Örgütlerde Çatışma ve Müzakere
Taraflardan biri önem verdiği bir şeyi diğer tarafın olumsuz yönde etkilediğini algıladığında veya taraflardan biri görüş veya amaçlarını diğer tarafın görüş veya amaçlarının aksine kabul ettirmeye çalıştığında çatışma doğmaktadır. Farklı kişiliklere, amaçlara , değer yargılarına ve bakış açılarına sahip bireylerin karmaşık ve çeşitli beceriler gerektiren görevleri birlikte yürüttükleri örgütlerde zaman zaman çatışmaların yaşanması kaçınılmazdır.
Fonksiyonel çatışma örgütün amaçlarına ulaşmasına katkıda bulunan, başka bir ifadeyle olumlu sonuçları olumsuz sonuçlarından daha baskın ve önemli olan çatışmalardır. Fonksiyonel çatışmaların en temel özelliği örgütteki sorunların anlaşılmasına katkıda bulunması ve farklı bakış açılarının etkileşimi sayesinde örgüte dinamizm kazandırmasıdır.Fonksiyonel olmayan çatışmalar ise örgütün amaçlarına ulaşmasının önünde engel oluşturan çatışmalardır. Bu tür çatışmaların sonunda önemli olumsuz sonuçların doğması sebebiyle örgütsel işleyiş aksamaktadır.Çatışmanın tamamen olumsuz bir olgu olduğu ve ortadan kaldırılması gerektiği düşüncesi yerini, uygun düzeyde çatışmanın örgütün işleyişine katkı sağlayacağı ve sorunların fark edilerek çözülmesi için gereken dinamizmi kazandıracağı görüşüne bırakmıştır.
Örgütlerde çatışmanın kişiler arası ilişkilerden kaynaklanan sebepleri olduğu gibi, örgütün birtakım özellikleri de çatışmaların doğmasına zemin hazırlar. Çeşitli sebeplerle kişiler arası, gruplar arası ve grup içi çatışmalar meydana gelmektedir.
Çatışmaların başarıyla yönetilmesi fonksiyonel sonuçların elde edilmesi açısından büyük önem taşır. Başlıca çatışma yönetim tarzları kaçınma, rekabet, uyumluluk, uzlaşma ve iş birliğidir. Taraflardan biri veya hepsi çatışmayla yüzleşmekten kaçınır ve ne iş birliğine ne de rekabet etmeye yönelirse kaçınma tarzının benimsendiği söylenebilir. Bir tarafın kazanmasının diğerinin kaybetmesine bağlı olduğu anlayışını temel alan rekabet tarzını benimseyen taraf veya taraflar kendi çıkarlarını korumak amacıyla sahip oldukları gücü baskın şekilde kullanırlar. Taraflardan biri karşı tarafın çıkarlarının korunması amacıyla kendi çıkarlarından vazgeçiyorsa, uyumluluk davranışı sergiliyor demektir. Tarafların tümünün bazı çıkarlarından vazgeçmesini ve böylece uzlaşma sağlanmasını temel alan uzlaşma tarzında çatışmadan tam anlamıyla zaferle ayrılan bir taraf bulunmamaktadır. Taraflardan biri çatışmanın çözümlenmesi için diğer tarafla iş birliği içinde hareket ederek her iki tarafın çıkarlarını koruyan bir çözüme ulaşmaya çalıştığında iş birliği tarzını benimsiyor demektir. Bunun için anlaşmazlık konusunun ayrıntılı olarak incelenmesi ve tarafların çıkarlarının, ihtiyaçlarının ve beklentilerinin açıkça ortaya konması ve analiz edilmesi gerekir. Böylece uyuşmazlık konusunda yaratıcı bir çözüm bulmak mümkün olur. Bu tarzlardan iş birliği, çatışan tarafların çıkarlarını en iyi şekilde gözeterek çatışmanın çözümünden tatmin olma düzeyini en yükseğe çıkarır.
Tarafların farklı tercihlere sahip olduğu bir uyuşmazlık durumunda uyuşmazlığın çözümü için birlikte karara varmaya çalışmalarına müzakere (görüşme veya pazarlık) denir. Tarafların müzakerede benimsedikleri yaklaşımlar dağıtımsal veya bütünleştirici olmak üzere iki grupta ele alınabilir. Dağıtımsal pazarlıkta taraflar kendi çıkarlarını ancak diğer tarafın kaybı pahasına koruyabileceklerini düşünürler. Oysa bütünleştirici pazarlıkta taraflar iş birliği anlayışıyla harekete ederek çatışmanın çözümünün bütün taraflara sağlayacağı kazancı artırmaya çalışırlar.