Ortaçağda Avrupa’da Hıristiyan Tarikatlar, Manastır, Kilise Ve Papalık Kurumu

Ortaçağda Hıristiyanlık

Bugün Dünya üzerinde yaklaşık olarak 2 milyar nüfusuyla mensuplarının sayısı bakımından en çok taraftarı olan Hıristiyanlık dini bugün Katolik, Ortodoks ve Protestan kiliselerinden teşekkül eden üç büyük mezheple daha küçük çaptaki birçok mezhep veya tarikattan meydana gelen çeşitli cemaatlere ayrılmış durumdadır

313 Milano Fermanı

Flavius Valerius Aurelius Constantinus bilinen adı Büyük Konstantin 306 yılında İmparator olmasıyla Hıristiyanlar için her şey değişecekti. İstanbul’u Yeni Roma ilân eden Konstantin’in, topraklarında hızla yayılan ve güçlü bir hale gelen Hıristiyan nüfusu siyasî hedefleri için kullanma niyeti taşıdığı ihtimali göz ardı edilemez. Çünkü IV. yüzyılda Güney Avrupa’nın, Anadolu’nun ve Kuzey Afrika’nın büyük bir kısmı Hıristiyan olmuştu.

Hıristiyanlıkta Tarikatlar

Tarikat kavramı birçok dini gelenekte var olan, mistik düşünce ve yaşam tarzıyla tanrısal bilgiye ulaşmayı, hakikati elde etmeyi ve bu yolla kurtuluşu sağlamayı ve Tanrı’da yok olmayı amaçlayan dini kurumları ifade eden bir terimdir.

Benedikten Tarikatı

Daha sonra aziz ilan edilecek olan (Benedikt) Benedictus tarafından 529 yılında kurulmuştur.

Bogomiller

Bogomilizm’in kurucusu Rahip Bogomil [Eski Slavca Bogomilŭ], Bulgaristan’da Çar Petar (927-969)’ın iktidarı dönemlerinde yaşamış gnostik bir ruhbandır.

Katharcılık

Orta Çağ'da Fransa'nın Albi bölgesinde ortaya çıkmıştır. Bu yüzden bazı metinlerde Albiler olarak da geçmektedirler. XII. ve XIII. Yüzyıllarda özellikle Batı Avrupa'da etkili olan bir tarikattır.Düalist bir inanç esasına sahiptir.

Fransiskenler

Tarikatın kurucusu gerçek adı Giovanni di Pietro di Bernardone olan ama bilinen adıyla Assisili Francis vemüritleri tarafından kurulmuştur.

Dominikenler

Aziz Dominik tarafından kurulmuş bir tarikattır. XIII. Yüzyılın hemen başında kurulmuş bir tarikattır. Üzerlerine giydikleri siyah kıyafetten dolayı siyah kardeşler olarak bilinirler. Bu tarikatın ortaya çıkışı Güney Fransa’da Languedoc bölgesindeolmuştur.

Hıristiyanlıkta Manastır Kurumu

Manastır kelimesi, “tek yalnız” manasına gelen Grekçe monostan türetilen ve münzevi hayat tarzını benimseyenlerin(monachos) yaşadığı mekanları ifade eden monasterionun Türkçe’ deki şeklidir. Manastırlar, bir veya birkaç binadan oluşan düzenli yapılar olarak dikkat çekerler. Bu binalar dünyadan el etek çekerek, toplu haldeyaşamayı isteyen kişiler için düzenlenmiştir.

Hıristiyanlıkta Kilise ve Papalık Kurumu

Roma Katolik Kilisesi’nin, yani Papalığın, etkin bir kurum olarak varlığını hissettirmesi Ortaçağ’a rastlar. Ancak, Piskoposluk makamının oluşması ve piskoposluk bölgelerinin belirmesiyle birlikte Roma Kilisesi’nin Petrus’a dayandırdığı meşruiyet ve ayrıcalık ile daha ilk dönemlerden itibaren diğer kiliseler üzerinde otoriter emir ve eylemlerinin ilk işaretleri görülebilmektedir. Öncelikle burası Batıdaki tek apostolik makam, hatta Petrus’la birlikte Pavlus gibi bir diğer gözde havarinin misyon faaliyetinde bulunduğu ve şehit edildiği yer olmasından kaynaklanan “duble apostolik” özelliğinin yanında imparatorluğun başkentinde bulunma ayrıcalığına sahiptir. Hıristiyanlık, farklı kültürlerden beslenerek birçok düşünce örüntüsü içerisinde yoluna devam etmiştir. Roma Kilisesi ortodoksiyi temsil eden bir merkez ve onun kaynağı konumundadır. ilk dönem Hıristiyanlığında önemli yer tutan gnostisizm tartışmasında havariler tarafından, özellikle Petrus ve Pavlus gibi gözde iki havari tarafından kurulan Roma Kilisesi’nin görüşleri ortodoks inancın tespitinde bir turnusol görevi görmüştür. Roma, uzak kiliselerin işlerine müdahale etmiş, teolojik tartışmalarda taraf olmuş, dini ve ahlaki konularda diğer piskoposlara danışmanlık yapmış ve uzak konsillere delegeler göndermiştir. Ortodoks grupların seslerini duyurmak, sapkın ve ayrılıkçı (heretik) akımların her şeyden önce Roma tarafından tanınmak için gayret sarf etmeleri de bu gerçeği teyit etmektedir. Çünkü Roma ile entegrasyon bütün kiliseler nazarında prestij sağlıyordu. 313 Milan Fermanı ile Büyük Constantine döneminde serbestlik kazanan Hıristiyanlık, 381 yılında I. Theodosius zamanında imparatorluğun resmi dini olma hüviyetini kazanmıştır. Hıristiyanlığın hayatiyeti ve müntesiplerini artırması açısından bir kilometr e taşı niteliğinde olan bu gelişmeler, diğer pek çok kazanımın yanında Roma Kilisesi’nin öncelik ve üstünlük iddiası ve dini otorite olması açısından çok önemli ve elverişli bir zemin oluşturmuştur. Bu ferman ile birlikte içeresindeki diğer kiliseler gibi Roma Kilisesi de Roma Hukuk terminolojisine göre yasal bir kurumsal şahsiyet kazanmıştır. Batı Roma’nın enkazında iktidar mücadelesine girişen taraflar, geçmişin Roma topraklarında bir biri ardına kurulan Germen krallıkları, Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu ve Roma Kilisesi olmuştur. Batı Roma İmparatorluğunun yıkılışına kadar Kilise devletin bir kurumu görünümündedir.1054 yılındaki Doğu-Batı Kiliseleri arasındaki ayrılıkla birlikte papalığın yapısında çok önemli bir değişiklikmeydana gelmiştir.