Tasdik ve Beş Sanat

Tasdik

Kavramlar ve önermeler, klasik mantığın esasen konu edindiği kıyas için bir hazırlık niteliği taşır. Kıyastan sonra ele alınan beş sanat da kıyasın uygulama alanıdır. Bu nedenle klasik mantığın bu son bölümü içerik ile daha çok ilgilidir.

Tasdikte iki kavram arasında yaklaştırma veya uzaklaştırma iki taraflıdır. Tasdikte uzaklaştırma veya yaklaştırma gerçekleşir ya da gerçekleşmez. Demir ya paslıdır ya da paslı değildir. Bu çift taraflılık iki doğruluk değeri üzerine ifade edilmiştir. Bir konunun bilinebilmesi, kesinleşmesi, yüklenmesi, gerçekleşmesi, kuşkulu olmaması durumları, zihnimizde bulunan aklın ilkelerinden çelişmezlik ilkesine bağlı olarak ileri sürülür ya da düşünülür.

Tasdik Türleri

Bir ifade, yargı veya bildirimde eğer akıl, iki taraftan birini kesin olarak seçiyor ve bu durumda gerçeğe uyuyorsa, bu bilgi/yargı kesin tasdik veya bilgidir. Akıl, özne yüklem arasında yaklaştırma ve uzaklaştırma işlemi yaparken yeterince bilgi sahibi olmadan bir yargı verip bir tarafı seçiyorsa bu tür tasdike basit yanlış tasdik denir. Aklın, iki tarafı birbirine bağlarken ya da uzaklaştırırken, gerçeğe uygun olmayan kesin bir yargı verme durumuna bileşik yanlış tasdik denir. Akıl, iki tarafı yaklaştırır veya uzaklaştırırken, kendisinden değil de bir başka akıl yani kişiye dayanarak seçim yapıyorsa bu tür yargı vermeye taklit olarak tasdik denilir. Sanı olarak tasdikte, tereddüt ve olasılık olmasına rağmen bir yargı aşamasına geçen aklın verdiği hükümdür. Akıl iki tarafı yaklaştırıp, uzaklaştırma bağıntısı yaparken kesin bir tercihi olmadığı hâlde, belli bir yüzde oranla yine de bir tarafı seçmesine rağmen diğer tarafın da olma olanağını biliyorsa, bu tür yargıda kullanılan tasdike sanı olarak tasdik denilir.

Beş Sanat

Beş sanat, İslam mantıkçıları tarafından kıyasın uygulama alanı olarak ele alınıp incelenir. Öncüllerin içerik değerine ve kesin bilgisine göre kıyas, burhan, cedel, hitabet, şiir ve mugalata olmak üzere beş türe ayrılarak açıklanır. Bunlara mantıkta beş sanat denilir.

Beş sanatla akıl, kıyas yapar. Fakat beş sanatın her birinde akıl, önermelerin içeriklerine ve doğruluk değerine göre kıyas kurar. Bu kıyaslar, önermelerin içeriklerindeki doğruluk değerine göre değer alır. Önermelerin içerikleri ve doğruluk değeri kesinlik (yakîniyât) içeriyorsa” burhan” ya da “kesin kıyas”, tartışmalı ve şöhretli içerikler kapsıyorsa “cedel” ya da “tartışma”, kıymetli ve değerli olan ve sanıları içeriyorsa “hitabet” ya da “güzel konuşma”, hayali ve imgelemeyi içeriyorsa “şiir” ve son olarak kuşku ve şüpheyi içeriyorsa “Yanıltma sanatı / karşılıklı yanlış söyleyiş” ya da “mugalata” denir.

Burhan, kesinlik içeren önermelerden kurulu bir kıyastır. Diğer bir ifadeyle, zorunlu kesin bilginin meydana geldiği öncüllerden yapılan kıyastır.

Konuşmada kavga etme anlamına gelen cedel, hakkı bulmak için olmayıp, galib görünmek için çekişme türündeki tartışmaya denir. Latin dilinde diyalektik anlamında da kullanılan cedel; çekişmeye güç yetirmek, sözü arka arkaya getirmek, bir düşünceyi aşırı ölçüde savunmak ve karşı tarafı evirip çevirerek bükmek gibi anlamlara gelmektedir. Terim olarak ise cedel, hasmı, yani karşı tarafı susturmak için meşhur olan öncüllerden meydana gelen bir kıyastır.

Güzel konuşma yani hitabet; kısaca güzel söz söyleme sanatıdır. Daha genel bir tanımlama yapacak olursak hitabet, kişilerin herhangi bir konuda, karşılarında bulunan insanlara veya topluma düşündükleri ile bildiklerini kısa, özlü, etkili ve düzgün bir ifadeyle anlatmalarına denir.

Şiir; duygu, çağrışım ve izlenimlerin dizeler hâlinde dile getirildiği söz sanatıdır. Şiirin dilin doğuşuyla beraber ortaya çıkan bir yazı türü olduğu söylenebilir. Hiçbir zaman kesin ve tam bir tanımına ulaşılamayan türlerden biri olmasına rağmen şiir, düzyazı dışında kalan bir anlatım biçimi olarak nitelendirilebilir. Fakat şiiri düzyazıdan ayıran yegâne özelliği, dizeler hâlinde yazılması değildir. Şiirin kendine ait bir dili ya da söylemi, müzik ve sesle yakın ilişkisi ve estetik bir etkileme gücü vardır.

Mugalata, doğruya benzeyen yanlış öncüllerden veya meşhurâttan olan yanlış öncüllerden veyahut da yanlış olan vehmî öncüllerden kurulan kıyastır. Bir başka söyleyişe, bir tartışmada taraflardan birinin karşı tarafın bilinçsizliğinden ya da dalgınlığından yararlanıp yanlış olduğunu bilmesine rağmen bir önermeyi kullanarak kıyas yapmasıdır