Şehirciliğin Çevre Sorunları Üzerindeki Etkisi

Büyüyen nüfusun yarattığı baskı, sanayileşme, kirleten teknoloji ve tüketim toplumu gibi unsurların bir araya gelmesiyle birlikte, şehirlerde yakın çevresel kirliliklerin sorgulanmasına yol açmaktadır. Bu durumdan, gelişmişlik düzeyi farklılaşsa bile, tüm ülkeler büyük ölçüde etkilenmekte ve şehirler, gelişmelerinin bir sonucu olarak ekolojik değişimin oluşturduğu tüm etkilerinin öncelikle yaşandığı yerleşim alanları olarak ortaya çıkmaktadır.

Atıklar, hava, su, toprak ve gürültü kirliliği, yoğun tarım uygulamaları, tarım topraklarının parçalanmasının yol açtığı toprak verimsizliği, kıyıların yapılaşmaya açılması, yeşil alanların azalması, doğal ve tarihî değerlerin zarar görmesi gibi sorunlar, düzensiz, aşırı ve hızlı şehirleşmenin yarattığı diğer sorunlar arasında yer almaktadır.

Bu çevre sorunları insanlar ve doğa üzerinde olumsuz etkiler yaratmaktadır. Hava kirliliği, yaşam ortamlarında canlıların solunum yollarını etkileyerek, doğrudan insan sağlığını etkilemektedir. Bu havanın bronşların iltihaplanması ve daralması, kronik bronşit, anfizem, nefes darlığı ve akciğer kanseri gibi hava kirliliğinin insan sağlığı üzerindeki temel etkilerinin yanı sıra, insanların sağlığı üzerinde olumsuz psikolojik etkiler yaratması, salgın hastalıklara karşı vücut direncini azaltabilmesi, hastalıkların iyileşmesini geciktirmesi gibi etkileri bulunmaktadır. Kirli sudan insan sağlığı doğrudan etkilenmektedir. Susama, ağız kuruluğu, halsizlik, baş ağrısı, vücut sıcaklığının artması, sık soluma gibi yaşamı tehlikeye sokabilen belirtilere rastlanabilmektedir. Şehirlerdeki toprağın yerleşim alanlarından çıkan katı atıklar, egzoz gazları, endüstri atıkları, tarımsal mücadele ilaçları ve kimyasal gübreler ile kanalizasyon şebekelerinin arıtılmadan toprağa verilmesiyle toprak kirlilik tehdidi bulunmaktadır. Zira doğal yaşama habitat sağlayan topraktaki bu kirlenme ise, zamanla yetişen ürünlere, bu bitkilerle beslenen hayvanlara ve besin zincirinin sonundaki insana geçmektedir. Gürültü kirliliği ise, başta kulak çınlaması ve sağırlık gibi işitme sağlığını ve algısını bozan hasarlar, kaslarda yorgunluk sonucunda iş verimliliğinin ve üretkenliğinin azalması, yorgunluk ve sinirlilik durumu, dikkat dağınıklığı, uyku düzeni bozukluğu, insan vücudunun fizyolojik davranışında oluşturduğu değişiklikler ve toplumsal davranışındaki değişiklikler bulunmaktadır. Elektromanyetik radyasyon ve kirliliğin insan üzerinde oluşturduğu rahatsızlıklar arasında; kalp rahatsızlıkları, genetik yapının bozulması, beyin hücrelerinde ölüm ve beyin tümörü, lenfoma kanseri, kan hücrelerinin bozulması, kalıcı işitme bozuklukları, baş ağrıları ve yorgunluk hissi gibi insan sağlığına yönelik sorunlar bulunmaktadır.

Birleşmiş Milletlerin İnsan Yerleşimleri Programı ile Çevre Programı şehirleşmenin çevre sorunlarına ilişkin etkilerinin ortadan kaldırılmasında etkin olan iki önemli örgüt olarak ortaya çıkmaktadır. Bu programlar, insan yerleşimleri faaliyetlerinin eşgüdümünü, sürdürülebilir insan yerleşimleri ve iskân programları konularında bilgi değişimi sunarak çevre sorunlarının çözümü yolunda ülkelere teknik yardım ve finansman desteği sağlamaktadırlar.

On Birinci Kalkınma Planı’nda ise; çevreye duyarlı yaklaşımların sosyal ve ekonomik faydalarının artırılması ve ülke insanının şehirlerde yaşam kalitesinin sürdürülebilir bir şekilde iyileştirilmesi kapsamında bir takım hedef ve politikalara yer verilmektedir. Bu Plan’da sürdürülebilir kalkınma anlayışı benimsenmete; ekonomik büyümenin ve getirilerinin, sosyal ve çevresel unsurlarla uyumlu bir biçimde, sosyal yapıyı güçlendirmesi ve çevre ve doğal kaynaklar üzerindeki baskıları azaltması gerektiği vurgulanmakta ve bu yaklaşımın ülkenin öncelikleri arasında olduğu açıkça dile getirilmektedir.