Sağlık Sektöründe Özelleştirme

Özelleştirmenin Tanımı ve Gelişimi

Özelleştirme genellikle dar ve geniş anlamda olmak üzere iki şekilde tarif edilmektedir. Dar anlamda özelleştirme, kamu mülkiyetindeki kaynakların bir anlamda KİT’lerin yönetim ve mülkiyetinin özel sektör iştirakçilerine devredilmesidir. Geniş anlamda özelleştirme ise “kamusallaştırma”nın tam tersine, devletin ekonomiye müdahalesinin asgari düzeye indirilmesi ya da kaldırılmasına yönelik uygulamalar bütünüdür.

Türkiye’de sunulan sağlık hizmetleri hem cumhuriyet öncesi dönemde hem de cumhuriyet sonrası dönemde ağırlıkla kamu tarafından yerine getirilmiştir. Özel sektörün sağlık hizmetleri içindeki payında ise son yıllardaki artışa rağmen, hālā kamunun ağırlığı devam etmektedir.

Özelleştirmenin Türkiye’deki Gelişimi

Türkiye’de özelleştirme fikir olarak en az cumhuriyetle yaşıttır. 1923-1930 yılları arasında özel sektörün desteklenerek ülke ekonomisinin düzlüğe çıkarılmasına çalışılmasına rağmen, o günkü koşullar buna müsaade etmemiş ve 1929 ekonomik bunalımının da etkisiyle 1930’lu yıllarda Türkiye’de KİT’ler kurulmuş ve bunlar 1980’li yıllara kadar ülke kalkınmasında temel taşlar olmuşlardır. Türkiye’de 1980’den sonra özelleştirme faaliyetleri hız kazanmış ve en çok özelleştirmenin gerçekleştirildiği dönem 2002 sonrası olmuştur.

Türkiye’de kamu sağlık kuruluşlarının özel sektöre devredilmesinden ziyade, bu kuruluşlarda etkinlik ve verimliliği arttırarak özel sektörle birlikte hizmete devam etmek en azından 20-30 yıllık bir dönem için zorunluluk gibi gözükmektedir.

Sağlıkta Özel ve Kamu Sektörlerinin Payı

Türkiye’de özel sektörün sağlık alanında faaliyette bulunması 12.1.1961’de Resmî Gazete'de yayınlanan 224 sayılı sağlık hizmetlerinin sosyalleştirilmesi hakkındaki kanunla başlamıştır. Türkiye’deki hekimlerin yaklaşık %40’ı özel olarak çalışmaktadır. Özel çalışan doktorların %90’ı yalnız çalışmaktadır.

Özel sektör 2002 yılı itibariyle Türkiye’deki hastanelerin %27’sine, yatak kapasitesinin de %8,5’ine sahip bulunmaktadır. 2017 yılında ise bu oranlar hastane sayısı itibarıyla %38’e, yatak sayısı itibarıyla da %22’sine çıkmıştır.

Türkiye’de Sağlık Hizmetlerinin Özelleştirilmesi

Türkiye’de 05.01.1961 tarihinde kabul edilen, 12.01.1961’de Resmî Gazetede yayınlanan 224 sayılı Sağlık Hizmetlerinin Sosyalleştirilmesi Hakkındaki Kanun’un 4.maddesi ile özel sağlık sektörü serbest bırakılmış, isteyenin özel sektöre başvurabileceği belirtilmiştir.

Türkiye açısından sağlık sektörünün özelleştirilmesi konusunda şu değerlendirme yapılabilir: Gelişmiş ülkelerde de olduğu gibi kamu sektörünün temel hizmetleri sağlayıcı ve dengeleyici rolü yanında, kamunun yükünü ödeme gücü yeterli olan gelir gruplarına hizmet yönüyle hafifletecek özel sektör sağlık hizmetlerinin gelişmesinde yarar vardır. Türkiye nüfusunun 2012 yılında uygulamaya konulan Genel Sağlık Sigortası ile hemen hemen tamamının sağlık yönünden güvence altında olduğu günümüzde bile hastanelerin ihtiyaca cevap vermediği ülkemiz gerçeğinde, kamu sağlık kurumları ve hizmet miktarı yetersiz kalabilir. Bu nedenle, Türkiye’de kamunun yanında özel sektör hastanelerine de her zaman yer verilmelidir.

Türkiye İçin Öneriler

Ülke koşulları da göz önüne alınarak sağlık sektöründeki özelleştirme, özel sektörün kamuyla birlikte faaliyet göstermesine kolaylıklar sağlamak yönünde olmalıdır. Aksi takdirde, kamu sağlık kurumlarının elden çıkarılması yoksul toplum kesimlerinin zor durumda kalmalarına sebep olabilecektir.

Bölgesel dengesizliklerin çok yoğun olduğu Türkiye gerçeğinde, özellikle kırsal bölgelere özel sektör gitmeyi tercih etmeyeceği için kamu sektörü bu bölgelere daha bir titizlikle eğilmelidir. Yani bu bölgeler, diğer sektörlerde olduğu gibi sağlık açısından da az gelişmişlikle baş başa bırakılmamalıdır.

Problemlere çözüm olarak sağlığın tamamen özelleştirilmesini değil, toplumun tümüne temel sağlık hizmetlerini götürmek anlayışı içindeki bir örgütlenmeyi ve bu örgütlenmenin finansmanı için kamunun sağlık sektörüne daha fazla pay ayırmasını savunmak gerekmektedir.