Anormal Psikoloji

Kuramsal bakış açıları: Psikodinamik yaklaşım Freud tarafından kavramsallaştırılmıştır. Psikodinamik yaklaşıma göre kişiliğin id, ego ve süperego olmak üzere üç önemli yapısı vardır. Ruhsal bozukluklar, bu yapılar arasındaki çatışmalardan kaynaklanmaktadır. Çatışmaların yoğunluğunun artması sonucunda bireyler, savunma mekanizmalarını kullanmakta sorun yaşarlar. Ruhsal bozuklukların nedenlerini ve tedavi sürecini açıklayan iki önemli yaklaşım bulunmaktadır. Bu yaklaşımlardan ilki, davranışçı yaklaşımdır. Davranışsal yaklaşım pek çok insanın normal davranışları nasıl öğrendiler ise benzer şekilde ruhsal bozuklukları da pekiştirme ya da cezalandırma aracılığı ile öğrenmiş olduklarını savunur. Bir diğer yaklaşım bilişsel yaklaşımdır. Bilişsel yaklaşım, davranış bozukluklarında ya da ruhsal bozukluklarda bireylerin sahip oldukları işlevsel olmayan düşüncelerinin etkili olduğunu savunur. İnsanların sahip oldukları birtakım düşünceleri, onların yaşama uyum sağlamalarına yardımcı olurken; bazıları da uyum sağlamlarına engel olmaktadır. Sağlıklı bir yapıya ulaşmak için gerek işlevsel olmayan davranışların gerekse düşüncelerin işlevsel olanlarla değiştirilmesi gerekmektedir.

Belli başlı ruhsal bozukluklar: Kaygılanım (anksiyete) bozukluklarının en önemli özelliği içerisinde korku ve kaygı gibi duyguları barındırmalarıdır. Kaygı, bireyler için rahatsızlık veren çeşitli durumların sonucunda ortaya çıkan; bireylerin bu koşullar karşısında birtakım tepkiler vermesi ve harekete geçememesi durumu olarak tanımlanabilir. Anksiyete bozukluklarına çeşitli duygular ve düşünceler eşlik etmektedir. Bunlar arasında hüzün, öfke ve endişe en yaygın olarak görülen duygulardır. Ayrıca anksiyete bozukluğunda birtakım bedensel belirtiler de görülür. Bunlar arasında fiziksel olarak ağız kuruluğu, kas gerginliği, terlemenin ve nabız atımının yükselmesi, nefes alımında değişiklikler, kan basıncının değişmesi gibi belirtiler görülür. Tüm bunların yanında kaygı sorunları olan bireyler; problem çözmede ve karar vermede sorun yaşama, dikkati yoğunlaştıramama ve yargılama becerilerini tam olarak ortaya koyamama gibi sorunları da yaşarlar. Ayrıca somatik tepkiler verme, hipertansiyon, baş ağrısı ve sindirim problemleri yaşama da gerçekleşmektedir. Somatoform bozuklukları, bireylerin bedensel yakınmaları ile kendisini gösteren ancak bu yakınmalara ilişkin somut bulguların olmadığı rahatsızlıklardır. Bireyler, ısrarla fiziksel bir bulgu olmamasına rağmen, kendi bedenlerinde hastalık olduğunu savunurlar. Bu bozukluk, somatizasyon ve konversiyon olmak üzere iki başlık altında ele alınmaktadır. Normal insanları, anormal insanlardan ayırt eden en önemli özellik normal bireylerin psikolojik bütünlüklerini korumalarıdır. İşte bireylerin görece psikolojik bütünlüklerini kaybettikleri bozukluğa disosiyatif bozukluk denir. Bu bozuklukta bireyler, kimlik kaybı ya da kargaşası yaşarlar. Bir başka deyişle kim olduklarına dair şüpheleri vardır. Bireyin geçmişimi unutup; gelecekte yeni ben oluşturmasına psikojenik amnezi denir. Disosiyatif bozuklukların bir diğer şekli bireyin bir ya da birden fazla kimliğe büründüğü disosiyatif kimlik bozukluğudur. Kişi, farklı kimliklerin etkisinde farklı zamanlarda kalabilir. Kişilik, bireyleri başka bireylerden ayırt eden özellikler bütünü olarak tanımlanmaktadır. Bireylerin sürekli sergiledikleri bu yapıları da bozukluğa uğrayabilmektedir. Bir başka deyişle bireyler; toplumsal, mesleki açıdan birtakım engelleyici tepkiler verirler ki bu tepkilerin nedeni onların kişiliklerinde meydana gelen bozulmalardan kaynaklanır. Pek çok kişilik bozukluğu vardır. Kişilik bozuklukları; paranoid, narsist depresif, şizoid, şizotipal, historionik, sınır kişilik gibi çeşitli başlıklar altında incelenmektedir. Bu kitapta bu bozuklukların hepsini detaylı bir şekilde incelemek mümkün değildir.