Mantık Tarihi
Antik Yunan Dönemi
Mantık çalışmaları basit anlamda bile olsa ilk olarak Eski Çin ve Hint uygarlığına kadar uzanır. Hint ve Çinliler sayıları tanımlayarak sayma ve ölçme işlemlerini geliştirmişlerdir. Mısır ve Mezopotamya uygarlıkları vasıtasıyla Ege ve Akdeniz kıyılarına ulaşan uygarlıklar, artık kavramsal ve rasyonel düşünme ile var olanı tanımlamaya başlamışlardır. Mantıksal düşünme, her ne kadar insanların ilk uygarlıkları kurduğu dönemlerde de kullanılmış olsa da, mantık konusundaki ilk çalışmalar, Antik Yunan Döneminde doğa filozoflarının bilgiye akıl ile ulaşma sürecine girmeleriyle ilk örneklerini vermesiyle başlar. Özellikle Zenon'un hareketin olmadığını akıl yoluyla kanıtlama çabası, Sofiistlerin göreceli bilgi kuramı ve Sokrates'in bilgiyi doğurtma sürecinde aklı kullanması mantığın kurulması sürecinde Aristoteles'e öncülük etmiştir.
Ünlü sofist Protagoras‘a göre, tek gerçeklik olan görünüşler insana nasıl görünüyorsa onun bilgisine sahibizdir. Bizim gördüğümüz veya algıladığımız görünüşlerin dışında başka bir doğa veya gerçeklik yoktur. Protagoras bu düşüncelerini meşhur önermesiyle şöyle ifade etmiştir: Her şeyin ölçüsü insandır. Diğer bir söyleyişle, “İnsan her şeyin, var olan şeylerin var olduklarının, var olmayan şeylerin de var olmadıklarının ölçüsüdür.” Başka bir sofist Gorgias ise daha ileri giderek gerçek denilen bir varlığın olmadığını, olsa da bilinemeyeceğini, bilinse de anlatılamayacağını söylemiştir.
Aristoteles’te Mantık
Mantık çalışmalarını bir araya getiren Aristoteles, Organon adlı bir mantık kitabı yazarak kavramları, önermeleri, kıyasları ve çeşitlerini, sofistik düşünme biçimlerini ve diyalektği inceler. Böylece Aristoteles’le birlikte mantık bir disiplin haline gelerek, diğer bilimler için araç bilimi olarak tanımlanmıştır. Organon, altı kitaptan oluşan bir alet bilimidir: 1. Kategoriler 2. Önermeler 3. Birinci Analitikler 4. İkinci Analitikler 5. Topikler 6. Sofistik Deliller. Daha sonra bu kitaplara Aristoteles'in Retorik ve Poetika'sı eklenerek sekiz kitaba çıkarılmıştır. Porphyrios da kendi yazdığı İsagoji adlı kitabını ekleyerek bunları dokuz kitap hâlinde toplamıştır.
Orta Çağ’da Mantık
Orta Çağ İslam dünyasında Fârâbî, İbni Sînâ ve İbni Rüşd, Batı dünyasında ise Albertus Magnus (Büyük Albert), Aquinolu Thomas, Duns Scotus ve Ockhamlı William mantık çalışmalarına önemli katkılar sağlamışlardır. Hem Doğuda hem de Batıda mantık çalışmaları, büyük ölçüde Aristoteles’in mantık anlayışının bir devamı olmuştur.
Modern Dönemde Mantık
Modern Çağ'la birlikte bilim, matematik ve yöntemdeki yeni arayışlar, skolastik düşünmenin kaynağı olan klasik mantığın eleştirilmesine yol açmıştır. Dil felsefesindeki gelişmelerle birlikte 20. yüzyılın hemen başında modern mantık çalışmaları Russell ve Whitehead'ın yazdıkları kitapla temel ilkelerine kavuşmuştur.
Daha sonra üç değerli mantık J. Lukasiewicz (1878 -1956) tarafındanonya notasyonunu geliştirmiş ve üç değerli mantığın temel aksiyomlarını veya belitlerini bulmuştur. A. Heyting (1898- 1980) de çok değerli mantığı genişletmiştir. J. Neumann (1903- 1957), W. J. Bochenski (1902- ), R. Carnap (1891- 1970) ve K. R. Popper (1902- 1994) gibi mantıkçıların mantığa katkı yaptıklarını görüyoruz. Bir Viyana Çevresi felsefecisi olan Carnap doğrulanabilirlik ilkesini öne sürerek bu ilkeyi bilimin ölçütü yapmıştır. Popper ise doğrulanabilirlik ilkesini reddederek yanlışlanabilirliği kabul etmiştir. Carnap’ın tümevarımcı anlayışının ne mantıksal ne de olgusal olarak gerçekleşebileceğini dile getirerek bir şeyi doğrulamak yerine yanlışlamanın gerekliliğini savunmuştur.