Makro İktisadi Akımlar

Merkantilizm Avrupa kökenli bir düşüncedir. Ülkelerin zenginliğini biriktirdikleri altın miktarı ile ölçer. Dünya zenginliği sabit olduğu için ülkeler arasındaki ticaretten bir taraf kârlı çıkınca diğer taraf kaybeder. Ülkeler ne kadar altın biriktirirlerse o kadar zengin olacakları için ülkelerden altın çıkışına neden olan ithalat sıkı bir şekilde denetlenmeli, gerekirse yasaklanmalıdır. Özellikle ithal edilecek lüks tüketim malları yasaklanarak sadece ihraç edilecek malların üretiminde kullanılacak olan ara malların ve hammaddelerin ithalatına izin verilmelidir.

Fizyokrasi Merkantilizme tepki olarak Fransa’da doğmuş, doğal düzen görüşünü benimsemiştir. Bu görüşe göre yegane verimli üretim tarımsal üretimdir. Sanayi üretimi sonuç olarak tarıma ve doğaya bağlı olarak ürünlerin şekil değiştirmesinden ibarettir. Aslolan tarımsal üretim ve zenginliktir. Fizyokratlar devletin ekonomiye müdahale etmesine karşıdırlar.

İktisadın bir bilim olarak ortaya çıkması klasik iktisat ile başlamıştır. Klasik ekole göre tüm piyasalarda tam rekabet şartları geçerlidir. Devlet ekonomiye hiçbir şekilde müdahale etmemelidir. Devlet bütçesi küçük ölçekli ve denk olmalıdır. Devlet sadece adalet ve güvenlik hizmetleri vermeli hiç bir şekilde üretim yapmamalı, yasa ve yönetmeliklerle de olsa ekonomi üzerinde etkili olmamalıdır.

Neoklasik iktisatçılar, klasik iktisadın temel önermelerini kabul etmişlerdir. Klasiklerin aksine, bir malın değerinin emek ile değil fayda ile ölçülebileceğini ileri sürmüşlerdir. Bu görüşe göre de devletin ekonomiye müdahale etmediği durumda toplumun faydası en üst düzeye çıkacaktır. Çünkü karar birimleri olan üretici ve tüketiciler iktisadi faaliyetler ile ilgili olarak tam bilgiye sahiptirler.

Keynesyen görüş talep yanlı bir model olup istikrarsızlık durumunda kamunun ekonomiye müdahale etmesi gerektiğini ileri süren bir görüştür. 1929 büyük buhranı sonrasında ortaya çıkan bu görüşe göre devletin ekonomiye müdahale etmediği durumda piyasa kendiliğinden dengeye gelmez. Keynesyen görüşe göre kamu ya da devlet ekonomiye yapacağı müdahaleleri maliye politikası araçları ile yapmalıdır.

Parasalcılık Klasik iktisat temelli bir ekoldür. Parasalcılar Keynesyen ekolü hem paranın etkisini gözardı ettiği için hem de fiyatları dikkate almadığı için eleştirmişlerdir. Bu görüşe göre istikrarsızlıklar, para arzındaki dengesizliklerin sonucunda ortaya çıkar. Enflasyonun tek nedeni parasal genişlemedir.

Yeni Klasikler karar birimlerinin rasyonel bekleyişlerini kabul etmekte ve tek etkin politikanın şok politika olduğunu ileri sürmektedirler.

Yeni Keynesyenler de karar birimlerinin rasyonel beklentilere sahip oldukları varsayımını kabul etmekle beraber, iktisat politikalarının çıktıyı yani üretimi artırabileceğini ileri sürmektedirler.

Post Keynesyenlere göre büyümenin temel kaynağı yatırımlardır. Yatırımlar ise tasarruflara değil kârlara bağlıdır. Kârları artan firmaların yeni yatırımlar yapmaları iktisadi büyümeyi artıracaktır.

Arz yanlı iktisatçılar vergi indirimlerinin arzı artıracağı iddiasından hareket ederler. Devletin toplayacağı verginin özel kesimde kalması verimliliği ve üretimi artırır.

Reel Konjonktür Teorisi, teknolojik değişimlerin ve verimliliğin büyümenin temel nedenleri olduğunu ileri sürmüşlerdir.

Kamu Tercihi Teorisi seçmen, bürokrat ve siyasetçi davranışlarının iktisadi etkileri üzerinde durmaktadır.