II. Mehmed Dönemi (1444- 1446) (1451- 1481)

Birinci Saltanat Dönemi (1444 -1446)

II. Murad, 1443 yılının yazında Karamanoğulları ile yaptığı mücadeleyi Batı'da beliren tehlike nedeniyle antlaşma ile sonlandırmak zorunda kaldı. Ekim 1443’te Hunyadi Yanoş, Macar kralı Ladislas ve Sırp despotu idaresindeki bir ordunun Tuna’yı geçerek Osmanlı topraklarını istila ettiğini öğrendi. Bunun dışında II. Murad’ı üzüntüye sevk eden kötü haber şehzade Alaeddin’in Amasya’dan gelen ölüm haberi oldu. Uğranılan başarısızlıklar ve oğlunun ölüm haberi ile üzüntüye düşen II. Murad, keskin bir politika değişikliğiyle barış ve yatıştırma siyasetine dönmek zorunda kaldı. Sırp, Macar ve Karamanoğulları ile yaptığı antlaşmalardan sonra oğlu Mehmed adına tahttan çekildi.

II. Mehmed'in çocuk yaşta padişah olmasını fırsat bilen papalık Osmanlıları Avrupa'dan atmak amacıyla haçlı seferi hazırlıklarına başladı. O sırada II. Murad ve II. Mehmed’i destekleyenler arasında büyük bir çekişme vardı. Çandarlı Halil Paşa, II. Murad’ı tekrar tahta geçirmenin yollarını arıyordu. Bu sırada Buçuktepe Vak‘ası (1446) denilen ilk yeniçeri isyanı meydana geldi. Bu isyan yatıştırıldıktan sonra II. Murad tahta davet edildi ve böylece II. Mehmed'in ilk saltanatı son buldu.

İkinci Saltanat Dönemi (1451 -1481) ve İstanbul'un Fethi (29 Mayı 1453)

İkinci kez Osmanlı tahtına geçen II. Mehmed bu sefer yetişkindi ve kendi yönetim kadrosunu oluşturmuştu. Çocukluğundan beri en önemli hedefi İstanbul'u fethetmekti. İstanbul, bulunduğu konum itibariyle asırlarca dünya devletlerinin ilgisini çekmiştir. Hz. Peygamber'in Hadis -i Şerîfi'nde ismi geçerek, O'nun övgülerine nail olan bu önemli şehri fethetmek II. Mehmed'e nasip olmuştur. İstanbul fatihi, henüz çocuk yaşlarında iken İstanbul'u almanın kendi saltanatının ilk şartı olarak görmüştü. Her fırsatta Osmanlı Devleti aleyhine ittifaklarda yer alan Bizans, Osmanlı toprakları arasında adeta bir çıbanbaşı gibi yer almaktaydı. Şehzade Orhan'ı öne sürerek yaptığı tehditler bardağı taşıran son damla olarak, artık bu köhne imparatorluk ile hesaplaşmanın vaktinin geldiğine inanan II. Mehmed, hummalı bir hazırlık içine girmişti. İstanbul'un fethi İslâm ve Avrupa dünyasında büyük bir yankı uyandırmıştır. Fetih haberi İslâm dünyasında sevinçle karşılanırken, Batı dünyası İstanbul'u kurtarabilmek için haçlı organizasyonu tertiplemeye çalıştılar. Olası bir haçlı birliğini ve saldırıları engellemek için Fatih Sultan Mehmed akıllıca önlemler aldı. İstanbul'un fethedilmesi merkezî imparatorluğa geçişte önemli bir safhanın tamamlanması anlamına geliyordu. İstanbul'u fethederek "fatih" unvanını alan Osmanlı padişahı, ayrıca atalarından aldığı gazilik ve sultanlık unvanlarına “kayser” yani imparator unvanını da eklemiştir. Bu, İkinci Roma’nın sahibi olarak onun meşru mirasını üstlendiğini göstermekteydi.

Batı ile İlişkiler

II. Mehmed, dönemi fetihlerin bir hayli geliştiği dönemdir. 1454'te çıkılan Sırbistan seferi ile Omol ve Sivricehisar ele geçirildi. 1455 yılında ikinci bir sefere çıkılarak önemli maden bölgeleri fethedildi ve Sırbistan haraca bağlandı. İtalya'ya yapılacak seferlerde önemli bir üs olacak Mora üzerine seferler yapıldı. Buradaki bazı önemli kaleler ele geçirildi. Osmanlı Devleti tarafından yetiştirilen Arnavut İskender Bey'in isyanı üzerine Arnavutluk'a seferler yapıldı. Arnavutluk'taki Osmanlı hâkimiyeti 1479'da İşkodra'nın fethi ile sağlandı. Mora ve Midilli'nin fethedilmesi nedeniyle Venedik ile mücadeleler yaşandı. Venedik'in Çanakkale Boğazı'nı kapatması üzerine Sultaniye ve Kilitbahir kaleleri inşa edildi. Osmanlı -Venedik mücadeleleri 1479'a kadar devam etti. Bu dönemde Eflak ve Boğdan Osmanlı Devleti'ne haraç vermeyi kabul ederek nüfuz bölgeleri haline getirildi. 1463 yılında çıkılan sefer ile Bosna toprakları fethedildi ve Hersek tâbiyet altına alındı. Fatih'in hoşgörüsünden etkilenen binlerce Bosnalı Müslüman oldu.

Macarlar ile büyük bir savaş meydana gelmemiş, ancak mücadeleler de eksik olmamıştır. Osmanlıların Balkanlardaki hızlı ilerleyişinden endişe duyan Macarlar, zaman zaman Papalık, Venedik ve Arnavutlar ile işbirliği yapmıştır.

Karadeniz Siyaseti

Karadeniz'in ticari önemini kavrayan Fatih Sultan Mehmed, Karadeniz hâkimiyetine ayrı bir önem vermiştir. Karadeniz'in kuzeyindeki tahıl üretimi, tuz depoları, hayvancılık, esir ticareti, balık ürünleri ve kürk ticareti Karadeniz'i ekonomik açıdan cazip hâle getiriyordu. Karadeniz'in bir Türk gölü hâline getirilmesi için bir dizi fetih ve politika yürütmüştür. Bu çerçevede Candaroğulları ile mücadele edildi, Trabzon -Rum İmparatorluğu'na son verildi, Boğdan'ın hâkimiyetine önem verildi. Kırım kuvvetleriyle işbirliği yapılarak Ceneviz üzerine gidildi.

Karamanoğulları, Akkoyunlular ve Memlükler ile İlişkiler

Anadolu'da öteden beri Selçukluların varisi olduğunu iddia eden Karamanoğulları ile mücadeleler Fatih Sultan Mehmed döneminde de devam etmiştir. Osmanlılara karşı düşmanca bir tutum sergileyen Karamanoğulları Anadolu beyliklerini Osmanlı aleyhine kışkırtmış, fırsat buldukça diğer devletler ile ittifak kurmuştur. Karamanoğulları topraklarına hâkimiyet tam olarak 1474'te gerçekleşti.

Fatih Sultan Mehmed'in Koyulhisar'ı ve Trabzon'u ele geçirmesi Doğu Anadolu'da önemli bir güç haline gelen Akkoyunlu Devleti için önemli bir tehdit oluşturuyordu. Diğer taraftan Akkoyunlu Uzun Hasan'ın Karamanoğulları'na destek vermesi, bazı Anadolu beylerini etrafında toplaması gibi nedenlerle iki devlet arasında savaş meydana geldi. Osmanlılar 1473 yılında Otlukbeli Savaşı'nda Akkoyunluları ağır bir yenilgiye uğrattılar.

Fatih Sultan Mehmed'in doğu siyaseti Memlükleri tehdit etmeye başlayınca iki ülke ilişkileri gerildi. Memlüklerin Akkoyunluları, Dulkadiroğullarını ve Karamanoğullarını himaye etmesi, Memlük elçisinin tavırları ve Hicaz suyolları meselesi ilişkilerin bozulmasına neden oldu. Bunlardan Dulkadiroğulları toprakları adeta Osmanlılar ile Memlükler arasında bir nüfuz mücadelesi sahasına dönüşmüştür.

Rodos ve İtalya Seferi

Anadolu, Balkanlar, Suriye ve Mısır üzerinde önemli bir konumda olan Rodos ile ilişkiler Saint Jean Şövalyelerinin tüccar ve Hac gemilerine korsanlık yapmaları, Osmanlı aleyhindeki ittifaklarda bulunmaları ve talep edilen vergiyi kabul etmemeleri seferin başlıca nedenleridir. Yapılan seferler ile Rodos ele geçirilemedi.

Arnavutluk, Mora ve İyonya adalarının alınması ile İtalya seferine önceden beri hazırlık yapılmaktaydı. Gedik Ahmed Paşa idaresindeki Osmanlı donanması 11 Ağustos 1480'de Otranto'yu ele geçirdi. Fatih'in vefatı, Cem Sultan meselesi ve Gedik Ahmed Paşa'nın çağrılması gibi nedenlerle takviye edilemeyen Otranto 13 ay sonra elden çıktı.

Fatih'in Reformları ve Cihan Hâkimiyeti

II. Mehmed, fütuhat siyasetini saltanat ve iktidarının ilk şartı gibi düşünüyordu. Fatih döneminde Anadolu'da ve Rumeli’de tâbi beylikler sisteminin bırakıldığı ve doğrudan doğruya ilhak suretiyle merkeziyetçi imparatorluğa süratle geçilmek istendiği anlaşılır. Reformcu bir padişah olarak tanınan Fatih Sultan Mehmed, devleti merkeziyetçi bir yapıya kavuşturmak için yeni kanunlar çıkartmış ve birçok yeniliği hayata geçirmiştir.