Özel Güvenlik Görevlerinin Yetkileri‐3
Bu ünitede, ÖGG’nin 5188 sayılı Kanun’ca öngörülen “kolluk
tedbirleri” kapsamında kullanabileceği yetkilerden “elkoyma – emanete alma yetkisi” ve “zor kullanma yetkisi” incelenmiştir.
Elkoyma ‐ Emanete Alma Yetkisi
Elkoyma; müsadereye (Türk Ceza Kanunu m. 54 ve 55’in kapsamına giren eşya ve kazanç müsaderesi) tabi olan veya ispata yarayacak eşya ya da mal varlığı değerinin, adliyenin eli altına alınması olarak tanımlanabilir.
Elkoyma
Elkoyma niteliği itibarıyla bir koruma tedbiridir. Yani ceza muhakemesinin işleyişini garanti altına almayı sağlar ve geçicidir, mülkiyeti sona erdirmez. Elkoyma tedbirinin uygulanabilmesi için, mutlaka suç işlendiği konusunda kesinleşmiş bir mahkeme kararı gerekmemekle birlikte en azından bir suçun işlendiği şüphesi mevcut olmalıdır. Bu yönüyle elkoymayı hem “adli” bir tedbir, hem de “önleyici” bir tedbir olarak algılamak mümkündür.
Yakalama ve zor kullanmaya bitişik elkoyma yetkisi: Zor kullanma ve yakalama yetkilerinin kullanılmasını gerektiren olaylar en seri vasıtayla yetkili genel kolluğa bildirilir; yakalanan kişi ve zapt edilen eşya genel kolluğa teslim edilir.
Aramalara bitişik elkoyma yetkisi: 5188 sayılı Kanun’un 7/g düzenlemesinde ÖGG’ye, “genel kolluk kuvvetlerine derhâl bildirmek şartıyla, aramalar sırasında suç teşkil eden veya delil olabilecek ya da suç teşkil etmemekle birlikte tehlike doğurabilecek eşyayı emanete alma” yetkisi tanınmıştır.
Adli Nitelikte Elkoyma: ÖGG’nin, CMK m. 165’ten kaynaklanan “yardımcı adli kolluk” görevini üstlendiği durumlar bakımından “aramalar sırasında suç teşkil eden veya delil olabilecek” eşyaya elkoyma konusunda yetkilendirildiğini söylemek mümkündür.
Önleyici Elkoyma: Önleyici elkoyma yetkisi, ÖGG’nin “önleyici arama” yetkisine paralel olarak, “Kamuya açık alanlarda önleyici üst araması” (spor müsabakaları) ile “görev alanında önleyici dedektörle üst araması” (şayet yukarıdaki “kontrol” tedbirine ilişkin görüşü benimsersek) durumlarında ortaya çıkabilecektir.
Emanete Alma
Kayıp, buluntu veya terk edilmiş bir eşyanın yetkili kişilerce güvenli bir yerde muhafaza altına alınması işlemi ise “emanete alma” adı verilmektedir. 5188 sayılı Kanun’un 7/h bendinde ÖGG’ye, “terk edilmiş ve bulunmuş eşyayı emanete alma” yetkisi tanınmıştır. Buradaki yetki “elkoyma” değil “emanete alma” yetkisidir.
Sorunlar
“Rıza/izin” prosedürü öngörülmek suretiyle muhafaza altına alınan eşyanın hangi hâllerde malikine veya zilyedine iade edileceği hususu ise tam anlamıyla tedbire başvuran idari veya adli makamın insafına terk edilmiştir.
Zor Kullanma Yetkisi
“Zor kullanma”, hukuki niteliği gereği bazen bir “koruma tedbiri”, bazen de bir “önleyici tedbir” olarak karşımıza çıkabilmektedir. Yani bu tedbir, gerek ÖGG’nin “adli kolluk” görevini yerine getirirken gerekse de önleyici maksatla kullanabileceği bir tedbirdir.
TCK’nın 24 ve 25. Maddelerine Göre Zor Kullanma
ÖGG’nin, Türk Ceza Kanunu’nun 24 ve 25. maddeleri uyarınca zor kullanma yetkisini, “Kanunun ve amirin emrini icra (m.24)” ve “Meşru müdafaa (m.25)” olarak iki başlık altında incelemek mümkündür.
TMK Madde 981 Uyarınca Zor Kullanma
Bulundukları yerlerde kişilerin güvenliklerini sağlama amacıyla görevlendirilmiş ÖGG’nin yukarıdaki birinci ihtimalde olduğu gibi dar bir yorumla hareket etmesi, hadiseye pek uygun gözükmemektedir. Bu yönden, ÖGG’nin görev alanındaki tüm eşyaların zilyedi olduğu varsayımı ve buna bağlı olarak “zor kullanma” yetkisini yorumlamak gerekmektedir.
BK Madde 52 (TBK m. 64) Uyarınca Zor Kullanma
Zilyedin saldırganlara savunmadan kaynaklı verebileceği zararları garanti altına almaktadır. Bu madde ile “zor kullanma yetkisi” değil, zor kullanma hâlinde tazmin etme ya da etmemenin ölçütleri düzenlenmektedir. Bu hükümde geçen imkânlardan birine sahip olan kimse için, kuvvet kullanma artık tek çare olmaktan çıkmış olacaktır. Bu noktadan sonra zilyet verdiği zararlardan dolayı tazmin yükümlülüğü ile karşı karşıya kalacaktır.
Sorunlar
Yine zor kullanma yetkisinin zorunlu durumlarda başvurulabilecek bir önlem olduğunu ve diğer tedbirlere kıyasla “tek ve son” çare olduğunda başvurulması gereken bir tedbir olduğunu hatırlatmakta fayda vardır. Zor kullanma konusu kapsamında değineceğimiz son sorun ÖGG’nin Türk Borçlar Kanunu m. 68 anlamında, görev yerine giren hayvanları çıkarmak ya da seçenek kalmamışsa öldürme yetkisine sahip olup olmadığıdır.