Medya Okuryazarlığı ve Sosyal Medya
İletişim tarihini yaşanan gelişmelere bağlı olarak inceleyecek olursak insanoğlunun var olduğu günden bugüne kadar tıpkı diğer temel ihtiyaçlarında olduğu gibi iletişimsel eylemlerinde çeşitli yöntemleri kullandığını görebiliriz. İnsanlığın gerek ekonomik ve teknolojik gerekse sosyolojik ve politik geçirdiği her gelişme ekseninde iletişim araçları da çeşitlenmiştir. Sanayi toplumunun emek-değer kuramından yaşadığımız çağda anlam kazanan bilgi-değer kuramına evrilen dünyada etkisi yadsınamaz olan medya da geleneksel kimliğinden sıyrılarak yeni medyaya doğru bir atılım gerçekleştirmiştir
Sosyal Medya ve Sosyal Ağlar
Dijitalleşmeyle birlikte elektronik çağ kavramı dijital çağ olarak adlandırılmaktadır. Ancak yaşanan gelişmelerle birlikte dijital kavramı bu çağın karşılığını tam olarak vermemektedir. Elektronik ve dijital ortamlar yakınsama (bütünleşme) özelliğiyle birlikte bütünleşik bir yapı ortaya koyduğu görülmektedir. Bu sebeplerden dolayı içinde bulunduğumuz dönemi bilişim çağı olarak ifade etmek daha kapsayıcı olacaktır. İnternet ağları içerisinde son zamanlarda kendisine yer bulan sosyal ağlar ve sosyal medya uygulamaları da bu çağın önemli uygulamaları olarak hayatımızın merkezine yerleştiği görülmektedir
Sosyal Ağlar: Dünyada ve ülkemizde kullanılan sosyal ağ siteleri çeşitlilik göstermekte ve her birinin belirli kullanım amaçlarına göre farklı şekillerde sıralanmaktadır. Sosyal ağlar ve bu ağların kitlelere ulaşım biçimi geleneksel medyanın aksine interaktif bir iletişim sağlamaktadır.
Sosyal Medya Okuryazarlığı ve İlgili Kavramlar
Medya okuryazarlığının temel çıktıları çerçevesinde oluşan ancak kendi doğasına uygun bir yeni medya veya internet okuryazarlığının yanında özel de bir sosyal medya okuryazarlığının da oluşması gerekmektedir.
Bilgi Kirliliği ve Enformasyon Fazlalığı
İnternet ve sosyal medya ortamlarının etrafımızı sardığı günümüzde geleneksel medyanın etkililerine ek olarak internet ve sosyal medyadan da baş döndürücü bir hızla ve yoğunlukla bilgi akışı gelmektedir. Milyonlarca insan her gün yasanın dahi kontrol edemediği bir dünyada sayısız dijital içerik üretilmek ve dağıtılıp tüketilmektedir. İnternet için üretilen bilginin kalitesi geleneksel medya için üretilenden farklıdır.
Dijital Aktivizm
Fransız kökeninden incelendiğinde aktivizm kelimesi dilimize etkincilik veya eylemcilik olarak çevrilmektedir. Genel anlamı ile aktivizm, bir grup insanın kurum ve kuruluşlar üstünde bir baskı oluşturarak sorunlu olarak tespit ettikleri politikaları, uygulamaları veya durumları değiştirme sürecindeki hareketler olarak tanımlanır. İnternetin ortaya çıkması ile beraber ilerlese de olarak görülse de dijital aktivizmin ortaya çıkışını Wikileaks ile başlatabiliriz. 2006’dan beri faaliyette olan Wikileaks’in dünya gündemine girmesi 2010 yılında mümkün olmuştur.
Sanal Cemaatler ve Sanal Protesto
Sanal cemaat kavramının ortaya çıkışı insan ve teknolojinin gelişmeler ışığında bir araya gelmesi ile olmuştur. Aynı anda her yerde bulunan bilgisayar networklerinin, fiziki mekândan bağımsız olarak milyonlarca insanı “siberuzay”da buluşturmuştur. Burada özellikle son dönemlerde literatüre katılan bazı kavramlar ve kullanıcıları sanal protestolarda etkin ve yönlendirici olmaktadır. Bunlardan ilki “durduğu yerden eylemi destekleme” anlamında kullanılan Slacker (tembel) ve activism (aktivizm) kelimelerinden türetilmiş Slaktivism – Slaktivizm kavramıdır.
Sosyal Medya Okuryazarlığı
Görsel ve işitsel medyada içeriklerin bilinçli okunmasına katkı sağlayan medya okuryazarlığı düşünsel sürecine son zamanlarda sosyal medya da katılmıştır. Bu süreç sonrasında sosyal medya okuryazarlığını gerekli kılan koşullar öncelikle incelenmelidir. Bu koşullar çift yönlü erişime açık olan Web2.0 teknolojisi sosyal medyanın taşıdığı bazı riskler ile bağımlılık ve mahremiyet olgusudur.
Sosyal Medya Okuryazarlığı Eğitimi
Yukarıdaki koşullar dikkate alındığında insanları etkileme gücünün yadsınmayacak bir noktaya eriştiği sosyal medya platformları bir gösteri dünyasına da dönüşmüştür. Satın alma fikir beyan etme tercihlerindeki etkisi de göz önüne alındığında yanlış kullanımının sonuçları bireysel ve toplumsal hayatımızda olumsuz etkilere neden olabilecek bir noktaya gelmiştir. Ancak bu alandaki yanlış bir okumanın önüne geçmek gerekmektedir. Özellikle çocukları ve gençleri tamamen sosyal medyadan uzak tutmak yerine onlara bu mecralara yönelik bilincin verilmesi daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Kişi dış güdümlerle değil kendisi içerik konusundaki zararı görecek bilinçte olmalı ve karar verecek yetiye sahip olmalıdır. Böylece bu alandaki medya kullanımlarını planlamalı bunun için kendine uygun bir takip sistemi geliştirmelidir.