Özel Güvenlik Görevlilerinin Yetkileri‐2

Bu ünitede, ÖGG’nin, 5188 sayılı Kanun’ca öngörülen “kolluk

tedbirleri” kapsamında kullanabileceği yetkilerden, “kimlik sorma yetkisi” ve “yakalama yetkisi” incelenmiştir.

Kimlik Sorma Yetkisi

Hukukumuzda kolluk, hem önleme amaçlı olarak hem de adli görevleri çerçevesinde kimlik sorma yetkisiyle donatılmıştır.

Kapsamı: Kimlik sorma yetkisi, ÖGG’nin sebep ve şartların oluşması hâlinde ve durumun gerektirdiği koşullar göz önünde bulundurularak kullanabileceği bir “sorma” yetkisidir. Bu noktada gözden kaçırmamak gerekir ki; kolluğun “kimlik sorması” ile “kimlik tespit etmesi” kurumları birbirinden esasen farklı işlemlerdir. Kimlik sorma işlemi sırasında kimliği sorulan kişi kayıtlara geçirilemezken kimlik tespit etme işlemi, bir kişinin kayıtlara geçirilmesi, yaygın ifadesi ile “fişlenmesi” anlamına gelmektedir. Dolayısıyla kanunda özel bir biçimde yetkilendirilmeyen ÖGG’nin yalnızca kimliğin “görülmesi” ile yetinmesi gerekmektedir.

Sorunlar: ÖGG’nin kimlik sorma yetkisi konusunda karşımıza çıkan ilk sorun, bu yetkinin kapsamına ilişkindir. Ancak buna ilişkin çözümlemeler yukarıda detaylı biçimde ele alınmıştır. Bu noktada diğer bir sorun, kimliğini açıklamak istemeyen ya da ispat edemeyen kişilerin durumuna ilişkindir. Kabahatler Kanunu’nun 40/2 maddesi düzenlemesi, açıkça Anayasa’nın 19. maddesinde yer alan “Kişi hürriyeti ve güvenliği” hakkına aykırıdır. Anayasa’nın 19. maddesinde, kişinin hürriyetinden yoksun tutulmasını gerektirecek meşru hâller oldukça detaylı biçimde sayılmıştır. Buradaki sayma işlemi “kapalı adet” saymadır. Ancak sayılan bu hâller arasında “açıklamada bulunmaktan kaçınması veya gerçeğe aykırı beyanda bulunması dolayısıyla kimliği belirlenemeyen kişi”yi tutmak veya gözaltı işlemi uygulamaya ilişkin bir ibare bulunmamaktadır.

Yakalama Yetkisi

Suçüstü Hâlinde Yakalama: ÖGG’nin “suçüstü hâlinde yakalama” yetkisinin somutlaştığı düzenleme, 5188 sayılı Kanun’un 7. maddesinin (c) bendinde yer almaktadır. Buna göre ÖGG’nin, “Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 90’ıncı maddesine göre yakalama” yetkisi bulunmaktadır. Suçüstü hâlinde yakalama yetkisi, yalnızca ÖGG’ye tanınan münhasır bir yetki değildir. Ceza Muhakemesi Kanunu, bu yetkiyi kural olarak ”herkes”e tanımıştır.

Yakalama Emri veya Mahkûmiyet Kararı Nedeniyle Yakalama: Yönetmeliğin 5/1/d düzenlemesi şu şekildedir: “(Kolluk görevlileri) Haklarında yetkili mercilerce verilen yakalama emri, yakalama ve tutuklama kararı bulunanları veya kanunla istenilen bir mükellefiyeti yerine getirmedikleri için yakalanması gerekenleri,... yakalayabilir.”

Suç Delillerini Korumak Amacıyla Yakalama: ÖGG’nin “suç delillerini korumak amacıyla yakalama” yetkisinin somutlaştığı düzenleme, 5188 sayılı Kanun’un 7. maddesinin (j) bendinde yer almaktadır. Buna göre ÖGG’nin “Olay yerini ve delilleri koruma, bu amaçla Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 168’inci maddesine göre yakalama” yetkisi bulunmaktadır. Ancak söz konusu düzenlemeye bakıldığında, burada iç içe girmiş bir yetki vardır. Burada sadece “yakalama” değil, gerektiğinde “zor kullanma” tedbirini de içeren bir yetki söz konusudur.

Kişileri Koruma Amaçlı Önleyici Yakalama: 5188 sayılı Kanun'un 7/ı bendinde ÖGG’ye, “Kişinin vücudu veya sağlığı bakımından mevcut bir tehlikeden korunması amacıyla yakalama” yetkisi tanınmıştır. Bu yakalama yetkisi, hukuki niteliği itibarıyla, bir “önleme yakalaması” olarak karşımıza çıkmaktadır.

Burada, söz konusu yetkinin şartlarının oluşabilmesi için “tehlike” unsurunun meydana çıkması gerekmektedir. Tehlikenin açık, yakın ve kaçınılmaz olduğu noktada, bu yetkinin kullanılabilmesi hukuka uygun olacaktır. Geçtiğimiz ünitede bahsedilen “yakalama sonucu arama” tedbiri yine kişilerin kendisine veya başkalarına zarar vermesini önleyici bir boyutu da bünyesinde barındırmaktadır.

Sorunlar: Bazı yazarlar; 25832 sayılı Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği’nde bulunan “kolluk” ibaresindeki tüm yetkilerin ÖGG’ce de kullanılabileceğini savunmaktadırlar. Aksine, söz konusu yönetmeliğin ÖGG’yi dışlayan bir yapıda olduğunu yukarıda ifade etmiştik. Ayrıca söz konusu yönetmeliğin “dayanak” maddesinde Adli ve Önleme Aramaları Yönetmeliği’nde olduğu gibi 5188 sayılı Kanun'a atıf yapılmamıştır.

Ancak bu noktada da bir kesinti yapmak gerekecektir. Çünkü aksi yönde yorum tüm Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliği'ni ÖGG’ye uygulayabilme imkânı tanımak demek olacaktır ki, yasa koyucu bunu arzu etmiş olsa yasa ile düzenleme yapmış olacaktı. Nitekim 5188 sayılı Kanun'un 9. maddesi “Zor kullanma ve yakalama yetkilerinin kullanılmasını gerektiren olaylar en seri vasıtayla yetkili genel kolluğa bildirilir; yakalanan kişi ve zapt edilen eşya genel kolluğa teslim edilir.” hükmüyle, yakalama yetkisinin kullanılacağı hâllerde bir an önce genel kolluğun vaziyeti devralmasını arzu etmektedir.