Sağlık Sosyolojisinin Doğuşu ve Gelişimi

Modern tıp biyolojiye fazlasıyla önem vermekte, sağlık ve hastalığın psikolojik, sosyal, kültürel ve ekonomik yönlerini göz ardı etmektedir. Halbuki bugünün en önemli sağlık problemlerinin temel nedeni, biyolojik ve genetik etkenlerden ziyade insan davranışlarına, alışkanlıklara ve yaşam tarzlarına bağlı nedenlerdir. Dolayısıyla tıp aslında uygulamalı bir bilim dalı olduğu kadar, sağlık/hastalık ve toplum ilişkisi göz önünde tutulduğunda, aynı zamanda bir sosyal bilim dalıdır.

Bir Sosyal Bilim Olarak Tıp

Sosyologlar geçtiğimiz dönemlere kıyasla bugün daha yoğun biçimde tıp alanında çalışmaya başlamıştır. Sosyologların bu alandaki çalışmaları tıp alanına farklı ve yeni perspektifler kazandırmış, dolayısıyla bugün tıpta ve sosyolojide hastalar, sadece bir cisim veya vaka değil sosyal çevreleri tarafından büyük ölçüde etkilenen kişiler olarak değerlendirilmeye başlanmıştır. Sağlık sosyolojisi alanında yapılan çalışmaların artış göstermesinde, etiyoloji ve epidemiyoloji biliminin ve hatta koruyucu hekimlik anlayışının da etkili olduğu görülmektedir. Hastalıkların sebep ve kaynaklarını inceleyen tıp bilimi olarak tanımlanan etiyoloji, sağlık sosyolojisinin gelişimine önemli katkılar sağlamıştır. Çünkü hastalığın nedenlerine ilişkin yapılan klinik araştırmalar, istatistiksel deneyler ve hastalığın niteliği ve nedenlerine yönelik çalışmalar, sağlık ve hastalığın boyutlarını ortaya çıkarmada yeterli olmamış, buna ek olarak hastanın sosyo - ekonomik unsurlarının da etkili olduğu saptanmıştır.

Sağlık Sosyolojisinin Gelişimi

Sosyoloji alanında medikal sosyoloji kavramının yerine, konu alanı temel olarak büyük bir farklılık göstermeyen, sağlık/hastalık sosyolojisi kavramının yaygın olarak kullanıldığı görülmektedir. Medikal sosyoloji kavramı Batı literatüründe kullanıldığı şekliyle Türkiye’ye aktarılmıştır. İlk zamanlarda bu ifade yoğun olarak kullanılıyor olsa da, günümüzde çoğunlukla sağlık sosyolojisi terimi kullanılmaktadır. Medikal sosyoloji ifadesi ilk defa 1894 yılında McIntyre tarafından kullanılmış olup McIntyre bu kavramı kullandığı makalesinde, sağlığın toplumsal etkenlerle ilişkisini ele almıştır.

Sosyoloji biliminin ortaya çıkışından 1950’li yıllara kadar sosyolojinin sağlıkla ilgili çıkarsamalarda bulunmadığı veya sağlıkla ilişkilendirilebilecek araştırmalar yapılmadığı anlamına gelmemektedir. Zira Durkheim, Marx ve Engels ’in çalışmaları, sonrasında sağlık sosyolojisinin de sıkça referans gösterdiği çalışmalar olmuştur. Kaldı ki dünya tarihinde yer alan siyasal, toplumsal ve ekonomik temelli önemli kırılmalar, sağlık ve hastalık konusunda da ciddi sonuçlar doğurmuştur. Örneğin Sanayi devrimiyle birlikte Avrupa toplumlarında yaşanan keskin dönüşümler, krizlerin ve kaosların oluşmasına neden olmuş, sonrasında bireyleri buhrana ve çaresizliğe sevk etmiştir. Durkheim’in ünlü eseri İntiharın bu dönemde yazılmış olması, sağlığın toplumsal boyutlarıyla sıkı bağını ortaya koymaktadır.

Sağlık sosyolojisi alanında yankı uyandıran isim Talcott Parsons olmuştur. Parsons’ın 1951 yılında yayınlanan Social System (Sosyal Sistem) (1991) isimli kitabı, sağlık sosyolojisinin teorik kısmının kurgulanmasında önemli bir referans olarak görülmüştür. Parsons sağlık ve hastalık kavramlarını işlevsel model temelinde ele almış, sosyal yaşam içerisinde bireyin yapması gereken görev, rol ve sorumluluklarını yerine getirmesiyle bireyin sağlık durumunu ilişkilendirmiştir. Bir toplumsal rol olarak hastalık, ilk defa Parsons tarafından hasta rolü olarak kavramsallaştırılmış, sonrasında bu kavramsallaştırma birçok eleştiri almış ve günümüzde ise kısmen önemini kaybetmiştir.

Türkiye'de Sağlık Sosyolojisinin Gelişimi

Türkiye’de sağlık sosyolojisi alanında ilk çalışmayı yapan sosyolog Orhan Türkdoğan ’dır. Türkdoğan’ın 1964-65 yıllarında Erzurum’un Ilıca ilçesine bağlı 37 köy üzerinde, geleneksel tıp, modern tıp, doktor ve hastaneye ilişkin tutumlar, hasta ve hastalık ilişkisine yönelik değer yargıları ve inanç sistemlerini konu aldığı, Toplumsal Yapı ve Sağlık Hastalık Sistemi adlı çalışması, Türkiye’nin sağlık sosyolojisi literatürüne giren önemli bir çalışmadır. Türkiye’de sağlık sosyolojisi alanında 1970’li yıllarda herhangi bir çalışmaya rastlanmamakla birlikte sonraki yıllarda bu alandaki çalışmalar nispeten artış göstermiştir. 1982 yılında Sağlık Örgütlerinde Personelin Sosyal İlişkileri isimli doktora tezi ve çeşitli dergilerde yayınladığı makalelerle Aytül Kasapoğlu, 1993 yılında yazdığı Medikal Sosyolojide Bazı Kavramsal Açıklamalar makalesiyle Ülgen Oskay, 1993 yılında yazdığı Sosyolojide Bir Alan: Sağlık Sosyolojisi ve Sağlık -Toplumsal Yapı İlişkileri adlı makalesi ve sonraki yıllarda da sağlık sosyolojisiyle ilgili çalışmalarıyla Sevinç Özen, 1995 yılında tamamladığı Kırsal Kesim ve Kentsel Kesimdeki Sağlık Sisteminin Sosyolojik Açıdan Karşılaştırmalı Olarak İncelenmesi adlı doktora tezi ve sonraki yıllarda sağlık sosyolojisi alanında yazdığı makalelerle Sezgin Kızılçelik (1995) literatüre önemli katkılar sağlamıştır.

1999 yılında Aytül Kasapoğlu ve Mehmet Ecevit’in editörlüğünü yaptığı Sağlık Sosyolojisi: Türkiye’den Araştırmalar , 2001 yılında Zafer Cirhinlioğlu’nun Sağlık Sosyolojisi , 2002 yılında Nihat Aycan’ın Sağlık Yüksekokulları için Sağlık Sosyolojisi , 2004 yılında Ertan Özensel ve Abdullah Koçak’ın Hekimler ve Hekimlik ve 2006 yılında Burhan Baloğlu’nun Ekonomik ve Sosyolojik Bakış Açısıyla Sağlık ve Hastalık isimli çalışmalar, literatürün oluşmasında önemli katkılar sağlamıştır. Ayrıca 2008 yılında Aytül Kasapoğlu’nun editörlüğünü yaptığı Madalyonun İki Yüzü: Hastalık ve Sağlık adlı çalışması, Erhan Tecim’in editörlüğünü yaptığı Sağlık Sosyolojisi Yazıları ve müstakil çalışması olan Sağlık Sosyolojisi (2018) adlı kitapları, İslam Can’ın Sağlık Olsun: Sağlığın Toplumsal Görünümleri (2019) isimli çalışması ve Reşat Açıkgöz’ün Hastalık, Sağlık ve Toplum: Bir Sağlık Sosyolojisi İncelemesi (2021) isimli çalışmaları, son dönemlerde literatüre katkı sağlayan önemli eserlerdir.