Osmanlı Ordusunda Kullanan Silahlar

Osmanlı Devleti, gazi devlet olarak askeri karakteri baskın idi. Kurulduğu yerin sınırda olması sürekli olarak mücadeleyi gerektirdiğinden, diri ve güçlü bir askeri güce sahip olması gerekiyordu. Güçlü bir ordunun en önemli gerekliklerinden birisi günün gerektirdiği silahlarla donatılması idi. Osmanlılar çağdaşı olan devletlere örneklik teşkil edecek şekilde askerî kurumlar kurdular. Bu bağlamda yeniçeri birlikleri Avrupa’nın ilk profesyonel birlikleriydi. Osmanlılar kuruluş ve yükselme dönemlerinde klasik savaş araç gereçleri olan kılıç, mızrak, gürz, kalkan, ok-yay gibi silahları kullandılar.

Tarihi 800’lü yıllara dayanan barut, ilk defa Çinliler tarafından 904 yılında patlayıcı olarak ve 1132’de itici güç olarak kullanıldı. Ateşli silahların temel malzemesi olan barut Osmanlılar tarafından beylik döneminden itibaren bilmekteydi. 19. yüzyılın ikinci yarısına kadar silahlarda “karabarutu” kullanıldı. Bu barut namluda fazla is bırakmaktaydı. Bu durum top ve tüfek namlularının daha sık temizlenmesi anlamına geldiği gibi, yıpratıcı özelliği de daha fazlaydı. 1860’lardan itibaren dumansız barutun yaygın bir şekilde kullanılmaya başlanmasıyla birlikte Osmanlılarda bu teknolojiye sahip olabilmek için girişimde bulundu. Avrupa’dan fabrika alet-edevatı ile ustalar getirtti. Zeytinburnu Fabrikalarının genişletilmesiyle barutun daha kaliteli halde üretilmesi için önlem alındı. Kaliteli barutun temel malzemesi olan, kaliteli güherçile için devlet daha fazla ödeme yaptı. Sultan II. Abdülhamid döneminde Almanya’dan getirtilen ustaların nezaretinde Avrupa ordularının kullandığı kalitede barutun üretimi için faaliyetler yürütüldü. Ancak, bütün çabalara rağmen yerli üretim ordunun ihtiyacını karşılamadı. Bu sebeple Osmanlı Devleti ihtiyacı olan barutu ithal etmeye devam etti.

Savaşların kaderini değiştiren top Osmanlılar tarafından erken dönemde kullanılmaya başlandı. Fatih Sultan Mehmed döneminde yapılan geliştirmelerle bu silah savaşın oyun kurucularından oldu. Osmanlılar 17. yüzyıla kadar top teknolojisinde karşılaştıkları batılı devletlerle baş edebildi. Ancak, 18. yüzyıldan itibaren Osmanlılar top teknolojisinde batının gerisinde kalmaya başladı. 19. Yüzyılın başlarından itibaren Avrupa’dan silah ve teknoloji transfer etmeye başlayan Osmanlı Devleti, bir taraftan da topçu sistemlerin yerlileştirmeye de çalıştı.

Osmanlılar top teknolojisinde olduğu gibi tüfekleri de yakında takip etti. Avrupa devletleri ile yakın dönemlerde bu silahları ordusunda kullanmaya başlayan Osmanlı Devleti, fitilli, çakmaklı, kapsüllü ve iğneli tüfekleri kullandı. Tüfek teknolojisindeki gelişmeleri yakından takip eden Osmanlılar, kurmuş oldukları fabrikalarla da ithal ettikleri tüfekleri yerlileştirmeye çalıştı. 19. Yüzyılın sonlarından itibaren Alman silahlarını kullanan Osmanlılar, teknoloji transferi yoluyla M/1887, M/1890 model Türk Mavzeri tüfeğini üretti.

Osmanlı Devleti birçok alanda olduğu gibi hava kuvvetleri oluşturmada da dünyadaki öncü devletlerdendi. Trablusgarp Savaşında hava gücünün önemini kavrayan Osmanlı kurmay zekâsı, bu güce sahip olabilmek için yurt dışına öğrenciler gönderdiği gibi, başkentte de bir hava okulu kurdu. Özellikle Fransız yapımı uçaklar ithal edildi. Kurulan uçak filolarından Balkan Savaşlarında ve I. Dünya Savaşında yararlanıldı.