Ticarileşen Sağlık

Sağlık ve hastalık olgusunun anlamının zamanla değişmesi ve sağlığa yapılan vurgunun hemen her alanda artması, sosyal bir kurum olarak sağlığın ticarileşmesini beraberinde getirmiştir. Ayrıca tüketim endüstrisine bağlı olarak gelişen yeni sağlık anlayışları ve tıbbi profesyonellerin ya da alternatif tıp fenomenlerinin medyada sıklıkla boy göstermesi gibi etkenler, sağlık bilgisinin geniş kitlelere aktarılmasını sağlamış, beden-sağlık-estetik-güzellik gibi genç görünme temalı sağlık anlayışının toplumda yerleşmesini desteklemiştir.

Sağlık Endüstrisi

Sağlık endüstrisine yönelik birkaç araştırma esasında sağlığın ticarileşmesini ve hastaların ve hastalığın ne şekilde inşa edildiğini ortaya koyması açısından önemlidir. Araştırmalardan ilki, Amerika, İsveç ve Kanada’nın bazı cerrahi operasyon karşılaştırmasını içermektedir. Birbirine yakın ekonomik ve kültürel şartlara sahip olan Amerika ve İsveç’te 1993 yılında yapılan cerrahi operasyon karşılaştırmasında, Amerikalı hekimlerin İsveçli hekimlere kıyasla 2.5 kat daha fazla rahim alma ameliyatı yaptığı, sezaryenle doğum yaptırma yöntemine ise yine İsveçli hekimlerden iki kat daha fazla başvurduğu tespit edildi. Ayrıca Amerikalı hekimlerin Kanadalı hekimlere kıyasla, koroner baypas ameliyatlarını 4.4 kat daha fazla yaptıkları tespit edilmiştir.

Sosyal değişkenleri birbirine yakın olan gruplar olmasına karşın, bu ülkelerde yapılan cerrahi operasyon oranlarının birbirinden oldukça farklı olması, sağlığın geleceği hakkında kuşkusuz oldukça düşündürücüdür. Bir diğer araştırma da bizatihi hekimlere sorulan sorulardan oluşmaktadır. Amerikan Tıp Birliği’nin ikinci safha prostat büyümesi üzerine yaptığı müdahale araştırmasında ürologlara, kendilerinin aynı durumda olmaları halinde, nasıl bir tedavi yöntemini isteyecekleri sorulmuş ve sadece % 40,5’i transüretal prostat rezeksiyonu ameliyatını tercih edeceğini belirtmişlerdir. Ancak toplumun genelinde bu ameliyat, ikinci safha prostat büyümesi olan hastalarda % 80 oranında uygulanmaktadır. Araştırma sonucu, hekimlerin hastalara uyguladıkları cerrahi operasyonun aynısının kendilerine uygulanması konusunda pek istekli olmadıklarını ortaya koymaktadır.

Ticarileşen Sağlık ve İlaç Endüstrisi

Sağlık endüstrisine ilişkin kuşkusuz konuyla bağlantılı birçok örnek verilebilir. Özel hastaneler, astronomik muayene ücretleri, gereksiz ameliyatlar, ilaç sanayisi, tıbbi cihazlar, diyet ve zayıflama sektörü, estetik operasyonlar, kozmetikler, beslenme, spor aletleri ve daha onlarca sağlıkla ilişkilendirilebilecek tüketim nesneleri ve uygulamalar, daha çok sağlıklı olma hevesi uğruna insanlar tarafından tercih edilmektedir. Bu kalemlerden her biri sağlık endüstrisinin değirmenine su taşımaktadır ve her bir uygulama, müstakil bir araştırmanın konusunu oluşturabilecek düzeyde geniş bir olay örgüsüne sahiptir.

Günümüz toplumlarında ilaç kullanımının olabildiğince sıradanlaşması, herhangi bir hekime başvurma ihtiyacı duyulmadan ilaçların tüketilmesini de beraberinde getirmektedir. Amerika’da Graham Scambler tarafından yapılan araştırmada, eczanelerden reçetesiz olarak alınan ilaçların çok ilginç bir dağılım gösterdiği bulgulanmıştır. Buna göre ilaçların sadece % 10’u doktor tarafından daha önce tavsiye edilmiş ilaçlardan oluşurken, ilaçların % 90’ı ise hastaların eş, dost ve yakın çevresinin tavsiye ettiği ilaçlardan oluştuğu görülmüştür.

Dolayısıyla insanların bir kısmı, hekim kontrolünde olmaksızın, çevresindeki tıpla ilişkili olmayan insanların tavsiyesiyle ilaç kullanabilmektedir. Şüphesiz bu tip ilaç tüketimi, ilaç endüstrisinin daha fazla kalkınmasına da aracılık etmektedir.

Ticarileşen Sağlığın Ayartıcı Yöntemi: Sağlıklı Yaşam Miti

Sağlık aslında kültür tarafından şekillendirilen bir uyum sağlama meselesidir. Modern tıbbın iktidarına kadar sağlık, bireyin çevresindeki değişimlere uyum sağlayabilmesini, büyümesini ve yaşlanabilmesini, zarar gördüğünde iyileşebilmesini, acı çekebilmesini ve ölümü huzurlu biçimde bekleyebilmesini ifade ediyordu. Bugün modern tıp, biyomedikal teori ekseninde geliştirdiği pratikleri, azami düzeyde yaşamı tıbbileştirmesi, insan sağlığını ticari bir metaya dönüştürdüğü uygulamaları ve iktidara dönüştürdüğü bilgi birikimiyle inandırıcılığını kaybetmeye başlamıştır. Dolayısıyla yaşadığımız dönemde sağlık, her geçen gün adeta bir ideolojiye dönüşmektedir. Sağlığın bir ideoloji olarak algılanması, bu ideolojiye ayak uyduramayanları ya da ideolojiye aykırı davranış sergileyenleri hasta etiketiyle yaftalamaktadır.

Sağlık ideolojisi, modern tıbbın buyruğu olarak görülen medikalizasyon (yaşamın tıplaştırılması) aracılığıyla, yaşamları sağlıklı olarak kurgulamak istemektedir. Sağlık ideolojisine göre hasta, medikalizasyon sürecine uyum sağlayamayan kişi olarak inşa edilmektedir. Bu medikalizasyon süreci, sağlık yaşam idealini gerçekleştirmek için yoğun çaba gösteren bireylerin sayısını gün geçtikçe arttırmaktadır. Ancak bu ideale erişmek için sarf edilen yoğun çaba, aynı zamanda sağlık endüstrisinin kâr etme amacıyla da örtüşmektedir. Zira sağlık endüstrisine göre genç, güzel ve sağlıklı görünmenin yolu; estetik operasyon yaptırmaktan, kozmetik ürünler kullanmaktan, spor salonlarına gitmekten, vitamin takviyeleri ve ilaç kullanmaktan geçmektedir.

Ticarileşen Sağlığın Ana Sermayesi: Beden

Beden, sağlıklı yaşam mitinin bir tüketim nesnesidir. Formlar, güzellik arayışları, süslemeler, estetikler, eklemeler ve çıkarmalar gibi birçok operasyon ve düzenlemeler, kişinin tercihine göre beden üzerinde uygulanabilmektedir. Geleneksel düşüncenin aksine emanet olmaktan çıkartılan beden, tüketilebilen bir nesne olarak tüm tıbbi imkanları seferber etmektedir. Sağlık ve tüketimin kol kola girerek kapitalizmin mihmandarlığında yeni tüketim ve kar elde etme çabaları, güzel ve genç görünmeyle sağlıklı olma arasında güçlü bir bağ kurarak adeta bir sağlık pazarı oluşturdu. Ayrıca hasta-hekim ilişkilerinin gittikçe ticarileşmesiyle, sağlık hizmetinin ekonomik rekabet koşulları altında üretilen bir meta haline dönüşmesini sağlamıştır. Bu ilişkide hastalara müşteri rolü biçilirken sağlık endüstrisine ise metalaşan sağlık hizmetinin satıcısı rolü verilmektedir.