Türk Cihan Hâkimiyeti Anlayışı Ve Kızılelma

Türk Devletlerinin Hâkimiyet Anlayışı

Türklerdeki hâkimiyet düşüncesinin temelinde, bütün dünyayı içine alan yani cihanşümul bir devlet anlayışı bulunmaktadır. Bir çeşit olağanüstü lütufla donanmış, Tanrı’nın görevlendirmesine dayanan bu tür iktidara, “karizmatik iktidar” adı verilmektedir.

1. Hâkimiyet Kavramı

Türk devletlerinde hâkimiyetin en temel unsuru olarak “tam bağımsızlık” düşüncesi kabul edilmektedir. Köklü bir medeniyetin sahibi olan Türkler oluşturdukları devleti, ilahî esaslara dayandırarak çağlar boyunca uygulayacakları bir yönetim şekli meydana getirmişlerdir. Devletin kutsal bir olgu olarak ifade edildiği bu düşünce sisteminde, “Dünya’ya hâkim olma” ve “Tanrı’nın yeryüzünde kurduğu bu düzende devletin devamlılığını sağlama” gibi hususiyetler oldukça önemli bir anlayış olarak ortaya çıkmaktadır.

2. İlk Türk Devletlerinde Hâkimiyet Anlayışı

Egemenliğin bu şekilde ilahî kaynaklı olduğuna inanan Bozkır Türkleri, Tanrı’nın yeryüzündeki hâkimiyetini farklı şekillerde ve insanlar aracılığı ile kullandığına inanmaktadırlar. Hâkimiyetin dünyadaki tek temsilcisi ve uygulayıcısı ise devleti yöneten Kağan’dır. Bozkır inanç sisteminde, Tanrı’nın hâkimiyetini yeryüzünde kullanma şekli yine Tanrı’nın seçimi ve bağışı vasıtası ile gerçekleşmektedir.

2.1. Kut

Sahip olunan devleti yönetmekle yükümlü olan Kağan, devletin sürekliliğini temsil etmektedir. Kağan’ın yönetme yetkisini kullanmak için Kut’a ihtiyacı bulunmaktadır. Bu nedenle kut, nasibi olan Türk yöneticilerine Tanrı tarafından bağışlanan ve kutsallık taşıyan bir olgudur.

2.2. Ülüg ve Ülüş

Türk inanışına göre, Tanrı’nın “ülüg veya ülüş” bağışlaması ile Türk devletlerinde bolluk ve bereket artmakta ve bu durum açıkçası Türk kağanına maddi bir güç kazandırmaktadır. Türk kağanının bu gücü, milletinin faydasına kullanmak gibi bir zorunluluğu vardır. Nitekim Kağan, Tanrı’nın bağışı ile elde ettiği bu ekonomik varlığı, adaletli bir şekilde dağıtmaktan sorumludur.

2.3. Küç (Güç)

Eski Türklerde hâkimiyet ile ilgili yazıtlara yansıyan Tanrı’nın verdiği “ülüg” ve “yarlık” dışında bir de “küç” (güç) bağışlamasıdır. Yazıtlarda özellikle Kağan’ın ve Türk milletinin kazanmış oldukları zaferlerde, elde etmiş oldukları başarılarda “küç”, oldukça önemli bir yeri işgal etmektedir.

3. Töre –Kanun

Töre, bozkırda sürdürülen yaşamın zaman içerisinde sosyal ve hukukî bir değer kazanan davranışlarını da içine alarak ve genellikle "kanun" anlamına gelmek sureti ile Türk toplumsal yaşamını düzene koyan ve uyulması zorunlu olan kurallar bütününü ifade etmektedir.

Türk Cihan Hâkimiyeti Anlayışı

Türklerin cihan hâkimiyeti anlayışı, tarih boyunca “Türk Fütuhat” düşüncesinin temeli ve ana kaynağı olarak ulaşılması amaçlanan bir ülkü olmuştur. Türk cihan hâkimiyeti anlayışı, tarih boyunca bütün Türk hükümdarları için tartışmasız bir ülkü olarak değerlendirilmiştir. Tarihsel kaynaklarda, kitabelerde, yazıtlarda, edebi ve kültürel metinlerde görülmektedir ki, çağlar boyunca Türk fetih hareketinin fikrî temellerini oluşturan Türk cihan hâkimiyeti anlayışı, bütün Türk liderlerinin yegâne idealleri olmuştur.

Kızılelma

Kızılelma, ilk zamanlardan itibaren Türk devlet geleneğinin en önemli unsurlarından biri olan cihan hâkimiyeti anlayışının sembolik bir ifadesidir. Kaynaklarda genellikle, “erişilmesi istenen ülkü, elde edilmesi amaçlanan muhayyel yer” anlamında kullanılmaktadır. Balkanların Osmanlı Devleti tarafından fethedilmesinde önemli rol oynayan Sarı Saltuk'un kahramanlıklarının anlatıldığı “Saltukname”den Evliya Çelebi'ye kadar, birçok eserde konu edilen Kızılelma, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kuruluşundan sonra da Arif Nihat Asya, Hüseyin Nihal Atsız, Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu ve Necdet Sancar gibi yazar ve şairler tarafından daha ziyade Ziya Gökalp’in tasvir ettiği şekilde, “Türkçülük ideolojisi” çerçevesinde ele alınmıştır.