Mesleki Genitoüriner Sistem Hastalıkları

İnsanların çalıştıkları ortamda maruz kaldıkları zararlı ajanlar ile uzun süreli temas sonrası insanlarda bir takım hasarlara yol açması “mesleki hastalıklar” olarak tanımlanır. Meslek hastalıkları vücudumuzda birçok sistemi ilgilendirmektedir. Sıklıkla solunum, deri, eklem ve kemik, sindirim, nöropsikiyatri ve kardiovasküler sistemler olup, bu sistemlerden biri de genitoüriner sistemdir. Zararlanmalar sexuel gelişim, hormonlar, hipofiz bezi, erkek ve dişi yumurta sentezleri ve hatta fetüs üzerinde bile olabilir. Mesleki olarak en fazla risk elbette ki sex işçilerinde olacaktır. Ancak bu konu ayrı bir konu olarak incelenmesi gereken bir konu olduğu için burada yer verilmemiştir. Daha çok asıl sorun üreme sağlığı ile ilgili başlıklar tartışılmıştır. Zararlanmalar genel anlamda düşünüldüğünde ilk akla anatomik zararlanmalar olarak gelmektedir. Daha sonra fonksiyon kayıpları düşünülebilir. Ancak bu hastalıkların bir kısmının sperm ve ovaryum gibi erkek-dişi üreme hücrelerinde hasarlanmaya neden olabilmesi ve üremenin üzerine değişik etkilerde bulunabilmesi farklı zararlanmayı gündeme getirir. Ancak yaşadığımız ortam veya çalıştığımız işten dolayı mesleki maruziyete bağlı üreme ve üreme sistemi hastalıkları nedenleri arasında mesleki nedenlerden çok çevresel nedenler gibi diğer nedenler daha çok etkilidir. Mesleksel zararlanmaya yol açan etkenler öncelikle hormonları ilgilendiren özellikle hipofiz ve üreme hormonları üzerinden ve yine direk erkek ve dişi yumurta sentezleri, gelişimini ve hatta fetüs üzerinden bile etkili olabildikleri görülmüştür. İnfertile başlığı her iki cinsi de ilgilendirmesine rağmen erkek üreme sağlığına neden olan hasaralanmalar daha öne çıkmakta olup erkek üreme hücresi sperm yapımı, gelişimi, stoklanması gibi başlıkları incelendiği spermatogenez üzerine olan etkilerdir. Erkek üreme hücreleri üzerine 2-3 aylık etki olgunlaşmayı durdururabilir. Özellikle solventler, insektisitler bu konuda çok suçlanmış ve hem erkek hem de dişi üreme sitemleri üzerine etkili oldukları gösterilmiştir. Semen anormalliklerine, sexüel davranış bozukluklarına ve hormonlarda imbalansa neden olduğu gözlenmiştir. Kadın çalışanların genelde çalıştıkları meslek gruplarının ve anatomik yapılarının farklı olması erkek çalışanlardan bazı farklılıklar gösterebilir. Ancak konu infertilite de birleşmektedir. Anlatılan konular döllenme öncesi kadın ve erkek üreme sistemleri ve özellikle cinsel hücreler üzerine etkilerini kapsamaktadır. Anne adayının özellikle hamile olduğu bilgisine ulaştığında veya hamile iken hem kendi hemde bebeği için bir takım zararlanmalar olabileceğini de unutulmamalıdır. Gebelik dönemi 9 aylık dönem içinde ilk üç ay için embriyonik kalan 6 aylık dönem fetal dönem olarak bilinir. İlk bir ay daha önemli olmak üzere organ gelişimlerinin yer aldığı ilk trimestir hızlı hücre çoğalması ve farklılaşması ile seyreden ve mesleki maruziyette en sık kalıcı hasarların gözlendiği dönemdir. Plesentadan geçen ajan ilk ayda böylece düşüğe ve erken doğumlara neden olacaktır ve bu etki terotejeik etki olarak bilinir. Doğumdan sonrada özellikle yağda yüksek çözünen kimyasallarda anne sütüne geçerek zararlanmalara neden olabileceği de unutulmamalıdır. Korunmada özellikle genel korunma yöntemlerinin yanında bazı iş seçimlerinde cinsiyet ayrımının ve zararlanmaların olduğu atlanmamalıdır.