Ekslibris

Bilgi birikimimizi arttıran, ifade ve hayal gücümüzü geliştiren, dünyanın en pahalı sermayesi kitaplar, bugün olduğu gibi tarihte de her zaman değerini korumuştur. Matbaanın icadından önce kitaplara ulaşmak oldukça zor ve zahmetliydi. Çünkü onlar, el ile yazıldığından pahalı ve sayılıydı. Zenginlik göstergesi olan kitaplara soylular ve manastırlar sahip olabiliyorlardı ve onlar da kitaplarını korumanın bir yolunu bularak kime ait olduğunu işaret ya da etiket ile belirtilmeliydi. Böylece soylular ve okurlar kendi kişiliklerini ya da ailelerini temsil eden armaları kullanarak kitaplarını koruma altına almışlardır.

İlerleyen yüzyıllarda ekslibris adını alacak olan bu temsiliyet işaretleri ilk kez 15. yüzyılda “Güney Almanya’da” karşımıza çıkmaktadır. Bunlardan birine Buxheim kasabasındaki manastırın kütüphanesinde rastlanmaktadır. Kirpici lakabı ile tanınan alman papaz Johannes Knabenberg için tasarlanmıştır. Bir diğerine ise Buxheim yakınlarındaki bir manastıra bağışlanan kitapta rastlanmaktadır. Brandenburg Ailesi için yapılmıştır.

Kitaplar için özel olarak tasarlanmış bu küçük yapıtlarda, kitap sahibinin adı ile birlikte “Ex-Libris” kelimesi kullanılmıştır.

Türkçede ekslibris olarak da bilinen Exlibris, "kitaplarından" veya "...kütüphanesinden" anlamına gelen Latince bir kelimedir.İngilizcede "bookplate", Almancada "Bücherzeichen" kullanılırken, diğer dillerde orijinal "Exlibris" terimini kullanır.

Ekslibris kitaba aidiyet duygusu kazandırarak hırsızlığa karşı caydırıcılık sağlar ve ödünç alınan kitapları iade etmek için bir hatırlatma görevi görür.

Matbaanın icadı ile kitap basımının artmasıyla birlikte, el yazması kitaplarla ortaya çıkan ekslibris geleneği Batı'da yaygın olarak uygulanmaktadır. Başta Almanya, Fransa, İngiltere, Amerika, Portekiz, İspanya, İtalya gibi ülkelerde olmak üzere tüm Avrupa'ya yayılmış ve Dürer, Beardsley, Picasso, Dali gibi tanınmış ressamlar toplumun tanınan kişileri için ekslibris yapmışlardır.

Kitabın ön kapağının iç kısmına yapıştırılan ekslibris, sanatçı/tasarımcı tarafından sipariş ile yapılır ve kitap sahibinin özelliklerini yansıtır. Böylece ekslibris, üzerinde bulunan yazı ve özgün resimleri ile karşısındaki kişiyle iletişim kurma işlevine sahiptir.

Ekslibris, 1800 yıllarına kadar kral ve zengin ailelerin arması olarak kullanılırken, işin içine sanatçının dahil olmasıyla birlikte 19. yüzyıl sonrası sanatsal değeri olan nesnelere dönüşerek değiş tokuş objesi olmuş ve koleksiyonculuğu yapılmaya başlanmıştır. Aynı zamanda üretilen bu nesnelerin ekslibris olabilmesi için “Uluslararası Ekslibris Dernekleri Federasyonu” (FISAE) tarafından belirlenen kuralları vardır.

Koleksiyon sahipleri “Uluslararası Ekslibris Dernekleri Federasyonu” olan FISAE tarafından düzenlenen sergi, müze ve kongrelerde bir araya gelmekte ve eklibris değiş tokuşu yaparak koleksiyonlarını büyütmektedirler.

Batı’da yaygın bir şekilde kullanılan ekslibrislerin bulunduğu kullanılmış kitaplar, zamanla Türkiye’ye gelmiş ve kitap sahibi öldüğünde ailesi tarafından ülkedeki kütüphanelere bağışlanmış ya da ikinci el olarak satılmıştır. Böylece Türkiye ekslibrisle ilk olarak Osmanlı ve Cumhuriyet döneminin başında ülkeye gelen yabancılar aracılığıyla karşılaşmıştır.

Esklibris sanatının ülkemizde yayılmasına büyük katkı sağlayan kişi Prof. Dr. Hasip Pektaş’tır. 1997’de Ankara Ekslibris Derneği’ni (AED) kurması ülkemizde ekslibrisin dönüm noktası olmuştur.

Günümüzde adı, İstanbul Ekslibris Derneği olan AED, Uluslararası Ekslibris Dernekleri Federasyonu’nun (FISAE) bir üyesi olarak faaliyet göstermektedir.

2008 yılına gelindiğinde ise, “İMOGA Grafik Sanatlar Müzesi” bünyesinde Prof. Dr. Hasip Pektaş'ın öncülüğünde Türkiye’nin ilk ekslibris müzesi olan “İstanbul Ekslibris Müzesi” kurulmuştur.

Ekslibris tasarımcısı eserini sanatsal kaygılarla kendinden ve sipariş eden kişiden bir şeyler katarak üretir ve tasarımında en önemli ögelerden biri yazı kullanımıdır. Esklibris tasarımında, “Ekslibris” ya da benzer anlam taşıyan kelimeler (EXL, Bookplates vs.) ve yapılan kişinin adı, tipografik bir öge olarak çalışmanın ana unsurlarından birini oluşturur.

Sanatçılar, geçmişten günümüze kadar ekslibris üretirken onları limitli sayıda çoğaltmak istemiş ve bu bağlamda hem tasarlama hem de çoğaltmada özgün baskı tekniklerinden yararlanmışlardır.

Birçok baskı resim tekniği olmasına rağmen, özgün baskı tekniklerini üç grupta inceleyebiliriz. Bunlar yüksek baskı, çukur baskı ve düz baskıdır.

Günümüz teknolojisi her geçen gün gelişim göstermekte ve baskı teknolojilerine de yansımaktadır. Artık ekslibrisler fotoğraf ve elektronik baskı tekniklerinin gelişimiyle kolayca basılıp, çoğaltılmaktadır.

Ekslibris sanatçıları, teknolojinin getirdiği yenilik ve kolaylıkla sayısız dijital eser üretmekte ve ülkemizde geleneksel yöntemlere göre dijital teknikler daha sık kullanılmaktadır.