Osmanlı Hukuku ve Adliye Teşkilatı Tanzimat ve Meşrutiyet Dönemi
Avrupa'da Fransız İhtilali'nden sonra eşitlik, hürriyet gibi ilkeler ile kişisel hak ve özgürlükler, fikir özgürlüğü, halkın yönetime katılması gibi kavramlar toplumları şekillendirecek boyutta önem kazandı. Osmanlı Devleti de 19. yüzyılın dünyasına ayak uydurmak, iç huzuru sağlamak, toplumu oluşturan farklı din, mezhep, etnik unsurlar arasındaki eşitsizlikleri ortadan kaldırmak amacıyla Tanzimat Fermanı adıyla bir ferman yayınlamıştır. Tanzimat fermanı, Tanzimat dönemi olarak adlandırılan dönemi başlatması bakımından bir milattır.
Tanzimat Fermanı’nda can, mal, ırz güvenliği, vergide ve askere alımlarda adalet; angarya ve müsadere usullerinin kaldırılması gibi maddeler yer almaktadır. Fermanın ilanından sonra birçok alanda yeni kanunlar çıkarılacaktır. Buna kanunlaştırma faaliyeti denmektedir.
Tanzimat döneminin en önemli kanunlaşma hareketi Ceza Hukuku alanında yaşanmıştır. 1840 yılında şer’i ve örfi kanunları birleştiren 1840 Ceza Kanunu ceza hukuku alanında ilk derli toplu, yazılı kanun özelliği taşımaktadır. 1851 yılında hazırlanan 1851 Ceza Kanunu veya diğer adıyla Kanun-ı Cedid, 1840 tarihli Ceza Kanunu’nu yürürlükten kaldırmıştır. 1858 yılında ise Fransız Ceza Kanunu'ndan yararlanılarak Batılı yöntem ve usullerle yeni bir ceza kanunu hazırlanmıştır. Bu kanun bazı düzenlemeler ve eklemelerle Osmanlı Devleti yıkılana kadar yürürlükte kalmıştır.
Tanzimat döneminde ticaret hukuku alanında da bazı düzenlemeler yapılmıştır. Sanayi Devrimi sonrası Batı ile artan ticari ilişkilerde eski hukuk sisteminin yetersizliği nedeniyle bu alanda yeni kanunlara ihtiyaç duyulmuştur. 1840 yılında Ticaret Nezareti’ne bağlı Ticaret Mahkemeleri, 1847 yılında ise Muhtelif Ticaret Mahkemeleri adıyla karma ticaret mahkemeleri kurulmuştur. 1849 yılında, Fransız Ticaret Kanunu’nundan alınan Ticaret Kanunu yürürlüğe girmiştir. Bu kanun ile Osmanlı ticaret hukuku kısmen karmaşadan kurtarılmıştır.
Osmanlı anayasa hukuku alanında en önemli gelişme, Meşrutiyet dönemini de başlatan Kanun-i Esasi’dir. 23 Aralık 1876’da ilan edilen ilk Osmanlı anayasası ile Osmanlı Devleti’nde idare sistemi meşruti monarşiye dönüşmüştür. 1876 Anayasası’nda, Osmanlı Devleti’nde kurumların yapısı, hanedanının konumu, temel hak ve özgürlükler, Meclis-i Mebusan’ın yapısı gibi temel konular yer almaktadır. İlk Osmanlı anayasası, Belçika ve Prusya anayasalarından etkilenmekle birlikte tercüme bir anayasa değildir, her maddesi Osmanlı Devleti’nin koşullarına uydurulmuştur. Toplamda 119 maddeden oluşan anayasa Sultan II. Abdülhamid tarafından kabul edilmiştir. Kanun-i Esasi’nin demokratik olmayan bazı maddeleri 1909 yılında II. Meşrutiyet’in ilanından sonra değiştirilmiştir.
Tanzimat döneminde medeni hukuk alanında bazı önemli adımlar atılmıştır. Kişi, eşya, aile, miras, borçlar gibi alanları kapsayan medeni hukuk alanında ilk büyük kanun Mecelle-i Ahkâm-ı Adliye yani Mecelle’dir. 1869’da başlanan ve 1877’de tamamlanan Mecelle; İslam hukukuna dayanarak oluşturulmuştur. Ağırlıklı olarak borçlar hukuku ile eşya ve usul hukukuna yer veren Mecelle’de aile hukuku, miras, vakıf ve kişi hukukuna yer verilmemiştir.
Mecelle’de yer almayan aile hukuku alanında ilk geniş kapsamlı düzenleme 1917 Hukuk-ı Aile Kararnamesi’dir. Müslüman ve gayrimüslimleri kapsayan Hukuk-ı Aile Kanunnamesi, evlilik yaşı, boşanma, miras gibi konularda bazı yenilikler getirmiştir. Buna karşın iki yılı dolmadan yürürlükten kaldırılmıştır.İdari hukuk alanında günümüzdeki Danıştay’ın görevlerini üstlenen Şûrâ-yı Devlet’in kurulması en önemli gelişmedir. Kurum; kanun ve nizamları incelemek, idari kanunlar hakkında ilgili makamlara görüş arz etmek, devletle şahıslar arasındaki davalara bakmak, uyuşmazlık mahkemesi görevini yürütmek, memurları yargılamak, ilgili kurumların talebi üzerine hukuki mütalaalar vermek, bütçeleri denetlemek gibi görevleri üstlenmiştir.
Tanzimat sürecinde yargı örgütünde de önemli değişiklikler yapılmıştır. Nizamiye Mahkemeleri bu dönemde kurulan yeni mahkemelerdendir. Nizamiye Mahkemeleri evlenme, boşanma, miras gibi dini hukuk alanında kabul edilen konular dışındaki davalara bakacaktı. 1879 yılında savcılık (müdde'İ--i umumilik) ve 1875 yılında da avukatlık kurumları oluşturulmuştur.