Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu
Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB); aşırı hareketlilik, dikkat sorunu ve dürtüsellikle karakterize olan nörodavranışsal bir durumdur. Bir kişide DEHB varlığından söz edebilmek için belirtilerin yedi yaştan önce başlamış ve en az altı ay devam ediyor olması gerekir. Ayrıca belirtilerin birden fazla ortamda gözlemleniyor olması gerekmektedir.
Çocuklarda bu bozukluğun görülme oranı %3-6 arasında değişim göstermektedir. DEHB’nin etiyolojisi tam olarak bilinmemektedir. Diğer psikiyatrik hastalıklarda da olduğu gibi biyo-psiko-sosyo-kültürel nedenlerin DEHB’nin ortaya çıkmasında rol oynadığı düşünülmektedir. Tanı için öncelikli olarak klinisyen tanı araçları aile ile görüşme yaparak çocuğu değerlendirir. Klinisyen aile ile yaptığı görüşme sırasında hem çocuk hem de aile üyeleri hakkında bilgi alır. Çocuğun doğum öncesinden o ana kadar geçirdiği bütün gelişim basamakları önemli hastalıklar, kazalar ve davranışsal özellikleri hakkında bilgi alır. Ailenin yapısı çocuk yetiştirme yaklaşımının belirlenmesi de değerlendirmenin önemi unsurlarından biridir. DEHB için tek bir tedavi yönteminin uygulanması çoğu zaman yeterli olmamaktadır. Bozukluğun tedavisinde psikososyal ve tıbbi girişimleri içeren çok yönlü tedavi yaklaşımı gerekmektedir. DEHB tedavisi; ilaç, psikoterapi ve psikososyal tedavileri kapsar. Aile terapisi, gevşeme tedavileri, vitamin tedavileri, diyet ve biofeedback gibi yaklaşımlar ilgili literatürde bildirilmesine rağmen halen bilimselliği tartışılmaktadır.DEHB olan çocukların eğitimlerinde bir başka önemli unsur da uygun davranış müdahalesidir. DEHB olan çocuklar genellikle uygun olmayan davranışlar sergilerler. Bu çocuklar hiperaktivitelerini ve dürtüselliklerini kontrol etmekte zorlanırlar. Ayrıca sınıf arkadaşları ile iletişim kurmakta zorlanabilirler. Davranış müdahale programları çocukların uygun davranış sergilemeleri ve akranları ile olumlu ilişkiler kurmalarını destekler. DEHB olan çocukların en sık karşılaştıkları problemler, öğretmenleri ve arkadaşları tarafından etiketlenerek dışlanmadır. Bu durum onların öğrenmelerini de olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle, öğretmenler sınıflarındaki bütün çocukların bireysel özeliklerini bilerek onların gereksinimleri konusunda destek verebilirler. Özelikle DEHB olan çocuklar akademik desteğin yanında, sosyal beceriler açısından da yoğun desteğe ihtiyaç duyarlar. DEHB yaşayan çocuğun olumlu özelliklerinin sınıf içinde ortaya çıkarılması çok önemlidir. Örneğin, çocuk matematikte başarısızlık yaşıyor; fakat güzel basket oynuyorsa, bu olumlu becerisinin ön plana çıkarılması çocuğun benlik saygısının gelişiminde etkili olacaktır.
Ayrıca DEHP olan çocukların eğitimlerinde öğretmen aile etkileşimide önemlidir. Öğretmenlerin, ailelerin ve çocukların yaşadıkları uyum ve davranış sorunlarının çözümüne yönelik iş birliği yapılması gereklidir. Bu iş birliğinde öğretmen iletişime açık ve empatik olmalıdır. Çocukla ilgili sorunları aileye iletirken doğrudan suçlamalardan kaçınmalıdır. Çocuğun problem davranışlarını açıklarken olumsuz tanımlamalar kullanmamalıdır. Aileye ekibin önemli bir parçası olduğu hissetirilmelidir.DEHB’de ekip çalışması önemlidir. Öğretmenin farklı alanlardaki uzmanlardan destek alarak çalışmalarını sürdürmesi DEHB'li çocuğa çok yönlü yaklaşımıda beraberide getirir. Bu yaklaşım türü çocuğun kısıtlılıklarını aşmasda önemli rol oynar. Öğretmenler çoğu zaman farklı bir problem durumla karşılaştıklarında bu durumdan çekindikleri ya da çocuğa zarar vermekten korktukları için müdahale etmekten ve iletişime girmekten kaçınırlar. Farklı uzmanlarla iş birliği öğretmeninde yaklaşım larını pozitif yönde etkileyecektir. Bu nedenle öğretmenlerin çocukla ilgili farklı uzmanlardan destek alarak çalışması eğitimin başarıya ulaşması açısından gereklidir.