Sosyal Hizmet Uygulamalarında Raporlama Etiği

Etik felsefe biliminin konusudur ve Ahlak Felsefesi olarak ifade edilmektedir.

Özellikle uygulamalı bilimler başta olmak üzere birçok bilim ve iş alanında çalışma ilkeleri ve meslek ahlakının geliştirilmesine rehberlik etmektedir.

Etiğin kökeni eski Yunancada “kişiyle ilgili” anlamına gelen “ethos” sözcüğüne dayandırılmaktadır.

Etik sözcüğü Türkçede “ahlak” anlamında kullanılmaktadır ve Türkçeye Fransızcada "ahlak, ahlaki" anlamına gelen “éthique” sözcüğünden geçmiştir.

Araştırmalar etikle ilgili çalışmaları MÖ 384-322 tarihlerinde yaşayan eski Yunanlı filozof Aristoteles’e kadar dayandırmaktadır.

Aristoteles’e göre bireyler, erdemli bir karaktere sahip olmaları hâlinde etiğe uygun davranmış olacaklardır.

Etik, “neyin doğru neyin yanlış olduğunu araştıran, insan hayatının gerçek amacının ne olması gerektiğini soruşturan, ahlaklı ve erdemli bir yaşayışın hangi unsurları içerdiğini irdeleyen bir felsefe dalıdır. ”

Bireyin içinde bulunduğu toplumda toplumda toplum üyeleri tarafından uyulması beklenen davranışlar ile terk edilmesi gereken ahlak dışı davranışlar mevcuttur.

Bazen birey iki ahlaki ses arasında kalmakta buda etik ikilem durmunu ortaya çıkarmaktadır. Etik ikilem ise birey tarafından etik açıdan geçerliliği olan ifadeler ile savunulabilen ancak birbirleri ile çatışan iki durum arasında kalma hâlidir.

Karşılaşılan etik dışılığı ya da etik ikilemleri gidermek ve genel sonuçlara ulaşabilmek için, bireylerin ahlaki davranışlarının temelini oluşturacak iyi ya da doğru ölçüsünün tartışıldığı etik değer ve ilkelere ihtiyaç vardır.

Etik değer ve ilkeler daha sonra uyulması gereken genel kurallar hâline dönüşür.

Etik kurallar, her bireyde farklı olarak gerçekleşen etik karar ya da eylemlerin genelleşmesine ve günlük yaşamdaki davranışların mesleki kurallar setine dönüşmesine imkân sağlamaktadır.

Ahlak sözcüğü Türkçeye Arapçada “huy, mizaç, yaradılış” anlamına gelen “hulk” sözcüğünden türetilmiş olan “aḫlāḳ” sözcüğünden geçmiştir.

Ahlak; “Belli bir dönemde belli insan topluluklarınca benimsenmiş olan, bireylerin birbirleriyle ilişkilerini düzenleyen törel davranış kurallarının, yasalarının, ilkelerinin toplamıdır.”

Ahlak, bir toplumdaki norm, değer ve inanç gibi kültürel ögelerin erdemlerini ifade etmek için kullanılırken etik ise bir toplumdan diğerine çok büyük değişiklik göstermeyen ahlak, kültür, değer ve olgular ile norm gibi ögelerin evrensel erdemlerini ifade etmek için kullanılmaktadır.

Etik felsefe biliminin öncelikli konusu olmasının yanı sıra, özellikle uygulamalı bilimler, insan ve toplum bilimleri ile doğa bilimler bilgisel etikten çok meslek mensuplarının davranışlarını belirleyen ilkelerden oluşan “meslek etiğine” aşırı ilgi duymaktadır.

Meslek etiği, bir bireyin seçtiği mesleği icra ederken içinde bulunduğu toplum ve meslek örgütlerince önceden belirlenmiş davranış kurallarına uygun davranışta bulunması olarak tanımlanabilir.

Günümüzde neredeyse her meslek topluluğu, mesleki değerlerinden yola çıkarak geliştirdiği mesleki etik ilkelerini hukuk kuralları gibi “etik davranış kodları” adı verilen yazılı kurallar hâline dönüştürmektedir.

Sosyal hizmet mesleğinin en temel amacı toplumda dezavantajlı durumda olan insanları güçlendirerek, onların refahını artırmak ve insanlar için zorunlu olan her türlü ihtiyaçların giderilmesine yardımcı olmaktır.

Sosyal hizmet uygulamaları doğası gereği meslek mensuplarının etik ikilemler yaşayarak farklı sonuçlara ulaşmasına neden olabilecek bir yapıya sahiptir.

Sosyal hizmet mesleğinde oluşturulan etik kurallar ile ahlak dışı davranışlara bir sınır getirilmeye çalışılmakta ve etik ikilem durumlarında meslek mensuplarına yol gösterici olması amaçlanmaktadır.

Sosyal hizmet etiği; mesleki uygulamalarda iyi ve doğru eylemin ne olduğunu, sosyolojik değişimlerin insan ilişkilerine olan etkisini ve karar verme sürecinde etik ikilemleri dikkate alarak hizmet, sosyal adalet, bireylerin değer yargıları ve saygınlıkları, insan ilişkilerinin önemi, dürüstlük ve yeterlilik gibi sosyal hizmet mesleği temel değerleri üzerine kurulu bir alandır.

Meslek mensupları için sosyal hizmet mesleğinin etik ilkeleri ve sorumlulukları ile ilgili bir rehber kitapçık ve etik kılavuz hazırlanmıştır.Rapor yazımı denilince ilk akla gelmesi gereken etik ilke “gizlilik ilkesi” olmalıdır. Gizlilik, meslek mensubu ve müracaatçı arasında müracaatçıya ait bilgilerin kişisel mahremiyetinin sağlanması için zımni ya da açık bir biçimde yapılan anlaşmadır.

Meslek mensubu ve müracaatçı arasında “kesin gizlilik” durumu söz konusudur.

Fakat sosyal hizmet uygulamalarında elde edilen bilgilerin paylaşılmasında meslek mensubu “nispi gizlilik” kuralını uygulamaktadır.

Gizlilik ilkesinin özünde birey kişiliğinin korunması yer almaktadır ve Anayasanın özel hayatın gizliliğini düzenleyen 20. maddesiyle anayasal güvence altına alınmıştır.

Gizli dereceli belgelerin hazırlanması, kaydedilmesi, saklanması, gönderilmesi, alınması ve diğer işlemleri Resmî Yazışmalarda Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre yürütülmektedir.

Rapor yazmada dikkat edilmesi gereken bir diğer önemli husus ise; raporda yer verilen bilgilerin doğruluğu ve bilgilere ait kanıtlardır.

Çalışmanın hangi aşamasında olursa olsun düzenlenmesi gereken bütün rapor çeşitlerinde kanıt ve kaynak gösterilmesi raporun muhataplarını ikna, doğruluğunu teyit ve düzenleyenin dürüstlüğünü yansıtmak açısından son derece önemlidir.

Ayrıca herhangi bir sebepten dolayı meslek mensubunun müracaatçısını ya da kendisini mahkeme karşısında savunmak durumunda kalması hâlinde bu kanıt ve kaynaklar çok daha önemli olmaktadır.