Kronik Hastalıklarda Rekreasyon Uygulamaları
Sağlık kavramı; DSÖ’ye göre “Sağlık yalnızca hastalık veya sakatlığın olmayışı değil; fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik durumudur.” şeklinde tanımlanmıştır.
Sağlıklı yaşam denilince iki önemli adım vardır. Bunlardan ilki ve en önemlisi sağlığın korunmasıdır.
Dünya Sağlık Örgütü’nün 2011 yılında yayımladığı bulaşıcı olmayan hastalıklar ülke profillerinde açıklandığı üzere; 2008 yılında ülkemizde tüm ölümlerin %85’ini kronik hastalıkların oluşturduğu tahmin edilmektedir (WHO, 2011).
Dünya Sağlık Örgütü’ne (DSÖ) göre kronik hastalıklar; bulaşıcı olmayan, kişiden kişiye geçmeyen, uzun süreli ve genellikle yavaş seyirlidir.
Sağlıklı yaşam biçimi davranışları denilince oluşabilecek hastalıkları önceden saptamak, oluşmasına engel olmak ve bireyin sağlıklı bir yaşam biçimi geliştirmesi için uyguladıkları faaliyetlerin bütünüdür.
Fiziksel aktivite demek bireyin enerji harcamak suretiyle kas ve iskelet sistemini çalıştırarak yaptığı bedensel aktivitelerdir.
Stres, insanın tehdit veya herhangi bir zorluk karşısında sergilediği içsel tepkiye denir.
Stresin birçok sebebi olmakla birlikte kabaca üç ana faktör bulunmaktadır. Bunlar; sosyal (çevresel etmenler, sosyo-kültürel seviye vb.), fizyolojik (soğuk, sıcak, travma vb.) ve psikolojik (duygusal sıkıntılar vb.) faktörlerdir.
Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)’ne göre kronik hastalıklar, bulaşıcı olmayan, 6 ay ve daha uzun süre devam eden, genellikle yavaş seyreden ve gelişiminde pek çok risk faktörünün rol oynadığı hastalıklar olarak tanımlanmaktadır.
Kalp ve damar hastalıkları, kronik solunum yolu hastalıkları, diyabet ve kanserler, bulaşıcı olmayan hastalıklar (BOH) olarak adlandırılarak, günümüzde tüm toplumları etkileyen ve en sık saptanan hastalık grubunu oluşturmaktadır.
TUİK (2021) raporuna göre yaşlılardan ölüm ve ölüm nedenleri istatistiklerine göre, 2019 yılında ölen yaşlıların %41,5'i dolaşım sistemi hastalıkları nedeniyle hayatını kaybetmiştir.
Polikliniklere yapılan başvuruların %79’u, toplam sağlık harcamalarının ise %84’ü kronik hastalıklara bağlı yapılmaktadır .
Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar (BOH) olarak da ifade edilen kronik hastalıklar, bir enfeksiyon etkeni ile ilişkilendirilmeyen, bulaşıcı olmayan ve genelde uzun süreli olan (kimi zaman yaşam boyu sürebilen), yavaş seyirli, sürekliliği olan bir dizi hastalığı tanımlar.
BOH kapsamına giren başlıca hastalıklar kardiyovasküler hastalıklar (KVH), koroner arter hastalığı (KAH), inmeler, periferik arter hastalıkları, kronik solunum yolu hastalıkları (kronik obstrüktif akciğer hastalıkları, KOAH; astım vb.), kanserler, obezite ve diabetes mellitus’tur.
Türkiye’de en sık görülen kronik hastalıklardan bazıları; diyabet, hipertansiyon obezite, hiperlipidemi ve hipertrigliseridemi ve koroner arter hastalığıdır.
Diabetes Mellitus (DM), insülin eksikliğine ya da insülin etkisindeki defektlere bağlı olarak organizmanın karbonhidrat (KH), yağ ve proteinlerden yararlanmasında aksaklıklarla giden, kronik, sürekli tıbbi bakım gerektiren, geniş spektrumlu bir metabolizma bozukluğudur.
Aktif yasam sürdüren insanlar, duraganlara göre %45 daha düsük oranda koroner hastalık risk faktörüne sahiptirler.
Diyabet sınıflamasında dört klinik tip yer almaktadır. Bunlardan üçü (tip 1 diyabet, tip 2 diyabet ve gestasyonel diyabet) primer olarak, diğerleri (spesifik diyabet tipleri) ise sekonder diyabet formları olarak bilinmektedir.
Arteriel kan basıncının, tekrarlanan klinik ölçümlerinde 140/90 mmHg den yüksek olmasına hipertansiyon (HT) denir.
Obezite, yüksek enerji alımına ikincil vücutta aşırı yağ birikimi ile gelişir.
VKİ ≥25 aşırı kilolu, ≥30 ise obezite olarak tanımlanır.
Obezite, Tip 2 diabetes mellitus, hipertansiyon, dislipidemi ve koroner kalp hastalığı dahil birçok kronik hastalıkla ve ölüm oranlanda artışla ilişkili; önlenebilir bir hastalıktır.
Hiperlipidemi, yüksek toplam kolesterol, yüksek LDL, yüksek non-HDL- C, yüksek trigliserit, düşük HDL-C, anormalliklerine neden olan lipoprotein metabolizması bozukluklarıdır.
Kişisel İyi Oluş, pozitif psikoloji araştırmalarının kısıtlı durumunu değiştirmek ve pozitif psikoloji kavramını yaygınlaştırmak için ortaya çıkmıştır
Rekreasyonun sağlık açısından etkisi temel olarak iki kısımda değerlendirilmektedir.
Bunlardan ilki “koruyucu sağlık hizmetleri” kapsamında sağlıklı bireylere, ikincisi ise “iyileştirme ve esenlik (rehabilitasyon) hizmetleri” kapsamında engelli ve sağlık sorunları olan kişilere verilen rekreasyon hizmetleridir
Rekreasyona duyulan ihtiyacın temelinde rekreasyonun bireye ve topluma sağladığı olumlu etkiler yatmaktadır.
Sağlıkla ilgili yaşam kalitesi kavramı içinde, birbirleriyle çok yakından ilgili üç temel boyut bulunmaktadır. Bunlar fiziksel, psikolojik ve sosyal boyutlardır