Maliye ve Mali Hukuk: Kavram ve Tanımlar
Maliye
Maliye devlete dair kavramları içeren bir tanımlamadır. Buna göre maliyeden bahsediliyorsa içerisinde devlet hazinesi, vergiler, kamu harcamaları, devlet bütçesi, kamu borçlanması gibi içerisinde "devlet gücü “nün hissedildiği ifadeler bulunmaktadır.
Devlet ve diğer kamu kurumları ile toplum arasındaki mali ilişkiyi vurgulamak amacıyla maliye terimi, "Kamu" terimi ile birlikte Kamu Maliyesi olarak kullanılmaktadır.
Maliye İlminin Tarihsel Gelişimi
İlk Çağ ’da devletler sahip oldukları arazilerden çeşitli şekillerde elde ettikleri gelirleri ile harcamalarını karşılamaya çalışmışlardır.
1215 yılında imzalanan Magna Carta ile mali olaylar açısından ilk kez vergilemede anayasal sınırlar çizilmek istenmiştir.
Yeni Çağ 'da ise günümüz maliyesine daha sistematik yaklaşımlar ortaya çıkmaktadır.
Yeni Çağ ’da ortaya çıkan bu akımlar; ekonomik ve mali literatürde merkantilizm, fizyokrasi, klasik yaklaşım (liberalizm), keynesyen yaklaşım, neo-keynesyen yaklaşım ve neo-klasik yaklaşım olarak görülmektedir.
15. yüzyılın ortalarından 18.yüzyılın başlarına kadar uygulanan merkantilizm bir ülkenin refah ve zenginliği, sahip olunan altın ve gümüş miktarı ile ölçülmektedir. Ülke zenginliğinin arttırılabilmesi için dış ticaret fazlası verilmesi ( ülkeye olan altın ve gümüş girişinin, ülkeden dışarıya olan çıkışı aşması) önerilmiştir.
Fizyokratlar ise ekonomik ve sosyal hayatı yöneten "doğal düzen" fikrini benimsediklerinden, kişilerin kendi yararları için hareket etmeleri sonucu toplumsal yararın da kendiliğinden sağlanacağını kabul ederler.
18. yüzyılın sonlarından başlayarak 1929 Büyük Buhran ’ına kadar süren dönemde ki hâkim yaklaşım, klasik liberal yaklaşımdır. Adam Smith, Jean - Baptiste Say, David Ricardo, John Stuart Mill, Thomas Maltus en önemli temsilcileridir.
Bu yaklaşım tarzı Jandarma (tarafsız) devlet anlaşışı olarak ifade edilmektedir. Buna göre, devlet ekonomiye minimum düzeyde müdahale etmeli ve devletin faaliyet alanı mümkün olduğu kadar sınırlı tutulmalıdır.
Klasik yaklaşıma göre ekonomi görünmez bir el tarafından kontrol edilmektedir ve ekonomi her zaman tam istihdamda faaliyet göstermektedir. Klasik iktisatçılar, ücret haddinin, emek arz ve talebine bağlı olarak değiştiğini ve cari ücret seviyesinde herkesin iş bulabileceğini öne sürerler.
Keynes, piyasadaki talep boşluğunun kamu harcamalarının artırılması ile giderilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Keynes ’e göre ekonomik ve sosyal açıdan etkin bir devlette, ekonomik büyümenin zorlukları ile daha fazla toplumsal adalet arasında denklik kurulmalıdır.
Neo-keynesyenler temelde ilk Keynesyenlerin görüşlerini benimsemekle birlikte onlardan farklı olarak para politikasının etkinliğini de kabul etmektedirler.
Neo-Klasik yaklaşımda yer alan gerek monetarist gerekse arz yönlü̈ iktisatçılar aksak rekabet piyasasının mevcudiyeti gerçeği içinde devletin doğrudan müdahalesi yerine kurum ve kurallarıyla işleyen bir piyasa düzeninden yanadırlar.
Maliye İlminin Bölümleri
1) Kamu Gelirleri
Kamu gelirleri devletin veya devlet adına hareket kabiliyeti olan ve faaliyette bulunan kuruluşların toplumsal ihtiyaçları gidermek amacıyla gerek devlet olma yetkisine (cebren) gerekse müteşebbis olma sıfatına dayanarak elde ettikleri gelirleri ifade etmektedir.
2) Kamu Harcamaları
Hukuki tanımda, harcamayı yapanın hukuki kişiliğinden hareket edilir. Kamu tüzel kişileri tarafından yapılan harcamalar kamu harcaması kabul edilir. Kamu tüzel kişilerinin toplumsal ihtiyaçları karşılamak üzere belirli kurallara uyarak yaptıkları parasal harcamalar kamu harcamalarıdır.
3) Bütçe
Bütçe bir idarenin muayyen bir zaman zarfındaki masrafları ile gelirlerini tahmin eden ve yasama gücü̈ veya yürütme erki tarafından tasdik olunan bir belgedir. Bütçe, aynı zamanda bir siyasi vesika yani halk hâkimiyetinin ortaya çıkmasını ifade eden bir belge niteliğindedir. Bütçe kanununa, bütçe ile ilgili hükümler dışında hiç bir hüküm konulamaz.
Bütçe hakkının kullanılması hükümranlık hakkının ayrılmaz bir unsurudur. Ülkemizde bütçe hakkı 1924 Anayasası ile birlikte tanınmış ve kamu mali yönetim sistemine ilişkin Cumhuriyet Döneminde yapılan ilk önemli düzenleme, 1927 yılında çıkarılan 1050 sayılı Muhasebe -i Umumiye Kanunu ile gerçekleştirilmiştir.
4) Maliye Politikası
Maliye politikası ise devletin vergi almak, harcama yapmak, borçlanmak ve bütçe yapmak gibi hak ve yetkilerinden yararlanarak kamu ekonomisinin amaçlarını gerçekleştirmeyi sağlayan bir politikadır.
Maliye Politikası devletin ekonomik hayata müdahalesi ile önem kazanan ve devletin sahip olduğu çeşitli mali araçların belirlenen hedefler doğrultusunda nasıl kullanıldığını ve nasıl kullanılması gerektiğini incelemektedir.
Mali Hukuk
Mali hukukun gelirlere dair kuralları içeren hukuk alanı genel itibariyle “gelir hukuku ” veya daha dar bir kavramla “vergi hukuku ”,giderlere ilişkin kurallara dair alan ise “gider hukuku ” ya da “harcama hukuku ” veya “bütçe hukuku ” olarak ifade edilir.
1) Gelir Hukuku (Vergi Hukuku)
Mali hukukun, kamu gelirleri kapsayan kısmı gelir hukuku yerine, kamu gelirlerinin büyük bir kısmını oluşturan vergiler nedeniyle “vergi hukuku ” olarak ifade edilir.
Gelir hukukunun yasal dayanağı ülkemizde 1982 Anayasasının 73’üncü maddesinde hüküm altına alınmıştır.
2) Harcama Hukuku (Gider Hukuku)
Harcama hukuku ise mali hukukun bir alt dalıdır. Buna göre devletin yapacağı harcamalarda ortaya çıkan ilişkiler harcama hukukuyla düzenlenir. Toplumsal ihtiyaçları giderecek şekilde kamu harcamalarının nitelik ve miktar olarak ayarlanmasında devlet bütçesi bir araç olarak kullanılmaktadır.
Kamu harcamaları; kamusal birimlerin yetkililerinin, çeşitli hukuki düzenlemelerden (anayasa, kanun, kanun hükmünde kararname vs.) ve bütçe kanunlarından almış oldukları yetkiler çerçevesinde belirli bir hukuki süreç içerisinde gerçekleşmektedir. Bu süreçte ekonomi ve maliye politika hedeflerine ulaşmada kamu harcamaları bir mali araç olarak kullanılmaktadır. İşte bu süreci düzenleyen kurallara kamu harcama hukuku denilmektedir.