Sosyal Güvenlik Riskleri ve Yönetimi

Terminolojik olarak sosyal güvenlik XX. Yüzyılın başlarından itibaren kullanılmaya başlamıştır. Dünyadaki sosyal güvenlik sistemleri dağıtım ve fonlama modeli olarak temel de iki kategoride toplanmaktadır.

Dağıtım modeli, belirli bir dönem içerisinde toplanan gelirlerin aynı dönem içerisindeki harcamalarda kullanılması esasına dayanmaktadır.

Fonlama modeli, çalışanların kendi adlarına açılan hesaplarda düzenli olarak primlerini yatırması, bu primlerin bir emeklilik fonunda yatırımlara yönlendirilme-sinden elde edilen tasarruflar ile emeklilik zamanı geldiğinde emeklilik gelirlerini finanse etmesi esasına dayanmaktadır.

Sosyal güvenlik mekanizmalarının zaman içerisinde giderek çeşitlenmesine karşın, finansman tekniği itibariyle iki temel yöntem kullanılmaktadır. Bunlardan ilki, her aktif kuşağın kendinden önceki jenerasyonu ve toplumun muhtaç bireylerini finanse ettiği "dağıtım sistemi", diğeri de her jenerasyonun kendi sosyal güvenlik giderlerini karşılamak üzere tasarruf yapmasına dayanan "fonlama sistemi”dir.

Dağıtım sisteminin işleyiş mekanizması, belirli bir dönemde ödenmesi gereken sosyal güvenlik harcamalarının aynı dönem içerisinde elde edilen gelirlerle karşılanması esasına dayanmaktadır.

Prime dayalı dağıtım sistemi kendi içerisinde kamu çalışanları ve özel sektör çalışanlarına yönelik olmak üzere iki alt gruba ayrılmaktadır.

Dağıtım sisteminde kaynak aktarımı, yüksek gelirli çalışanlardan toplanan primlerin bir bölümüyle, hayatları boyunca düşük gelir elde etmiş olanların emeklilik gelirinin desteklenmesi şeklinde gerçekleşmektedir.

Maaş Esaslı Emeklilik Programları çerçevesinde sağlanacak emeklilik maaşı, başlangıç aşamasında tespit edilmekte ve programa katılan tüm çalışanlara uygulanmaktadır. Herkes için tek-tip emeklilik maaşı yaklaşımının benimsendiği programlara katılanlar, emekliliklerinde çalışma dönemlerindeki ücret/maaş gelirleri göz önüne alınmaksızın tespit edilen bir emeklilik maaşı almaya hak kazanmaktadır

Prim Esaslı Emeklilik Programlarında çalışma hayatı boyunca ödenen primler, emeklilik döneminde elde edilecek emeklilik maaşının düzeyi üzerinde belirleyici rol oynamaktadır.

Primsiz sosyal güvenlik uygulamalarında pasif nüfusun giderleri, vergiler başta olmak üzere kamu gelirlerinden karşılanmaktadır.

Fonlama sisteminde ise gelirlerin finansmanından harcamanın yapılacağı tarihe kadar bir fon oluşturularak yatırım gelirlerinden istifade edilmektedir. Yasal ve örgütsel açılardan iyi dizayn edilmiş bir fonlama sisteminin bu alanlarda dağıtım sistemi karşısındaki avantajları, fonlama sistemini giderek ön plana çıkartmıştır.

Fonlama sisteminde, Maaş esaslı emeklilik programlarında emeklilik döneminde sağlanacak gelirin düzeyi başlangıçta tespit edilmektedir. Bu tespit, her çalışma yılına karşılık belirli bir miktar gelire hak kazanma, çalışma döneminin sonundaki aylık gelirin belirli bir yüzdesine hak kazanma ya da bu iki yöntemin birleşiminden oluşan bir metoda dayanabilmektedir.

Maaş esaslı emeklilik programlarının sağlayacağı emeklilik geliri ile fona yapılan katkı tutarı arasındaki ilişki aktüeryal hesaplar yoluyla izlenmektedir.

Prim esaslı emeklilik programlarında primler sabit ya da değişken olarak tespit edilebildiği gibi, sadece çalışanlardan, sadece işverenden ya da her ikisinden birden kesilebilmektedir.

  • Gelirlerini azaltan
  • Giderlerini artıran ve
  • Kaynaklarını eriten

olmak üzere üç başlıkta toplamak mümkündür

Gelirleri Azaltan Uygulamalar ise Kayıt-dışı istihdam, Gerçekçi olmayan prime esas kazançlar, tahsil edilemeyen primler ve sürekli aflar, düşen primler vb. nedenlerle Gelir - Gider dengesinin bozulmuştur.

Giderleri Artıran Uygulamalar ise genç yaşta emeklilik, dengesiz "primaylık" ilişkisi, primli sistemde primsiz haklar ve başarısız politikalar artan sigorta yükleridir

Kaynakları Eriten Uygulamalar ise idari ve mali özerklikten yoksun kurumlar ve mevzuat yetersizliği göze çarpmaktadır.

Sosyal Güvenlik Sisteminin rehabilite edilebilmesi için prim tahsilatının artırılması, idari ve insan kaynakları sorunlarının giderilmesi ve sosyal güvenlik reformunun yapılması gerekmektedir.6/5/2006 tarihinde kabul edilen ve 20/5/2006 tarihli resmi gazetenin 26173sayısında yayımlanan 5502 sayılı Sosyal Güvenlik Kanunu (SGK) kabul edilmeden önce Türkiye’de Sosyal Güvenlik Sisteminin Organizasyonu, üç kurum

  • Sosyal Sigortalar Kurumu
  • T.C. Emekli Sandığı
  • Bağ-Kur tarafından yürütülmekteydi.

Diğer taraftan, 4958 sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ile kurulan Sosyal Sigortalar Kurumu, 1479 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu ile kurulan Esnaf ve Sanatkârlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu ile 5434 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu ile kurulan T.C. Emekli Sandığı , Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) devredilmiştir.(Kanun No: 5502, GEÇİCİ MADDE 1 ).

Diğer taraftan, Türkiye’de kamu sosyal güvenlik sisteminin tamamlayıcısı olarak, 4632 sayılı “Bireysel Emeklilik Tasarruf Ve Yatırım Sistemi Kanunu”, 07 Nisan 2001 Tarih ve 24366 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürülüğe girmiştir.