Tanzimat Sonrası Osmanlı Hazineleri

Osmanlı Devleti'nin klasik devlet düzeninde bir merkez hazine veya dış bir de padişaha ait olan iç hazine bulunmaktaydı. Bu düzen, XVIII. yüzyıl sonuna kadar devam etmiş, 1793 yılına gelindiğinde Sultan III. Selim, yaptığı Nizam-ı Cedid ıslahatları sırasında gerekli ihtiyaçları karşılamak amacıyla yeni hazineler teşkil etmiştir. III. Selim döneminde İrad-ı Cedid, Zahire ve Tersane hazineleri oluşturulmuştur. Bu yeni hazinelerle birlikte Osmanlı Devleti'nde "çoklu hazine" dönemi denen yeni bir dönem başlamış ve bu durum Tanzimat'a kadar devam etmiştir. Sultan III. Selim'den sonra tahta geçen II. Mahmud, bu çoklu hazine sistemini devam ettirmiş onun döneminde Mansûre Hazinesi, Darphane Hazinesi, Redif Hazinesi gibi hazineler varlığını sürdürmüştür. Ancak yeni hazinelerin teşkil edilmesi devletin asıl hazinesi olan Hazine-i Âmire ve Darphane-i Âmire hazinelerinin geri planda kalmasına sebep olmuş bu sebeple bu iki hazine birleştirilmiştir. Sultan II. Mahmud'un merkez teşkilatında yaptığı reformlar sırasında maliye de ele alınmış ve 1838 yılında Maliye Nezareti teşkil edilmiştir. Kurulan bu nezaretin ömrü kısa süreli olmuştur ancak Tanzimat dönemiyle birlikte artık Osmanlı Devleti yeni bir döneme girmiştir. Tanzimat'ın getirdiği yeni kaideleri uygulamak amacıyla Maliye Nezareti yeniden ihdas edilmiştir. Bu sırada eski kurumlar kaldırılmadığından eski ve yeni usul bir arada yürütülmeye çalışılmış fakat karmaşaya sebep olması üzerine eski usul defterdarlık tamamen kaldırılarak Maliye Nezareti, maliyenin tek sorumlusu haline gelmiş ve Maliye Hazinesi de devletin tek hazinesi olmuştur. Böylece tek hazineli ve tek bütçeli döneme Tanzimat'la birlikte tekrar dönülmüş oldu.

Tanzimat’la birlikte tek hazine, tek bütçe prensibiyle tüm gelirler Maliye Hazinesi’nde toplanırken buna padişahın gelirleri de dahil edilmiştir. Padişah ve hanedana ait masrafların karşılanması amacıyla Mart 1840’tan itibaren padişaha tahsisat-ı seniyye adında maaş bağlanmış ve padişah ve hanedanın giderleri bu bütçeden karşılanmaya başlanmıştır. Padişah gelir ve giderleriyle ilgilenen Ceyb-i Hümayun Hazinesi bir iç hazine haline gelmiş daha sonra ise bu tabirin yerine Hazine-i Hassa tabiri kullanılmaya başlanmıştır. Ceyb-i Hümayun’un yerini alan Hazine-i Hassa idaresi ise Darphane Nazırı’na verilmiştir. 1 Şubat 1850’de Darphane Nezareti’nin adı değiştirilmek suretiyle Hazine-i Hassa Nezareti oluşturulmuş ve padişah ve hanedana ait gelir-gider işleri bu nezarete verilmiştir. 1863 yılından itibaren zaman zaman Hazine-i Hassa idaresinde değişiklikler yapılmakla birlikte aslı bozulmamış 1909 yılına kadar nezaret olarak varlığını sürdürmüştür.

Hazine-i Hassa Nezareti’nde işlerin yürütülmesi için çeşitli komisyonlar ve meclisler oluşturulmuştur. Sultan II. Abdülhamid’in tahta geçmesinin ardından Hazine-i Hassa teşkilatına yönelik kapsamlı bir düzenleme yapılmış ve 1880 yılında tamamlanan düzenlemeler sonucunda geniş kapsamlı bir teşkilat oluşturulmuştur. Nezarete bağlı pek çok kalem ve birimle işler yürütülmüştür. Sultan Abdülhamid döneminde, önem kazanan bir diğer birim ise emlak-ı hümâyûn olmuştur. Sultan Abdülhamid, 1840’te Maliye Hazinesi’ne devredilen emlak-ı hümâyûn adı verilen gelir kaynaklarını 1880’den itibaren tekrar Hazine-i Hassa’ya naklettirmiş. Bununla da kalmayıp yeni eklemeler yoluyla emlak-ı hümâyûnun varidatını genişletmiştir. Sultan Abdülhamid’in saltanatı müddetince pek çok arazi, imtiyaz ve maden emlak-ı hümâyûna dahil edilmiştir. Emlak-ı hümâyûna yapılan eklemeler sonucunda işlerin artmasıyla yapılan düzenlemelerle Hazine-i Hassa merkez kalemlerine bağlı olacak şekilde emlak-ı hümâyûn teşkilatı oluşturulmuştur.

II. Meşrutiyet dönemine gelindiğinde ise Hazine-i Hassa ve emlak-ı hümâyûn için yeni bir dönem başlamıştır. Artan masraflar sebebiyle gelirlerin giderleri karşılamamaya başlaması üzerine büyük bir bütçe açığı meydana gelmiştir. Bu açığı kapatmak amacıyla Hazine-i Hassa idaresindeki mülklerin bir kısmı Maliye Hazinesi’ne devredilerek alınacak borçlara karşılık gösterilmiştir. II. Meşrutiyet dönemi, Hazine-i Hassa Nezareti ve emlak-ı hümâyûn için bir küçülme dönemi olmuştur. Sultan Abdülhamid’in tahttan indirilmesinin ardından Hazine-i Hassa’da küçülmeye gidilmiş ve artık eski teşkilata gerek duyulmadığından nezaret müdürlüğe dönüştürülmüştür. Cumhuriyet dönemine kadar müdürlük olarak varlığını sürdüren Hazine-i Hassa, 3 Mart 1924’te Halifeliğin kaldırıldığı ve Osmanlı hanedanının yurt dışına çıkarıldığı kanunla birlikte, artık ihtiyaç olmadığı için tamamen kaldırılmıştır.