Mukataa Sistemi ve Osmanlı Devleti’nde Borçlanma
Mukataa Sistemi
Bir maliye terimi olarak mukataa hazineye ait olan bir arazi veya bir varlığın bir bedel karşılığında mülk olarak kiraya verilmesidir.
Osmanlı’da Mukataa mirî mukataa ve malikane mukataatı olmak üzere iki kısma ayrılıyordu. Bunlardan mirî mukataat seneden seneye, malikane mukataatı da hayatta olma şartı ile ömür boyu iltizama verilirdi.
Her mukataanın başında ulufeli bir “mukataa emini” bulunuyordu. Eğer bu kişi mukataayı bir ya da üç yıl için açık artırma ile üstüne de en yüksek hasılı elde edeceğini yükümlenerek işi götürü biçimde almış olursa bu durumdaki mukataacıya “ber vech-i iltizam emin” adı verilirdi.
İltizam
Mukataaların bir bedel karşılığında müteşebbisler tarafından işletilmesine “iltizam” denir. Mukataanın iltizama verilmesine “ilzam”, İltizam verilen kişiye de “mültezim” denmektedir.
Emanet
Mukataalar bir memur kadrosu tarafından devlet eliyle işletilebilirdi. Bu durumda işletmenin başına getirilen yönetici emin ismini taşıyan ve doğrudan hazine tarafından görevlendirilen bir memur olurdu. Yönetici devletten bir maaş veya dirlik alırdı. İşletmeden elde edilen gelirin az veya çok olmasından ya da zarar edilmesinden dolayı üzerine hiçbir sorumluluk almaz ve sadece devletin kendisine tahsis ettiği ödeneği alırdı.
Emanette olan mukataa iltizama da verilebilirdi. Çoğu kez Mukataayı emanette iken iltizama alanlar bu ulufeli memurlar olmuşlardır. Bunlar “emin” sıfatını korumakla beraber, tahvil sonunda belli bir meblağ ödemeyi de kabul etmekte idiler. Yani hem “emin” hem de “mültezim” sıfatını taşımışlardır. Mukataanın bu şekilde idare edilmesine “emanet ber vech-i iltizam” denilirdi.
Malikane
Ömür boyu olarak verilen iltizama “malikane” denir. Malikane; devletin arttıkça artan nakit para ihtiyacı ile iltizamları ömür boyu hale getirmesidir.
Malikane sisteminde de mukataaların gelirlerinin her yıl ödenmesi gereken taksit(müeccel) karşılığında veya peşin(muaccele) olarak özel kesime satılması söz konusudur.
Osmanlı Devleti'nde Borçlanma
İç Borçlanma
16. yüzyıl sonlarına doğru mali koşulları zorlaşması, devletin iltizam sistemini iç borçlanma amacıyla kullanmaya başlamasına neden olmuştur.
16. yüzyıl sonlarında malikane düzenine geçilmesi ile devlet aynı yönde daha ileri adımlar atmaya başladı. Bu düzende devlet, bir gelir kaynağından vergi toplama hakkını vergi toplayacak olan kişiye ömür boyu satmaktaydı. Kısa vadeli iltizam ile karşılaştırıldığı zaman, malikane düzeninin getirdiği en büyük yenilik, devletin vergi gelirlerini teminat göstererek daha uzun vadeli borçlanabilmesi olmuştur.
İç Borçlanma Araçları
Esham
Osmanlı düzeninin mali ve askeri zayıflıklarını çok dramatik bir şekilde ortaya koyan 1768-1774 Savaşı’nın sona ermesinin ardından mali bürokrasi, esham adı verilen yeni fakat aynı zamanda öncekilerle ilişkili bir borçlanma düzeni başlattı. Esham düzeninde bir vergi kaynağının yıllık gelirini kuruş cinsinden devlet önceden belirlemekteydi. Daha sonra çok sayıda paya ayrılıyor ve bu paylar kendilerine ömür boyu her sene muaccele olarak adlandırılan sabit bir geliri sağlamak üzere alıcılara satılıyordu.
Kaime
1830 lu yılların son yarısında reform girişimleri ve artan askeri harcamalar karşısında bir çok devlet kurumu bütçe gelirleri azalarak tükendiğinde faaliyetlerini devam ettirebilmek için “sergi” adıyla alınan borç senetlerini kullanmaya başlamıştı.
1840 yılından itibaren, Kaime-i muteber-i nakdiyye ya da kısaca “kaime” diye anılan ve önceleri faiz geliri de sağlayan borç senetleri kullanılmaya başlandı daha sonraki yıllarda faiz boyutunun ortadan kaldırılmasıyla kaimeler kağıt paraya dönüşmüştür.
Galata Bankerleri
Osmanlı Devleti bir yandan iltizam düzeninin finansmanı bir yandan da kısa vadeli ihtiyaçlarını karşılamak için sarraflardan yararlanmakta idi.
1760’lı yıllardan sonra devletin mali durumu kötüleşirken, devlete aracısız borç veren sarrafların önemi de artmaya başladı. Sarraflar Avrupa’daki finans çevreleri ile sürdürdükleri ilişkileri sayesinde Osmanlı için Avrupa’daki piyasalardan kısa vadeli borçlar toplamaya başladılar.
Tağşiş ve Enflasyon
Tağşiş para birimlerinin içerdiği gümüş miktarını azaltma demektir. Osmanlı tarihinde en hızlı tağşişler reformcu padişah II.Mahmut döneminde(1808- 1839) yapılmıştır. Yine Osmanlı tarihindeki en hızlı enflasyon da bu dönemde görülmüştür.
Dış Borçlanma
19. yüzyılda büyük bir hızla artan askeri harcamalar devletin topladığı vergilerle karşılananmıyor, savaş harcamaları iç finans piyasalarının gücünün üstünde kaynaklar gerektiriyordu.
İlk dış borçlanmalar 1840’lı yıllarda kısa vadeli olarak Galata bankerleri aracılığı ile Fransız bankalarından sağlandı.
Kısa bir zaman zarfında bütçe açıklarına karşı dış borçlanmaya başvurulması en çok kullanılan yöntem haline geldi. Bunu takip eden 20 yıl boyunca da Osmanlı Devleti; Paris, Londra, Viyana ve öteki Avrupa borsalarından gittikçe daha ağırlaşan koşullarda büyük meblağlarda borçlar aldı.
Osmanlı Devleti’nin dış borçlarına ödeyemeyecek duruma gelmesi ile Avrupa mali sermayesi borç ödemelerini güvence altına almak için yeni bir yöntem izlemeye başladı. Borç ödemeleri durdurulduktan sonra, 1881 yılının aralık ve hicri takvime göre Muharrem ayında imzalanan bir antlaşma ile sonuçlandı. “Muharrem kararnamesi” olarak isimlendirilen bu anlaşmayla dış borçların miktarı azaltılıyor, ödeme koşulları yeniden şekillendiriliyordu