Afet Politikası
Afet konusu sadece mühendislere ait bir konu değildir. Afetler, etkilenenleri insanlar olduğu için sosyal bir olgudur. Dolayısıyla insanın içinde olduğu her süreçte yönetim olgusundan bahsedebileceğimiz gibi afet konusunda da bahsedebiliriz. Afet yönetimi afetlerin zararlarını ve özellikle de can kayıplarını en aza indirmeyi amaçlamaktadır.
Çağdaş afet yönetimi, süreklilik arz eden bir olgudur. Risk ve zarar azaltma, hazırlık, müdahale ve iyileştirme süreçleriyle ifade edilmektedir. Bu süreçte önemli olan konu, sürecin sürekli iyileştirmeyi hedeflemesidir. Diğer deyişle süreçte saptanan hataların tekrar edilmemesi amaçlanmaktadır.
Afet yönetimi konusu uluslararası toplumun temel konularından biridir. Özü itibariyle çevre konusuna çok benzemektedir. Şöyle ki, tıpkı çevre ile ilgili konularda olduğu gibi toplumların iş birliği içerisinde hareket etmesi düşüncesi hâkimdir. Bu konuda ortaya çıkan metinlerde özellikle afetlere dirençli olmayan toplumların afetlerden en çok etkilenenler olduğu saptaması sürekli olarak tekrarlanmaktadır. Birleşmiş Milletler afetlerle ilgili yapılan uluslararası çalışmalarda önemli bir platform niteliğindedir. Bu vasıtayla hem afetler konusunda uluslararası iş birliği zemini oluşmaktadır hem de ulusal politikaların geliştirilmesine yardımcı rehber metinler ortaya çıkmaktadır.
Türkiye bir afet ülkesidir. Depremler de verdiği kayıplarla afetler içerisinde öne çıkmaktadır. Ancak Türkiye taşıdığı bu risklere rağmen yeterli bilinç düzeyinde değildir. Bu sebeple afetler konusunda gerek kamu gerek özel gerekse de sivil toplum kuruluşları tarafından afet eğitimleri düzenlenmelidir. Böylelikle en azından afetlerde nasıl hareket edilmesi gerektiği öğrenilebilecektir.
Afetler konusunda önemli olan bir diğer konu da ilk yardımdır. İlk yardım ehil ellerde hayat kurtarabileceği gibi aksi durumda can kaybına yol açabilecektir. Toplumun afetler konusunda bilinçlenmesi afetlere olan direnci arttıracak bir durumdur. O halde ilk yardım yapabilen kişi sayısının fazlalığı bu direnci arttıracaktır. Afetlere karşı direnci arttırabilecek diğer bir durum da gönüllülük faaliyetleridir. Bu konuda da yerel yönetimlere örgütleme açısından önemli roller düşmektedir.
Türkiye’de afetler konusunda faaliyet gösteren kamu kurumu kuruluş Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD)’dır. Ulusal düzeyde afetlerle olduğu kadar acil durumlar ve sivil savunma konularıyla ilgili de faaliyet göstermektedir. AFAD hem ulusal düzeyde eşgüdüm hem de politika üretme konusunda görevli ve yetkilidir.
Afetlerle ilgili uluslararası alanda çok fazla çalışma ve belge bulunmaktadır. Metinde de ele alınan ve değerlendirilen bu çalışma ve belgeler dünyada afetle ilgili çalışmalara yön vermektedir. Bu çalışma ve belgelerle uyumlu olarak Türkiye’de mevzuatını ortaya koymuştur. Bu konu ciddi bir başarı olarak görülmelidir. Çünkü gerçekten de mevzuatımız uluslararası düzeyle terminolojik olarak büyük bir uyum içerisindedir. Ancak sorun uygulamadaki başarımızdır. Bu sebeple mevzuatın olumlu gücünü uygulamayla desteklemek gerekmektedir.
Afet yönetiminde risk azaltma konusu giderek artmaktadır. Risk azaltmaya yapılan yatırımlar, afetlerin yıkıcılığını ve şiddetini de azaltmaktadır. Dolayısıyla dünyanın afet yönetimindeki çizgisi risk azaltma üzerine gelişmektedir. Risk azaltma aynı zamanda kentlerin de dirençli hale gelmesine yardımcı olacak bir gelişmedir.