Kompozisyonda Renk

Kompozisyon, iki boyutlu bir düzenleme veya yüzey tasarımıdır. Renk, kompozisyona iki boyutlu düzlemde uzamsal bir nitelik kazandırır. Renkler, yan yana geldiklerinde etkileşime girerek görsel olarak farklı algılanır. Bu ünitede, duygusal etkiler için hangi renklerin birlikte kullanılması gerektiği ya da gözü yoran veya birbirlerini değiştiren renk ilişkilerin nasıl önüne geçileceği anlatılmıştır.

Tasarım ögeleri, tasarım ilkeleri ile kullanılarak dengeli ve monoton olmayan kompozisyonlar oluşturulur.

Büyük-küçük ya da sık-seyrek kullanılan noktalarla az renk ile çok renklilik etkisi yaratılabilir. Kompozisyonda kalın çizginin koyu renkte olması tasarımın etkisini güçlendirir, tersi de azaltır. Farklı büyüklükteki espasın renk ile etkileşimi hareketi güçlendirir. Aynı renk, dokulu yüzeyde daha mat, dokusuz yüzeyde daha parlaktır.

Kompozisyonda renk dengesi kadar biçim-formların dengesi de önemlidir. Renk ve biçim birlikte ele alınmalıdır. Doygun ve sıcak renklerle keskin ve köşeli formların dinamik etkileri artar; pastel ve kırık tonlarla yuvarlak formlar ise daha da dinginleşir. Çarpıcı renkler, sivri biçimlerle birleştiklerinde; soğuk renkler ise yuvarlak biçimlerle birleştiklerinde etkileri güçlenir. Sıcak renkler, kareyle birleştiklerinde bütünlüğü oluştur. Kompozisyonda, koyu renk zeminde, boyutları küçük de olsa, açık renkte kullanılan biçimler ön plandadır.

Kompozisyonda küçük ölçüler ve soğuk renkler uzaklık, büyük ölçüler ve sıcak renkler yakınlık etkisi yaratır. Büyük ve küçük biçimlerin renklerinin göz önünde tutulması gerekir. Aynı renkte olan biçimlerden, büyük boyutlu olanlar daha doygun algılanırlar.

Tasarım ilkelerinden monotonluğa açık olan tekrarda, rengin kullanımı hareketlilik için gereklidir. Biçimler, renkleri ya da renk tonları yakınsa uygunluk meydana getirirler. Açıktan koyuya ya da koyudan açığa renk geçişleri ile koram oluşturulur.

Biçimlerin farklılıklarına rağmen renklerinin ton yakınlıkları bile birliği yaratmada etkilidir.

Renk ögesinde, sıcak ve soğuk renk grupları arasında egemenlik sağlanmalıdır; kompozisyona sıcak renkler egemen olacaksa, daha fazla yüzey kaplamalıdır.

Kristalografik dengede renk ya da biçimler tüm yüzeye dağılmıştır. Rengin dengeli dağılımı için renklendirilecek biçimin ölçü-boyutu ile kullanılacak renklerin ton değerleri birlikte değerlendirilmelidir.

Renklerde açık-koyu zıtlığı ya da zıt renklerin kullanımı gibi ilişkiler zıtlık doğurur. Rengin zıtlık ilkesi ile birlikte kullanımı dikkat çekici kompozisyonlar yaratır.

Kompozisyonda renk ilişkileri, Bauhaus Okulu eğitmenlerinden sanatçı Johannes Itten’nın renk kuramı çerçevesinde incelenmiştir. Itten, edebiyatçı ve doğa bilimci Johann Wolfgang von Goethe’den esinlenmiştir. Itten’ın renk çemberi üzerinde uygun olabilecek renkleri belirlemek için üçgen, kare ve dikdörtgen formlar önermektedir. Itten’ın yedi ana renk kontrastlığı olarak sınıflandırdığı ilişkiler; yalın renk ilişkisi, açık-koyu ilişkisi, sıcak-soğuk ilişkisi, tamamlayıcı ilişki, yanıltıcı ilişki, doygunluk ilişkisi ve miktar ilişkisidir.

Yalın renk ilişkisinde, üç ana renk olan sarı-kırmızı-mavinin güçlü etkileşimi bulunur. Bu ilişkiye, renk çemberinde olmayan siyah ve beyazın da girmesi ile üç ana rengin güçlü etkisi bir parça dengelenebilir. Güçlü etki, üç ana renkten uzaklaşılarak da azaltılabilir.

Açık-koyu ilişkisinde, renklerin farklı parlaklıkları ve renk tonları kullanılır. Beyaz en ışıklı, siyah en ışıksız olarak kabul edildiğinde, tüm renkler ışık değeri açısından bu ikisinin arasındadır. Renklerin, ışık değerlerini ön plana almak için göz kısılarak renk incelenmelidir.

Sıcak-soğuk ilişkisinde en güzel etki, turuncu-kırmızı ve mavi-yeşildedir. Renk çemberindeki en şiddetli sıcak-soğuk zıtlığı, kızıl-turkuazdır. Dalga boylarından dolayı sıcak ve soğuk renkler yan yana geldiklerinde gözü yorarlar. Bu nedenle miktar ilişkisi de dikkate alınarak kullanılmalıdır.

Tamamlayıcı ilişkide; yan yana gelen iki tamamlayıcı renk, optik etkileşime girerek gözü yorar. Bu nedenle tamamlayıcı renkler, miktar ilişkisiyle dengelenmelidir. Tamamlayıcı renklerin birbirlerinin etkilerini güçlendiren ve heyecan yaratan özelliği, renklere farklı doygunluklarda ve koyuluklarda ilaveler yapılarak yumuşatılabilir.

Gözdeki sinir hücreleri, bir renge sürekli bakıldığında yorulur ve dinlenmek için bakılan rengin tamamlayıcısını arar. Bulamazsa anlık olarak yaratır. Yanıltıcı ilişki, diğer renkler arasında da görülür: Renkler, yanındaki rengi kendi tamamlayıcısına doğru değiştirmeye çalışır, bunu doygun olan renk kazanır. Renklerin yanıltıcı ilişkisini önlemek için açık-koyu ilişkisi kullanılabilir.

İki karşıt doygun renk yan yana geldiğinde, etraflarını kendi karşıtıyla renklendirirler ve her iki renk de daha canlı görünür. Yakın doygun renkler ise birbirlerinin renkliliklerini azaltırlar. Doygun olmayan bir doygun bir renkle yan yana gelirse, doygun olmayan canlanır. Doygun renkler, doygun olmayan renklerin önüne gelir. Bir rengin doygunluğu; beyaz, siyah, gri ya da tamamlayıcı renkleri karıştırılarak azaltılır. Ancak doygunluğun azalması dışında da farklı değişiklikler meydana gelir.

Kompozisyondaki renklerin dengede olabilmesi için belirli miktarlar gerekir. Goethe, bu denge için renkleri, ışık değerleri açısından puanlandırmıştır. Oranlar, alan olarak ele aldığında; Sarı: 3, Turuncu: 4, Kırmızı: 6, Mor: 9, Mavi: 8, Yeşil: 6’dır. Bu oranlar bozuldukça miktar zıtlıkları doğar.

Kompozisyonda renk, tek başına ele alındığından farklı etkiler sergilerler. Bir rengin gerçek niteliği, yanına gelen renkle girdiği etkileşim sonucu ortaya çıkar. Kompozisyonda yaratılması istenen duygu durumuna göre bu etki kontrol edilmelidir.