Boş Zaman Kısıtlayıcıları ve Kriz Yönetimi ilişkisi
Boş zaman kısıtlayıcıları; bireyin boş zaman faaliyetlerine katılmasını önleyen, tekrar sayısını azaltan, katılım arzusunu kıran, aktivite hizmetlerinin avantajını ortadan kaldıran faktörler olarak tanımlanarak 1980’lerden itibaren boş zaman literatüründe önemli bir yere sahip olmaya başlamıştır. Boş zaman literatürüne “engeller” olarak giren bu faktörler aslında boş zaman aktivitelerine katılımı durdurmamakta, aktiviteye katılımı “kısıtlayıcı” faktörler olarak karşımıza çıkmaktadır. Crawford ve Godbey 1987’de hiyerarşik boş zaman engelleri modeli ile boş zaman kısıtlayıcılarını, ‘içsel, kişilerarası ve yapısal’ olmak üzere üç farklı kategoride sınıflandırmıştır. Bu sınıflandırmanın sunduğu model, boş zaman kısıtlayıcılarının hiyerarşik modelini başarıyla doğrulayan tek ampirik çalışma olmuştur. Bu model, boş zaman aktivitelerine katılımı engelleyen ve katılıma motive eden faktörleri modern bir bakış açısıyla analiz etmek, aktivite tercihleri ve aktiviteye katılım arasındaki ilişkinin tanımlanması ve açıklanması üzerine yoğunlaşmaktadır. Ardından aynı araştırmacılar tarafından 1993 yılında genişletilerek boş zaman davranışının incelenmesine yardımcı olan önemli bir araç haline gelmiştir. Son yirmi yılda, boş zaman katılımına yönelik motivasyonları ve kısıtlayıcıları anlama konusunda çok çaba sarf edilmesine rağmen, bu tür etkinliklere katılımın sona erdirilmesini veya “vazgeçme” olarak adlandırılan fenomeni anlamak için sınırlı sayıda çalışmaya rastlanmaktadır. Ancak vazgeçme, bir aktiviteye katılım sıklığını azaltma veya sıklığı azaltma kararında kritik rol oynayan kısıtlayıcılarla ilişkili değildir. ‘Etkinlikten vazgeçme’, bireyin yaşam seyrinde devam ettiği belirli bir boş zaman değerlendirme aktivitesini bırakmasıdır. Bugüne kadar yapılan gözlemler, etkinlikten vazgeçmenin genel olarak şu koşullar altında gerçekleştiğini göstermektedir:
1) Aktiviteyi bırakmaya bilinçli bir şekilde karar vermek
2) Dış koşullar tarafından zorlanmak
3) Aktivite ile olan bağların kopması.
Vazgeçme konusunun odağı; vazgeçilen aktivitenin yerini doldurmak ya da daha cazip ve yeni bir aktivite değil, şu anki aktivitede neyin yanlış olduğu, insanların neden ayrıldığı ile ilgilidir. Stebbins, insanların yaşamları boyunca bir kez de olsa boş zaman uğraşları arasında yer alan, sevdikleri bir aktiveyi bırakmakla yüzleştiklerini ya da bir kırılma noktası yaşadıklarından söz ederken, vazgeçmenin gerçekleştiği koşulları beş ana başlık altında toplayarak olasılıkları aşağıdaki gibi özetlemiştir; iradeye bağlı vazgeçme, sosyal psikolojik koşullara bağlı vazgeçme, fiziksel koşullara bağlı vazgeçme, coğrafi koşullara bağlı vazgeçme, mevzuat/yasa/yönetmeliklere bağlı vazgeçme. Boş zaman kısıtlayıcıları ve etkinlikten vazgeçme konularının aydınlatılması; bunlarla ilgili baş etme stratejilerini belirleme, kısıtlayıcıların aktivite katılımına olan etkilerini azaltma ya da bu etkileri önleme yollarını belirleme süreci açısından önemlidir. Kısıtlayıcı ve vazgeçme unsurlarının zıttı olarak görünse de benzer şekilde ve aynı amaca hizmet eder nitelikte, ‘bireylerin boş zaman aktivitelerine katılımlarını sürdürme motivasyonları’ da deneysel ve kavramsal olarak araştırılmıştır. Alanyazın incelendiğinde, bireylerin rekreasyonel etkinliklere katılımlarını sonlandırma ya da aktiviteden vazgeçme davranışları üzerine sınırlı sayıda araştırmanın olduğu görülmektedir. Stebbins, etkinlikten vazgeçme için bir tipoloji öneren ilk araştırmacı olmakla beraber, “azimle sürdürülen bir faaliyetten vazgeçmenin kişisel krizini” araştırmanın bir ihtiyaç olduğunu belirtmektedir.
Literatürde, birçok araştırmacının boş zaman kısıtlayıcıları ile baş etme yolunda bir takım stratejiler geliştirdiği görülmektedir. Jackson vd. tarafından ilk olarak önerildiği gibi, boş zaman engelleri ile baş etme teknikleri, bilişsel (içsel) ve davranışsal (yapısal ve kişilerarası) stratejiler olarak iki ayrı geniş kategoride sınıflandırılabilir. Çalışma programının tekrar düzenlenmesi, elzem olmayan harcamaların azaltılması, fiziksel uygunluk/sağlıklı ve fit yaşamın geliştirilmesi için planlama yapılması, zaman yönetimi üzerine çaba harcanması, kişisel gelişim için öz keşif ve beceri edinme, yeni ve farklı insanlarla iletişim kurma ve bütçe yönetimi, davranışsal baş etme stratejileri arasında verilebilecek örneklerdir.
Bilişsel stratejiler (içsel onaylama), bilişsel uyum sorununun aşılması veya azaltılması olarak tanımlanmaktadır. Bilişsel ve davranışsal baş etme yöntemleri, kişilerin karşılaştığı boş zaman kısıtlayıcılarının göstermiş olduğu direnci kırabilmek, boş zamanı kişiselleştirmek ve yönetmek açısından oldukça önemlidir. Farklı bir çalışmada ise Hubbard ve Mannell, engellerle baş etmenin dört temel yolunu işaret etmiştir. Bunlar; beceri edinebilme, finansal strateji geliştirme, zaman yönetimi ve kişiler arası ilişkilerdir. Tüm bu baş etme stratejileri, genel olarak içsel ve dışsal kaynaklara odaklanmıştır. İçsel faktörler anlamında motivasyon önemli bir etkendir. Bireyin kendi motivasyonunu bulması ise daha önemlidir. Raymore, boş zaman kolaylaştırıcılarını; ‘kişisel kolaylaştırıcılar, kişilerarası kolaylaştırıcılar ve yapısal kolaylaştırıcılar’ olmak üzere üç başlık altında kategorize etmiştir. Boş zaman etkinliklerine katılıma yönelik kişisel kolaylaştırıcılar, bireyin ilgisi doğrultusunda geliştirdiği beceriler, karakteristik yapısı ve inançları şeklinde ifade edilmektedir. Kişilerarası kolaylaştırıcılar, boş zaman tercihlerinin oluşturulmasında ve katılımın sağlanmasında teşvik edici ve devamlılığın sağlanmasında geliştirici özellik taşırlar. Arkadaşların katılımı ve teşvik edilmesi yanında başkalarının başarılı fiziksel aktivite deneyimlerinin paylaşılması, boş zaman etkinliklerine katılımda kişilerarası kolaylaştırıcı unsurlardır. Etkinlik katılımında eşlik edecek arkadaşın veya partnerin olması, bir gruba dahil olma gibi durumlar da kişilerarası kolaylaştırıcılar arasında yer almaktadır. Boş zaman etkinliklerine katılımı teşvik eden resmi ve özel kurumlar, işletme ve organizasyonlar, alan ve tesisler gibi fiziksel imkanlar ile inanç sistemleri ise yapısal kolaylaştırıcılar olarak belirtilmektedir.