İş Hayatında Risk Değerlendirmesinin Gerekliliği
İş hayatında karşılaşılan her problem karar problemin olarak formüle edilebilir. Risk değerlendirme, her bir karar alternatifi için tehlikeleri belirler, tehlikenin ortaya çıkma olasılıklarını atar ve ortaya çıkması halinde meydana gelebilecek maddi / manevi kayıpları belirler.
Bir karar probleminin bileşenleri şunlardır:
Karar Problemi: Alternatifler arasından işletme yönetimi tarafından birinin seçilmesi görevi.
Alternatiflerin Belirlenmesi: Karar alternatifleri uzmanlar ve işletme yönetimi tarafından paydaşların değerleri göz önünde bulundurularak belirlenir.
Paydaşların Değerleri: İşletmenin örgütsel hedefleri, kriterleri, standartları, tercihleri, politikacıların görüşleri ve sivil toplum örgütlerinin konu hakkındaki görüşleri vb.den oluşur.
Analiz ve Değerlendirmeler: Yönetimin karar verebilmesi için her alternatifle ilgili tehlikelere, tehlikelerin etkilerine ve bunlarla ilgili belirsizliklerin ölçülmesine ihtiyacı vardır. Bu bilgi karar analizleri teknikleri ile birleştirilerek karar destek araçlarını oluşturur.
Yönetimin Görüş ve Değerlendirmesi: Yönetim alternatiflerin belirlenmesi aşamasında bütün paydaşların görüşlerini de dikkate alarak etkili olur. Analizler sonucunda elde edilen bilgiyi değerlendirerek alternatifler arasından seçim yapar.
Bu nedenle risk değerlendirmenin gerekliliğini en genel şekilde şu başlıklar altında toplayabiliriz:
- Karar problemine bilgi sağlamak için
- Etik sorumlulukları yerine getirmek için
- Kamunun tepkisini kazanmamak için
- Kanun ve yönetmeliklere uymak için
- İşletme hakkında en iyi kararları almak için
Kanunen bütün işletmelerce zorunluk olarak yapılması gereken risk değerlendirme iş sağlığı ve güvenliği konusundadır. Zorunluk 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanununda ifade edilmi, yöntemi de İş Sağlığı ve Güvenliği Risk Değerlendirmesi Yönetmeliğinde belirtilmiştir.
İş hayatındaki işletmeleri genel olarak imalat ve hizmet işletmeleri olarak sınıflandırabiliriz. Sektörlere göre firmaların karar problemleri farlı yapıdaki tehlikeleri, belirsizlikleri ve kayıpları içerecektir.
İmalat Sektörü Açısından Risk Değerlendirmenin Önemi
İmalat sektöründe, süreç sistemleri girdinin fiziksel ve/veya kimyasal değişime uğrayarak ürüne dönüştüğü sistemlerdir. Farklı tipteki hammaddelerin, karmaşık makinelerin ve operatörlerin oluşturduğu süreç sistemleri çok farklı risk kategorileri içermektedir bu nedenle süreç sistemlerinde risk değerlendirme oldukça önemlidir. Süreç sistemlerinde karşılaşılabilecek risk ve alt risk kategorileri şöyledir:
- Mesleki riskler
- İşletme varlıklarının kaybı
- Çevresel riskler
- Sorumluluk riski
- Üretime ara verme riski
- Mühendislik projelerini yüklenmekten doğan riskler
Hizmet Sektörü Açısından Risk Değerlendirmenin Önemi
Hizmet sektörü insanların ihtiyaçlarını karşılamak için sağlık, eğitim, turizm, ulaşım, finans, sigortacılık, haberleşme ve lojistik gibi alanlarda çalışan işletmelerden oluşur. Her alan kendine göre riskler içermektedir. Ancak hizmet sektörü için riskleri şu şekilde gruplayabiliriz:
- Mesleki riskler
- İşletme varlıklarının kaybı
- Çevresel
- Sorumluluk riski
- Kontrolle ilgili riskler (proje bazlı çalışan işletmeler gibi)
Ekonomik hayat için finans kurumları vazgeçilmezdir. Finans kurumlarında yaşanacak bir kriz birçok kişiyi etkileyebilir. Bu nedenle finans firmalarının karşılaşabilecekleri risk kategorileri aşağıda ayrıca verilmiştir.
Faiz Oranı Riski: Bir finansal kurumun varlık ve borçlarının vadeleri arasındaki uyumsuzluk neticesinde faiz oranlarındaki artış ve azalışlardan etkilenmeyi ifade etmektedir.
Pazar Riski: Pazarda oluşan kur, faiz, fiyat vb. parametrelerde meydana gelen değişimlerin varlık ve borçlar üzerinde yaratmış olduğu riskliliği ifade etmektedir.
Kredi Riski: Finansal kurumun elindeki krediler ve menkul kıymetlerden doğan nakit alacaklarının tamamen ödenmemesi durumudur.
Bilanço-dışı Risk: Bilanço içerisinde gösterilmeyen forward, swap, kredi mektubu gibi bazı işlemlerden kaynaklanan risklerdir.
Döviz Kuru Riski: Döviz kurunda meydana gelen değişimlerin yabancı para cinsinden varlıklar ve borçlar üzerinde oluşturacağı risktir.
Ülke veya Devlet Riski: Bir ülkeye borç veren yabancı kurumların veya yatırımcıların, çeşitli kısıtlamalar, müdahaleler veya dış devletlerin sorunları neticesinde verdikleri borçları geri ödeme konusunda üstlendikleri risklerdir.
Teknoloji Riski: Teknolojik yatırımların çeşitli nedenlerle beklenen maliyet düşüşünü yaratmamasıdır.
Faaliyet Riski: Mevcut teknoloji, denetim ve diğer destek sistemlerinin sistemde yaratacağı arıza, çalınma veya kayıplardır.
Likidite Riski: Borçlardaki artış ya da nakit çıkışları sonucunda finansal kurumun varlıklarını kısa zamanda ve gerçek piyasa fiyatından nakde dönüştürememesi olarak tanımlanır.
İflas Riski: Finansal kurumun varlıklarındaki ani değer kayıplarını karşılayacak yeterli sermayeye sahip olmaması ve kanuni olarak aciz halde kalmasıdır.
Proje yönetimirisklerini de tehlike, kontrol ve fırsat riski olarak gruplandırabiliriz.