Medeni Usul Hukuku Hakkında Genel Bilgiler
Medeni usul hukuku özünde özel hukuk ilişkilerinden kaynaklanan uyuşmazlıkların yargısal çözüm yöntemlerini konu alan bir hukuk alanıdır. Bu çözüm yöntemleri içerisinde ihlal edilen sübjektif hakların korunabilmesi için maddi gerçeğe ulaşmak çok önemlidir. Bu nedenle medeni usul hukukunun başta gelen amaçları arasında sübjektif hakların korunması ve maddi gerçeğe ulaşılması yer alır. Bu hukuk alanında temel olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu uygulanır.
Ülkemizde üç temel yargı kolu bulunmaktadır. Bu yargı kollarını ve üst mahkemelerini şu şekilde sıralamak mümkündür. Anayasa yargısıAnayasa Mahkemesi, İdari yargı – Danıştay, Adli yargı – Yargıtay. Bu yargı kolları arasındaki ilişki yargı yolu olarak nitelendirilir. Bu yargı kolları arasında ortaya çıkabilecek görev ve hüküm uyuşmazlıkları, ihtiyaç hâlinde faaliyette bulunan başka bir üst yargı organı olan Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından giderilir. Uyuşmazlık Mahkemesinin verdiği kararlar ilgili yargı kolları bakımından bağlayıcı niteliktedir.
Yargı kolları arasında özellikle anayasa yargısının önemine işaret etmek gerekir. Anayasa yargısının üst mahkemesi Anayasa Mahkemesidir. Anayasa Mahkemesi’nin verdiği karar yasama, yürütme ve yargı merciilerini bağlar. Ayrıca Anaysa Mahkemesi’nin bireysel başvuru sonunda verdiği kararlar da, diğer yargı kollarındak mahkemelere ışık tutması bakımından oldukça önemlidir.
Medeni usul hukuku adli yargı kolunda yer alır. Bu yargı yolunun üst derece mahkemesi Yargıtay’dır. Adli yargı yolu bir tarafta ceza yargısı ve diğer tarafta hukuk (medeni) yargı olmak üzere iki temel ayak üzerine oturur. Ceza yargısı ve hukuk yargısı aynı yargı koluna tabi olduklarından aralarındaki ilişki yargı yolu ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Bu nedenle hukuk mahkemeleri ile ceza mahkemeleri arasında ortaya çıkabilecek görev uyuşmazlıkları Yargıtay tarafından çözülür. Adli yargı alanında da asıl yargılamayı yapmak üzere ilk derece mahkemeleri, ilk derece mahkemelerinin verdiği kararları istinaf incelemesine tabi tutmak üzere ikinci derece mahkemesi olarak, bölge adliye mahkemeleri mevcuttur. Bölge adliye mahkemeleri tarafından verilen kararları ise denetlemek üzere kurulan en üst derece mercii ise Yargıtay’dır. Yargıtay’a temyiz mercii de denir.
Medeni usul hukuku, çekişmeli yargı ve çekişmesiz yargı işleri ile ilgilenir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu esasen çekişmeli yargı düşünülerek sevkedilmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümleri incelendiğinde, çekişmesiz yargı işlerinin iki kategoriye ayrıldığını söylemek mümkündür. Mutlak çekişmesiz yargı işleri, kanun koyucunun hiçbir kritere tabi tutmayıp doğrudan doğruya çekişmesiz yargı olarak nitelendirdiği işlerdir. Nisbi çekişmesiz yargı işi ise uyuşmazlık yokluğu, sübjektif hakkın ihlalinin yokluğu ve kendiliğinden harekete geçme kriterlerinden bir veya bir kaçını taşıyıp taşımama kriterine göre belirlenen çekişmesiz yargı işlerini ifade etmektedir. Kural olarak sulh hukuk mahkemesinin görevli olması, taraf kavramı yerine ilgili ibaresinin kullanılması, kural olarak basit yargı hükümlerinin uygulanması, verilen kararların maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmemesi, bu çekişmesiz yargının en temel özelliklerindendir.