Osmanlı Diplomasi Teşkilatı Tanzimat ve Meşrutiyet Dönemi

Tanzimat dönemi Osmanlı diplomasisi denge politikalarının uygulandığı bir mecrada ilerlemiştir. Tanzimat’ın ilanından sonra uluslararası siyasi sorunlar peş peşe ortaya çıkmaya başladı. Boğazlar sorunu, Macar mültecileri meselesi, Kutsal Yerler meselesi gibi konular Tanzimat Döneminin başlıca diplomatik sorunları olmuştur.

Uluslararası ilişkiler ve bu ilişkilerin temel tanımı olan diplomasi, devletlerin tarihlerinde önemli bir yer tutar.

Diplomasi, Uluslararası ilişkileri düzenleyen antlaşmalar bütünüdür. Yabancı bir ülkede ve uluslararası toplantılarda ülkesini temsil etme işi ve sanatıdır.

Kuruluşundan beri Osmanlı Devleti yabancı ülkelerle ilişki kurmuş fakat bu ilişki güçlü yapısı nedeniyle tek taraflı olmuştur. Klasik dönemde güçlü bir Osmanlı Devleti bu ilişkilerin şartlarını ve muhtevasını belirleyen taraf olmuştur.

Osmanlı Devleti'nin yabancı devletlerle ilişkilerin değişmeye başladığı kırılma noktaları vardı. Bunlardan ilki 1683 II. Viyana Kuşatması ile başlayan ve 1699 Karlofça Antlaması'na kadar devam eden 16 yıllık Uzun Harp dönemiydi.

Genel olarak Osmanlı diplomasi hareketlerine bakıldığında yabancı elçilik faaliyetleri Fatih Sultan Mehmed devrinde İstanbul’da görev yapan Venedik Balyoslarına kadar götürülebilmektedir.

Sultan III. Selim dönemi Osmanlı Devleti'nin Yenileşme Hareketleri açısından son derece önemli bir safhadır.

III. Selim döneminde ilk Osmanlı ikamet elçilerinin görevlendirilmeleri gerçekleşti. İlk olarak 1793 yılında Londra’da daha sonra 1797’de Paris, Berlin ve Viyana’da elçilikler kuruldu.

Sultan II. Mahmud döneminde diplomasi alanında atılımlar devam etti. 1821'de Tercüme Odası'nın açıldı.

Tanzimat Dönemi diplomasi alanında önemli özellikler gösteren bir zaman dilimidir. Osmanlı Devleti bu dönemde sorunların çözümünde diplomasiyi ön plana çıkardı. Tanzimat Dönemi boyunca İstanbul Avrupa diplomasisinin vazgeçilmez odak noktalarından biri haline geldi.

Reisü’l - küttablık makamının Hariciye Nezaretine çevrilmesi diplomasi alanındaki başarının önemli bir unsuru oldu.

Reisü’l - küttab iken Hariciye Nazırı unvanını ilk alan kişi Mehmed Akif Paşa olmuştur.

Tanzimat bürokratlarının yıldızı Mustafa Reşid Paşa idi. Reşid Paşa Tanzimat Fermanı'nın yayınlanmasında büyük rol oynadı.

Tanzimat Fermanı’nın ilanıyla başlayan yeni dönemde Osmanlı dış işleri teşkilatlanma yoluna gitmiştir. Özellikle III. Selim ve II. Mahmud dönemlerinde bu alandaki modernleşme, 1839 -1878 yılları arasında da devam etmiştir.

Tanzimat Fermanı’nın ilanından sonra yaşanan gelişmelere paralel olarak dış temsilciliklerin sayısında da artış olmuştur. Paris, Viyana, Berlin, Londra, Amsterdam, Hamburg, Tebriz, Cenova, Venedik, Barcelona ve New York gibi önemli merkezlerde diplomatik çalışmalar sayesinde devlet sistematik bir ilişki ağı kurmuştur.

1833 Hünkâr İskelesi Antlaşmasının süresinin 1841'de dolması Boğazlar sorununu gündeme getirdi. Bu antlaşmanın yeni hükümlerle uzatılması Boğazlar sorununun uluslararası bir hal almasına neden oldu. Osmanlı diplomasisi Boğazların kapalılığını uluslararası garantiye bağlamak amacıyla batılı devletlerin katıldığı bir sözleşmeye razı oldu. Karşılığında ise Osmanlı Devleti’nin Boğazlar üzerindeki egemenliği ortadan kalktı.

Bu dönemde Osmanlı diplomasisini meşgul eden diğer bir sorun Macar Mültecileri sorunu idi. Macaristan’ın Avusturya baskısından kurtulmak istemesi, Rusların olaylara müdahalesi neticesinde Macaristan’ın lideri Layoş başta olmak üzere Macar İhtilalcileri Osmanlı topraklarına sığındılar.

Osmanlı Devleti’nin en önemli diplomasi savaşlarından birisi literatüre “Kutsal Yerler” (Makâmât -ı Mübareke) olarak geçen ve Kudüs’te bulunan Hristiyanlar için kutsal sayılan Kamame Kilisesi, Beytü’l - Lahm Mağarası, Kutsal Taş, Hz İsa ve Hz. Meryem'in makamları konusudur. Bu sorun Osmanlı Devleti'ni Kırım Harbi’ne doğru sürükleyen bir hal almıştır.

Osmanlı Devleti ile Rusya arasında 1853 yılında patlak veren Kırım Harbi'nin akabinde Paris Kongresi’nin gündeminin belirlemek amacıyla 1 Şubat 1856’da Viyana’da Avusturya, İngiltere ve Fransa bir araya geldi. Kırım Harbi sürecinde alt yapısı oluşturulan ve ortaklaşa hazırlanan ve Islahat Fermanı olarak bilinen metin 18 Şubat 1856’da Sultan Abdülmecid tarafından ilan edildi.

Islahat Fermanı sonrası Osmanlı Devleti yine bir diplomasi trafiği yaşadı. Sırbistan'da isyanlar ve bağımsızlık hareketleri vuku buldu. Sultan Abdülaziz' Mısır'da yaşanan gelişmeler nedeniyle bu ülkeye bir seyahat gerçekleştirdi.

1908 yılı Temmuz’unda Osmanlı Devleti II. Meşrutiyet’i ilan etti. Avusturya - Macaristan Ekim 1908’de Bosna -Hersek’i ilhak ettiğini açıkladı. Bu ilhak Osmanlı Devleti, Sırbistan ve Rusya’nın, Avusturya -Macaristan’la ilişkilerini yakından etkiledi.