Vahş, Valvâlic ve bütün Toharistan’ı ele geçiren Alparslan oldukça başarılı bir fetih politikası gerçekleştirmişti.

Arslan Yabgu’ya Bağlı Türkmenlerin Faaliyetleri

Arslan Yabgu’nun Kalincâr Kalesi’ne hapsedilmesinden sonra Türkmenler Horasan’a nakledilmişlerdi. Fakat kısa süre sonra ilişkiler, Gazne valisi Taşferraş’ın, Türkmen ileri gelenlerinden Yağmur Bey’i öldürmesiyle yeniden bozuldu. Pek çok Türkmen grubu geriye kalan Kızıl, Boğa, Anasıoğlu, Dana, Göktaş ve Oğuzoğlu Mansur gibi başbuğlarının önderliğinde ayaklandılar. Türkmenler, başta Taşferraş olmak üzere savaştıkları tüm Gazneli komutanlarını mağlup etmekle Yağmur Bey’in intikamını almış oldular. Arslan Yabgu’nun esarette 1032 yılında ölmesinden 4 yıl sonra kendilerine yurt arayan mahiyeti, 1036 yılında Azerbaycan’a gelip buradaki Oğuzlarla buluştular. Göçlerine devam eden bir grup ise Erran’a ulaştı. Bu sırada Doğu Anadolu’da bazı Ermeni gruplarla mücadele halinde olan Doğu Roma Komutanı II. Bagrat, Tiflis’e saldırılarda bulunmuştu.

Anadolu Akınları

Pasinler (Hasankale) Zaferi

İbrahim Yınal ileri harekâtına devam ederek Dicle kıyılarına kadar ulaştı. Vaspuragan’ın Doğu Roma güdümündeki valisi Aaron’un Gürcistan’daki Doğu Roma valisi Kekavmenos’tan yardım alıp 1047-1048 yılında Selçuklu kuvvetlerini Zap Suyu kenarında pusuya düşürmesi olmuştu. Selçuklular bu kez mağlup olmuş ve Şehzade Hasan’la birlikte yakın arkadaşları öldürülmüştü. Tuğrul Bey, Azerbaycan genel valiliğine atadığı İbrahim Yınal’ı, Şehzade Hasan’ın intikamını almak üzere derhal bölgeye sevk etti. Liparit’in esir edilmesiyle Doğu Roma birlikleri tamamen dağılarak kaçmaya başlamıştı. Güçlükle Van ve Ani Kalesi’ne ulaşan askerler burada sığınabildikleri yerlerde canlarını korumaya çalışıyordu. 1049-1050 tarihli bu anlaşmaya göre; Emevîlerin İstanbul kuşatmaları sırasında Mesleme bin Abdülmelik tarafından yapılan cami ve medrese tamir edilip faaliyete açılacak, şii Fâtımî halifesi adına okunan hutbe Sünnî Abbâsî halifesi adına okunacaktı.

Tuğrul Bey’in Anadolu Akınları

Bizzat komuta ettiği orduyla başkentinden harekete geçen Tuğrul Bey, Van Gölü havzasında bazı kaleleri ele geçirdikten sonra Malazgirt önlerinde karargâh kurdu. Normanlı bir fedâi, askerlerin öğlen vakti çadıra çekildiği sırada koynunda sakladığı kükürt-petrol karışımını mancınığa fırlatıp ateşe verdi. Bu durumda Tuğrul Bey en mühim silahından mahrum kalmıştı.

Tuğrul Bey, Anadolu’dan ayrıldıktan sonra Yâkûtî’nin Azerbaycan ve Erran’dan sevk ettiği ordular Erzurum’u geçip Erzincan ve Kemah’a ulaşmışlardı.

Bağdat Politikaları

Bağdat’ta Büveyhî Hâkimiyetinin Sonu ve Arslan Besâsîrî’yle Mücadele

Büveyhîlerin tahakkümündeki Bağdat’ta Türk asıllı askerî vali Arslan Besâsîrî faaliyetleriyle halifeyi iyiden iyiye sıkıntıya sokmuştu. Tuğrul Bey, Halife tarafından Bağdat’a davet edilmişti. Arslan Besâsîrî, Bağdat’ı terk edip Rahbe’ye kaçtı. Selçuklular, onlara tabi Türk emîr ve kumandanlarının bütün taşınmaz malları ve iktâlarını ele geçirdi.

Arslan Besâsîrî, Bağdat’tan kaçan şii yandaşları Kilâb ve Esedoğullarının desteğiyle yeniden asker toplamıştı. Ancak Emîr Kureyş’in ihaneti, Selçukluların ağır kayıplar vermesine neden oldu.

Tuğrul Bey, 13 ay 13 gün kaldığı Bağdat’tan Ebû Kâlicar’ın da yer aldığı ordusuyla ayrıldı. Yakaladığı tüm canilerin ölüm emrini verdi. KāimBiemrillâh, Tuğrul Bey’e teşekkürlerini iletirken başına bir taç giydirip beline kemer kuşattı.

Bu sırada İbrahim Yınal’ın isyan niyeti Fâtımî Halifesi Müstansır ve Arslan Besâsîrî’yi umutlandırmıştı. Tuğrul Bey Nusaybin’den ayrılıp İbrahim Yınal’ı takibe başladı. Fakat Hemedan’da yaptığı mücadeleyi kaybetti. Merkezden gelen yardımın zamanında ulaşması 2 Ağustos 1059’da Rey’de yapılan savaşta Tuğrul Bey’in kesin zafer elde etmesini sağladı. İbrahim Yınal ve ona bağlı hanedan üyeleri, Türk töresi gereği yaylarının kirişiyle boğduruldu.

Dübeys’e sığınan Arslan Besâsîrî öldürdü. Cesetlerin başları halka gösterildikten sonra başlar hazinesine kaldırıldı. Bağdat halkı bu zaferi büyük bir coşkuyla kutlamış ve Tuğrul Bey’e sevgi gösterisinde bulunmuşlardı.

Tuğrul Bey’in Halife’nin Kızı Seyyide Hatun’la Evliliği

Ölüm döşeğindeki Altuncan Hatun’un Tuğrul Bey’e, Halife’nin kızı Seyyide Hatun’la evlenmesi yönünde tavsiyede bulunması, Abbâsîlerle yeni bir siyasi süreci başlattı. Bu sebeple evliliğin görüşülmesi ve karara bağlanması için vezir Amîdülmülk Kündürî Bağdat’a gönderildi. Tebriz’de Tuğrul Bey’in otağında muhteşem bir nikâh töreni ve şölen tertip edildi. Hatta şölenin yağmalanmaması için tören alanı fillerle korunuyordu. 70 yaşındaki Tuğrul Bey eşiyle birlikte Rey’e hareket etmiş ancak Rey yakınlarında Kasran’da hastalanarak 4 Eylül 1063 tarihinde vefat etmişti.