Medeni Yargının Temel İlkeleri ve Ortak Hükümler
Medeni yargılama hukuku alanında, yargılama faaliyetine temel karakteristiğini veren bazı ilkeler vardır. Bu ilkelerden bazıları sadece medeni usul hukukunun değil,bütün yargılama hukuklarının temel ilkesidir. Ancak bunlar aynı zamanda medeni usul hukukunun da üst ilkelerini teşkil eder. Bu ilkelere, adil yargılanma hakkı, hak arama özgülüğü, hukuki güvenlik ilkesi, aleniyet ilkesi ve usul ekonomisi ilkesi örnek olarak verilebilir.
Medeni usul hukukuna hakim olan ilkelerin başında tasarruf ilkesi gelmektedir. Tasarruf ilkesi bir yandan maddi hukuk alanındaki tasarruf yetkisinin medeni usul hukukuna yansımasını teşkil ederken, bir yandan da ondan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu ilkenin bir gereği olarak tarafların bir yandan dava konusu üzerindeki tasarruf yetkisi devam ederken, bir yandan da dava üzerindeki tasarruf yetkileri devam eder. Bu bağlamda taraflar dava açıp açmamakta serbest oldukları gibi, açtıkları davayı sonuna kadar devam ettirip ettirmemekte de serbesttir. Bu ilkenin karşılığı olarak kullanılan ilke ise, kendiliğinden harekete geçme ilkesidir.
Medeni usul hukuku alanındaki diğer çok önemli bir ilke ise taraflarca getirilme ilkesidir. Bu ilkeye göre, kanunda öngörülen istisnalar dışında, dava malzemelerini ve delilleri yargılamaya getirme görevi taraflara aittir. Hakim, taraflarca getirilmesi gereken malzeme ve delilleri kendiliğinden dikkate alamaz, onları hatırlatıcı davranışlarda dahi bulunamaz. Taraflarca getirme ilkesini karşılığını oluşturan ilke ise kendiliğinden araştırma ilkesidir.
Medeni usul hukuku alanında hakim, kanunda öngörülen istisnalar dışında, tarafların taleplerinden daha fazlasına veya ondan başka birşeye karar veremez. Bu ilke ise taleple bağlılık ilkesi olarak nitelendirilir. Ancak bu ilke tasarruf ilkesinin uygulandığı davalarda geçerlidir. Bu noktada elbette hakimin talepten daha azına karar verebileceğinin altını çizmek gerekir.
Medeni usul hukuku alanındaki en önemli ilkelerden birisi de usul ekonomisi ilkesidir. Usul ekonomisi ilkesi davanın makul bir sürede makul bir giderle düzenli bir şekilde sonuçlandırılmasını ifade eder. Aleniyet ilkesi de, adli yargının temel ilkelerindendir. Bu ilke özellikle üçüncü kişiler bakımından bir anlam ifade eder. İlkenin içeriğini, duruşma aleniyeti ve kararların aleni surette açıklanması oluşturur. Bu bağlamda özellikle, genel ahlakı ve kamu düzenini ilgilendiren hallerde mahkeme gerekçesini açıklamak şartıyla gizli yargılama yapılmasına karar verebilir.
Yargılama giderleri de hak arama özgürlüğü ile yakından ilgilidir. Yargılama giderleri, dava harçları, kanuni vekâlet ücreti ve diğer yargılama giderlerinden oluşur. Yargılama giderlerinin usul ekonomisi ilkesi ile de yakından ilgili olduğunun altını çizmek gerekir.
Yargılama harçları başvuru harcı ile karar ve ilam harcı şeklinde alınmaktadır. Başvuru harcı başvurulan mahkemeye göre alınan maktu nitelikte bir harçtır.
Karar ve ilam harcı, dava konusu para ile ölçülmeyen bir değer ise maktu, para ya da para ile ölçülebilen bir değer ise nisbi olarak alınır. Bu harcın dörtte biri dava açılırken peşin olarak; geri kalan kısmı hükmün verilmesinden sonra alınır.
Kanuni vekâlet ücreti, tarafların davada kendilerini vekille temsil ettirmeleri hâlinde, kaybeden tarafın ödemek zorunda olduğu AAÜT'ne göre belirlenen yargılama giderini ifade eder. Bu ücret Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na göre tarafa; Avukatlık Kanunu'na göre ise avukata aittir.