Trablusgarp Savaşı (1911-1912)
1870’de siyasi birliğini sağlayan İtalya, diğer Avrupalı Devletler gibi emperyalist faaliyetlerden geri durmak istememiştir. Kuzey Afrika’da Osmanlı hâkimiyetinde bulunan Trablusgarp’ı hedef olarak seçmiştir. Bankalar, okullar ve şirketler aracılığıyla Trablusgarp’a yatırımlar yaparak bölge ile ekonomik ve kültürel ilişkilerini geliştirmiştir. Ayrıca yaptığı propagandalarda Osmanlı Devleti’nin Trablusgarp’ı ekonomik ve kültürel olarak geliştiremediğini beyan etmektedir.
Osmanlı Devleti, İtalya’nın bu faaliyetleri karşısında herhangi bir tepki göstermemişlerdir. Hatta, İtalyanların Trablusgarp’ı işgal edeceklerini dahi düşünmemektedirler. Osmanlı Devleti’nde 1908 ihtilali sonrası II. Meşrutiyet ilan edilmiştir. Diğer taraftan Bulgaristan bağımsızlığını ilan etmiş, Avusturya ile Bosna-Hersek’i işgal etmiştir. Fransızlar Cezayir, Tunus ve Fas üzerinde hakimiyet kurmaktayken İngilizler ise Mısır’ı idareleri altına almışlardır. Trablusgarp’ta ise İtalyanların ticari faaliyetlerine kısıtlama getirerek İtalyan nüfuzunu kırmaya çalışmaktadır.
İtalya, 28 Eylül 1911’de Osmanlı Devleti’ne verdiği bir ültimatomla Trablusgarp’ın geliştirilmediği, Osmanlı memurlarının İtalyanlara kötü muamelede bulunduğu ve bu nedenle İtalya’nın Trablusgarp ve Bingazi’yi işgal etmeye karar verdiğini ifade ederek direniş gösterilmemesini talep etmiştir.
Osmanlı Devleti bu iddiaları reddettiyse de ertesi gün İtalya Osmanlı Devleti’ne savaş ilan etti. Trablusgarp ve Bingazi kıyılarını ablukaya aldı. Osmanlı Devleti, bu savaşa hazırlıksız yakalanmıştır. İtalyan ablukası nedeniyle denizden yardım götürülememiştir. Mısır ise İngiliz idaresinde olup İngilizlerin tarafsızlığını ilan etmesi nedeniyle oradan da yardım ulaştırılamamaktadır.
5 Ekimde Tobruk, 6 Ekimde Trablus, 16 Ekimde Derne, 17 Ekimde kritik önemdeki Homs ve 20 Ekimde ise Bingazi ele geçirildi. Ancak Osmanlı hükümeti yerel güçlerle işbirliği içerisine girerek İtalyanların ilerleyişini durdurmuşlardır. Özellikle bölgede önemli bir güce sahip olan Senüsiler, Osmanlı ordusuna destek vererek, güçlü bir direnişte bulunmuşlardır. Bu direniş sayesinde İtalyanlar geri çekilmek zorunda kalmışlardır.
Osmanlı Hükümeti, Trablusgarp’taki direnişi örgütlemek için oraya subaylar göndermiştir. Bu subaylar arasında Kolağası Mustafa Kemal (Atatürk) Bey, Halil (Kut) Bey, Binbaşı Enver Bey, Paris Ateşesi Ali Fethi (Okyar) Bey, Nuri (Conker) Bey ve Eşref (Kuşçubaşı) Bey, Süleyman (Askeri) Beyler bulunmaktadır.
Trablusgarp’ta yaşanan çatışmalarda İtalyanlar kıyı şeridinde tutunabilmişler fakat iç kesimleri ele geçirememişlerdir. Osmanlılar ise İtalyanları sahilden söküp atamamışlar fakat ilerleyişini durdurmuşlardır.
İtalya, bu durumu ortadan kaldırmak amacıyla diplomatik girişimlerde bulunmuştur. 5 Kasım 1911’de Trablusgarp’ı ilhak ettiğini duyurmuştur. Osmanlı Devleti ise bu ilhakın Paris ve Berlin antlaşmalarına aykırı olduğunu ifade ederek ilhakı kabul etmemiştir.
İtalya, ilhak ilanından sonra Avrupalı Devletlerin ilhakı tanımasını ve Osmanlı Devleti’ne baskıda bulunmaları için arabuluculuk teklif ettiyse de buna yanaşılmamıştır. İtalya’nın diğer bir teşebbüsünde Çanakkale Boğazı’na iki defa çıkarma yapmıştır ancak boğazı geçememiştir. Son teşebbüsünde ise Osmanlı Devleti’nin Trablusgarp işgalini tanımasını sağlamak için Oniki Adaları işgal etmiştir. Savaşı daha da fazla yayak için Beyrut limanını bombalamıştır.
Osmanlı Devleti, bu işgaller karşısında kamuoyu nezdinde tepki vererek İtalyan vatandaşlarını sınırdışı etmiştir. Ayrıca İttihad ve Terakki Partisi’nin günden güne siyasi güç kaybetmesi, Hürriyet ve İtilaf Partisi adında muhalif bir partinin doğmasına zemin hazırlamıştır. İttihad ve Terakki Partisi’ni destekleyen Said Paşa kabinesinin yerine İttihad ve Terakki Partisi karşıtı Gazi Ahmed Muhtar Paşa kabinesi göreve gelmiştir. Her iki hükümet de İtalya’nın Trablusgarp’ı işgaline direniş göstermişlerdir.
Savaşın iki devletten herhangi biri lehine sonuçlanmaması nedeniyle, Avrupalı devletlerin arabuluculuğuyla 18 Haziran 1912’de mütareke görüşmeleri kabul edilmiştir. 12 Temmuzda İtalya ve Osmanlı tarafı Lozan’da görüşmelere başlamıştır. İtalyanlar ve Osmanlılar arasında çetin müzakereler yaşanmıştır. Bu sırada Gazi Ahmed Muhtar Paşa kabinesi göreve başladıktan sonra Said Halim Paşa’nın yerine Sofya Elçisi Nabi Bey ile Roma elçiliğinde memur Rumbeyoğlu Fahrettin Bey’i görevlendirmişlerdir. Görüşmeler daha sonra Lozan’ın Ouchy (Uşi) kentinte devam etmiştir.
15 Ekimde gizli antlaşma ve ekleri, 18 Ekimde ise açık barış antlaşması ve protokolleri kamuoyu önünde imzalanmıştır. Gizli antlaşma 9 madde iken, kamuoyuna sunulan antlaşma ise 11 maddeden ibarettir. Antlaşma metninde her iki devletin savaşı bitirmek için gerekli tedbirleri alması, Osmanlı’nın Trablus ve Bingazi’yi boşaltması ve İtalyanların da Oniki Adaları boşaltması, savaş esirlerinin serbest bırakılması, genel af çıkarılması, kapitülasyonların kaldırılması, gümrük, ticaret ve posta işlerinde Osmanlı Devleti’nin bağımsız hareket etmesi, uluslar arası hukuka uygun davranılması, işten atılan İtalyan vatandaşlarının görevlerine iade edilmesi ve bu süredeki maaşlarının tazmin edilmesi, Trablus ve Bingazi’nin Düyun-ı Umumiye İdaresi’ne olan borçlarının İtalya’ya devredilmesi bulunmaktadır.
Gizli antlaşmanın maddeleri arasında ise Trablus ve Bingazi’ye özerlik verilmesi, genel af ilan edilmesi, Padişahın buraya bir naip ve din adamı tayin etmesi, padişah adına hutbe okunması, vakıfların faaliyetlerine devam etmesi ve Oniki Adalar’da Osmanlı Devleti’nin idari ve hukuki ıslahatlar yapması kararlaştırılmıştır.
Bu antlaşma ile birlikte Osmanlı Devleti, fiili olarak Trablus ve Bingazi’den çekilerek, buralarının idaresini İtalyanlara bırakmıştır. Oniki Adalar ise Balkan Savaşları’nın başlaması nedeniyle geçici olarak İtalya’ya bırakılmıştır. Ancak bir daha Osmanlı Devleti’ne geçmemiştir.