Medya Okuryazarlığının Hukuksal Boyutu
Medya Kavramı
İnsanlar bir arada yaşamanın gereği olarak birbirleri ile sürekli bir iletişim hâlindedirler. Bireysel olarak birbirleri ile olan iletişimler bireysel iletişim kavramının konusunu oluştururken medya araçları ile gerçekleşen iletişim kitle iletişiminin alanındadır. Medya kavramı iletişim araçlarının tümünü içeren bir kavramdır. Hayatın her alanını düzenleyen hukuk düzeni bu alanı da düzenlemektedir. Hukuk sistemimizde medya kavramının içinde bulunan yazılı, görsel ve işitsel medya araçlarının faaliyetlerine ilişkin düzenlemeler mevcuttur. Medya okuryazarlığı medyanın her bir aracının doğru yorumlanmasına yardım eden bir araç olduğundan bu yorumlamaların genel hukuk kurallarına, uluslararası ve ulusal düzenlemelere uygun olması gerekmektedir.
Yasal Düzenlemeler
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Kanunları, uluslararası düzenlemelere uygun içeriklere sahiptir. Anayasal olarak temel hak ve özgürlükler kısmında medyanın özgürlüğü, kişilerin ifade özgürlüğü ve kişilerin basına karşı korunmalarını düzenleyen hükümler temel düzenlemeler olarak yer almaktadır.
Kanun niteliğindeki düzenlemeler Basın Kanunu, Radyo Ve Televizyonların Kuruluş Ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun ve internet rejimine ilişkin düzenlemeler olarak sınıflandırılabilir. Tüm bu düzenlemeler dışında basının kişilik haklarına saldırılarına karşı Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanununda da bu hususlar düzenlenmektedir
Medyanın Kişilik Haklarını İhlali
Medya faaliyetlerinde temel ilke yayınların amacının kamu yararına uygun olmasıdır. Kamunun bilgilenme, bilgiye ulaşma, haberleşme, düşünceyi açıklama ve yayma ve haber alma taleplerinin karşılanmasına yönelik olarak gerçekleştirilen yayınlarda amaç kamu yararıdır.
Medya kuruluşları ve çalışanları yaptıkları yayınlarda mutlaka gerçeğe uygun yayın yapmak zorundadırlar. Kamu yararı bulunsa dahi gerçeğe aykırı yayınlar hukuka aykırı olacak ve bir zarar ya da zarar tehlikesi oluşmuşsa ilgililerin hukuki ve cezai sorumluluğu yoluna gidilecektir.
Yayın yapıldığı sırada haber ve yorumun toplum açısından önemi bulunmuyor ise kişilik haklarının zedelenmesi sonucunu doğuran böyle bir yayının hukuka uygun olması söz konusu olmayacaktır.
Medya faaliyeti içinde bulunan kişilerin amaçları arasında öncelikli olarak ekonomik gelir elde etme hedefi bulunmaktadır. Kamu yayıncılığı dışında kalan kitle iletişim faaliyetlerinin amacı ekonomik gelir elde edecek yayın yapmaktır. Bu ekonomik geliri elde etmek için belirli bir alt yapıya ihtiyaç duyulmaktadır.
Medyanın kamusal yayın yapması nedeniyle bu yayınların düzenlenmesi ve kamu yararı gerekçesi ile kişilik haklarını ihlal etmemesi gerekir. Kişilik hakları kanunlar ile garanti altına alınmış haklardır. Kişinin maddi, manevi ve iktisadi bütünlüğü üzerinde sahip olduğu mutlak haklara kişilik hakkı denir. Bu haklar kişiye, kişi olması sebebiyle tanınmış, devredilemez, hacz olunamaz ve miras yoluyla geçmez. Hukuk düzenimiz kişiliği hem o kişinin kendisine karşı hem de dışarıdan gelebilecek saldırılara karşı korunmuştur.
Medyanın yayınlarına karşı da hukuk düzeni kişileri korumaktadır. Bir yayının hukuka aykırı olup olmadığının tespiti için bazı unsurların yayın içinde bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekir. Bu unsurlar; kamu yararı gerçeklik, ölçülülük ve güncelliktir. Bu unsurlar ile hukuka aykırılık mevcut ise kişilik hakkı ihlalinden söz edilir. Kişilik hakkının korunması ise bazı davalar ile mümkündür. Bu davalar Tespit Davası, Saldırının Önlemesi Davası, Saldırının Durdurulması Davası ve Tazminat Davaları (Maddi- Manevi Tazminat Davaları)dır.