Eşya Hukukuna Giriş

Eşya Hukuku, hukuk biliminin temelini teşkil eden Medeni Hukukun alt bölümlerinden biridir. Bir ülkedeki vatandaşların kişisel durumları, aile ilişkileri, diğer kişilerle olan borç ilişkileri ve ölümden sonra malvarlığında yer alan hak ve borçların bağlı olacağı kuralların yer aldığı Medeni Hukukun diğer bir konusu da mallar üzerindeki hak ve yetkilerdir.

Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) dördüncü kitabı, Eşya Hukuku’na ilişkindir. Bu kitap toplam üç kısma ayrılmıştır. Birinci kısım mülkiyet, ikinci kısım sınırlı ayni haklar, üçüncü kısım ise zilyetlik ve tapu sicilidir.

Eşya Hukuku’nu kişi ile eşya arasındaki ilişkileri düzenleyen bu ilişkinin üçüncü kişiler karşısındaki durumlarını belirleyen hukuk kurallarının yer aldığı hukuk dalı şeklinde tanılamak mümkündür.

Eşya Hukukunun kaynakları yazılı kaynaklar ve yazılı olmayan kaynaklar olmak üzere ikiye ayrılır. Kanunlar, uluslararası sözleşmeler, kararnameler, tüzükler, yönetmelikler, genelgeler, mahkeme kararları ve bilimsel görüşler yazılı kaynaklardır. Örf adet hukuku ise yazılı olmayan kaynaktır.

TMK’ya göre, bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur. Bütünleyici parça, yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır (TMK m. 684/2). Benzer şekilde, bir şeyin maliki, onun ürünlerinin de maliki olur. Ürünler, dönemsel olarak elde edilen doğal veya hukukî ürünler ile bir şeyin özgülendiği amaca göre âdetler gereği ondan elde edilmesi uygun görülen diğer verimlerdir. Doğal ürünler asıl şeyden ayrılıncaya kadar onun bütünleyici parçasıdır (TMK m. 685). Bir şeye ilişkin tasarruflar, aksi belirtilmedikçe onun eklentisini de kapsar.

Eşya kavramı; taşır-taşınmaz, misli-gayri misli, sahipli-sahipsiz, bölünebilenbölünemeyen, özel mülkiyete elverişli-elverişli olmama, tüketilebilentüketilemeyen eşya veya bağımlı-bağımsız eşya şeklinde farklı türlere ayılabilir. Yine basit eşya, birleşik eşya, eşya birliği ve bir miktar eşya da eşya kavramını sınıflandırmak için yapılan diğer bir sınıflandırmadır. Magdelena Carmen Frida Kahlo Calderon’nun Without Hope isimli eseri; Raffaello Sanzio’nun San George ve Ejderha isimli eseri ya da İsmail Çallı’nın Mevleviler isimli tablosu misli olmayan eşyadır. Özel mülkiyete elverişli eşya, üzerinde özel mülkiyet kurulabilen eşyadır. Özel mülkiyete tabi olmayan eşya ise hukuk düzeni tarafından özel mülkiyetin kurulmasına izin vermediği varlıklardır. Örneğin Kıyı Kanunu m. 6’ya göre, kıyı, herkesin eşitlik ve serbestlikle yararlanmasına açık olup, buralarda hiçbir yapı yapılamaz; duvar, çit, parmaklık, telörgü, hendek, kazık ve benzeri engeller oluşturulamaz. Kıyılarda, kıyıyı değiştirecek boyutta kazı yapılamaz; kum, çakıl vesaire alınamaz veya çekilemez. Yine kamu malları özel mülkiyete konu olamazlar.

Birleşik eşya, birden fazla basit eşyanın fonksiyonel olarak birbirileriyle birliktelik oluşturduğu ve her biri bağımsız olan şeylerin oluşturduğu ayrı bir eşya olan varlıktır. Örneğin motorlu bir araç, birden fazla basit eşyadan meydana gelen birleşik bir eşyadır.

Eşya birliği veya birlikte eşya, niteliklerini kaybetmeyen birden fazla eşyanın ortak bir amacı yerine getirmek için bir araya getirilmiştir. Bir miktar eşya ise her üç kavramda farklı eşyayı ifade eder.

Klasik görüşe göre ayni hak, bir şey üzerinde doğrudan doğruya hâkimiyet sağlayan haktır. Şahısçı görüşe göre, ayni hak, herkese karşı ileri sürülebilen haktır. Karma veya birleştirici görüş ise ayni hakkı, bir şey üzerinde doğrudan doğruya hâkimiyet sağlayan ve herkese karşı ileri sürülebilen hak olarak tarif eder. Buna göre ayni hak, eşya üzerinde kurulabilen ve kurulduğu eşya üzerinde hak sahibine doğrudan hâkimiyet sağlayıp, bu hâkimiyetin herkese karşı ileri sürülebildiği bir malvarlığı hakkıdır. Bu nitelikleri ayni hakkı, herkese karşı ileri sürülebilme ve doğrudan hâkimiyete tabi olma bakımından alacak aklarından; eşya üzerinde tesis edilme bakımından kişilik haklarından ve fikri haklarından ayırır.

Mülkiyet hakkı, üzerinde kurulduğu eşyaya göre taşınmaz eşya mülkiyeti ve taşınır eşya mülkiyeti şeklinde ikiye ayrılır. Taşınmaz mülkiyeti; arazi, tapu kütüğünde ayrı sayfaya kaydedilen bağımsız ve sürekli haklar ile kat mülkiyeti kütüğüne kayıtlı bağımsız bölümler üzerinde kurulabilir. Taşınır mülkiyetinin konusu, nitelikleri itibarıyla taşınabilen maddî şeyler ile edinmeye elverişli olan ve taşınmaz mülkiyetinin kapsamına girmeyen doğal güçlerdir (TMK m. 762).

Birlikte mülkiyet, paylı mülkiyet (müşterek) ve elbirliği mülkiyeti (iştirak) diye ikiye ayrılır. On dönümlük arsaya (A), (B) ve (C) birlikte malik ise bu ilişki, birlikte mülkiyettir. Paylı mülkiyette birden çok kimse, maddî olarak bölünmüş olmayan bir şeyin tamamına belli paylarla maliktir. Taraflar aksine bir anlaşma yapmadıkça, paylar eşit sayılır. Ancak, paydaşlardan her biri kendi payı bakımından malik hak ve yükümlülüklerine sahip olur. Pay devredilebilir, rehnedilebilir ve alacaklılar tarafından haczettirilebilir. Elbirliği mülkiyetinde ise birden fazla kişi, kanun veya kanunda öngörülen sözleşmeler uyarınca oluşan topluluk dolayısıyla mallara birlikte malik olanların mülkiyetidir. Paylı mülkiyetten farklı olarak, elbirliği mülkiyetinde malikler tek başlarına borçlandırıcı bir işlem veya tasarruf işlemi yapamazlar. Zira bu mülkiyette, ortakların belirlenmiş payları yoktur. Maliklerden her birinin hakkı, ortaklık konusu eşyanın tamamındadır. Örneğin, paylaşma yapılmadan önce mirasçıların tereke üzerindeki mülkiyet hakkı ile adi ortaklıkta elbirliği mülkiyeti vardır.

Yukarıda belirtildiği gibi ayni haklar, Eşya Hukuku’nun temel kavramlarında biridir. Ayni haklara hâkim olan ilkeler öğreti tarafından kanun hükümleri ve yargı uygulamasındaki ölçütler ışığında tespit edilen prensiplerdir. Bu ilkeler TMK veya başka bir kanunda tek tek sayılmamıştır. Ancak kanun hükümleri, incelendiğinde her bir ilkenin hukuki bir dayanağa sahip olduğu fark edilebilir. Bu prensipler; belirlilik, kamuya açıklık, güvenin korunması, sınırlı sayı ve tipe bağlılık ile süreye tabi olmamadır.