Yapı İşlerinde Güvenlik Kültürü
Güvenlik Kültürü Kavramının Ortaya Çıkma Süreci
Güvenlik kültürü kavramı ilk olarak 26 Nisan 1986 tarihinde Ukrayna’daki Çernobil Nükleer Santrali’nin 4 numaralı reaktöründe oluşan patlama ile gündeme gelmiştir. Bu kazadan sonra 1987 yılında Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu (IAEA) tarafından hazırlanan raporda güvenlik kültürü kavramı kullanılmıştır.
Güvenlik kültürü tanımı: Turner vd. (1989) tarafından yapılan tanıma göre, bir işletmede çalışanların karşılaştığı tehlikelerin azaltılmasıyla ilgili deneyimler, yerleşmiş yasalara uygun ölçüler, fikirler, roller ve davranışlar güvenlik kültürüdür.
Bazı kaynaklarda güvenlik kültürü iki alt bölüme ayrılmıştır. Bunlardan birincisi çalışanların güvenliğe yönelik inançları, davranışları ve sözle söylenmeyen değerlerdir. İkincisi ise çalışanlara daha güvenli bir çalışma ortamı oluşturmak için uygulanan politikalardır.
İş ortamlarında doğru ve güvenilir bilgiye dayandırılan yaşam şekline dönüşmüş ve bir kültüre dönüşmüş güvenlik uygulamalarının ön planda tutulduğu yaşam şekli ise iş güvenliği kültürü olarak adlandırılabilir.
Güvenlik kültürü önemi: İş kazası olarak özellikle büyük çaptaki olayların meydana gelmesine sebep olan etkenleri belirlemek amacıyla her büyük olaydan sonra büyük bir titizlikle soruşturma ve araştırmalar yapılmaktadır.
Yapılan bu soruşturmalar neticesinde, detaylara ayrıca önem verilmesi gerekliliği ve kazaların meydana gelme olasılığı yüksek işlerde risk faktörlerinin belirlenmesinin (risk değerlendirmesi) çok önemli bir bilgi kaynağı olduğu ortaya çıkmıştır.
Çalışanların iş güvenliğine karşı negatif düşünceleri güvensiz davranışlar olarak ortaya çıkmakta ve iş kazası yaşanma ihtimalini yükseltmektedir. Çalışanların iş güvenliği ve sağlığı konularında yetersiz bilgi ve beceriye sahip olmaları ve çalışma ortamındaki sağlık ve güvenlik risklerinin farkında olmamaları iş kazalarına zemin hazırlamaktadır.
Kazaların meydana gelmesinden sonra tekrar aynı olaylarla karşı karşıya kalmamak için hangi etkenlerin (teknolojik, insani, kurumsal) kazaya neden olduğunu anlamak ve tespit etmek önemlidir.
Güvenlik Kültürü ve İlişkili Kavramlar
Güvenlik iklimi: Güvenlik kültürü ve güvenlik iklimi kavramları bazı araştırmalarda aynı anlamda kullanılırken bazı kaynaklarda iki terimin birbirinden farklı anlamlar taşıdığı ifade edilmektedir.
Genellikle güvenlik iklimi, çalışanların iş güvenliği ve sağlığı hakkındaki algılarının ve tutumlarının bir yansıması olarak kabul edilebilir. Başka bir deyişle güvenlik iklimi; güvenlik değerleri, inançları ve uygulamaları ve prosedürleri ile ilgili algılamalar olarak ifade edilebilir.
Güvenlik yönetim sistemleri: Güvenlik kültürünün ifade edildiği bir ortamda güvenlik yönetimi ve güvenlik kültürü ile güvenlik yönetim sistemleri arasındaki ilişkiye değinilmesi gereklidir.
Güvenlik yönetim sistemleri ve güvenlik kültürü kavramları karşılıklı olarak birbirlerini pozitif yönde etkilemektedir ve birbirlerinin etkinliğini artırmaktadır.
İşyerlerinde, çalışma alanlarında teknik, insani, çevresel ve örgütsel unsurları kapsayan ve bunlar üzerinde etkili olan bir güvenlik yönetiminin varlığı gereklidir.
Güvenlik yönetiminin (İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetim Sistemi) uygulanması ile iş güvenliğine dair önlemlerin alınabilmesi için gerekli bilgiler edinilmiş olur ve mevcut kaynakların daha etkin ve yeterli bir şekilde kullanılması sağlanır.
Güvenlik yönetim sistemi bütün çalışanların, işverenlerin dâhil olduğu bir organizasyon yapısı içinde kimin, neyi, nasıl, neden, ne zaman ve nerede yapması gerektiğini tam olarak anlamasını sağlayan amaca odaklı sistematik bir kavramdır.
Genel amaç ise bütün çalışanların sağlık ve güvenlik şartlarını iyileştirmek ve standartlaştırmaktır.
Güvenlik Kültürü Türleri
Pozitif güvenlik kültürü: Pozitif güvenlik kültürü, çalışanların ortak bir algı ve tutuma sahip olduğu, iş sağlığı ve güvenliği konusunda gereken önemin verildiği, var olan risklerin farkında olunduğu, kurallara çalışanların bilinçli bir şekilde uyduğu ve iş kazalarının daha az yaşandığı iş yerleri veya çalışma sahaları için sağlık ve güvenlik durumunu yansıtmaktadır.
Pozitif güvenlik kültürünün hâkim olduğu işletmelerde, çalışanlar sağlıklı ve güvenli çalışma için yeterli donanıma sahiptirler. Ayrıca emniyet daima göz önünde bulundurularak işler yürütülür.
Negatif güvenlik kültürü: Negatif (zayıf ya da olumsuz) güvenlik kültürünün olduğu işletmelerde, çalışanlar tarafından muhtemel riskler ‘risk’ olarak görülmemekte veya önemsenmemektedir. Kişilerin riskler karşısındaki farkındalık düzeyleri oldukça düşüktür. Ayrıca riskler karşısında kişinin kendine duyduğu aşırı güven sebebiyle iş kazaları, yaralanmalar veya meslek hastalıklarının meydana gelmesi ihtimali de daha yüksektir.
Negatif kültürün hâkim olduğu işletmelerde sağlık ve güvenlik riskleri yeteri kadar belirlenmediği için gerekli önlemler de alınmamıştır. Sadece çalışanlar değil aynı zamanda işveren veya denetleyiciler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda kararlılık sahibi değillerdir.
İnşaat Sektörü ve Güvenlik Kültürü
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından yapılan açıklamaya göre inşaat sektöründe çalışanların herhangi bir kaza ile karşı karşıya kalma riski diğer sektörlerdeki çalışanlara göre 3 ile 6 kat arasında daha fazladır.
Ülkemizde çoğu inşaat firmasının kurumsallaşmamış olması, ülkemizin sosyo-ekonomik yapısından kaynaklı olarak sektördeki özellikle çalışan işçi profilinin eğitim ve bilinç düzeyinin çok düşük olması bu sektördeki meydana gelen kazaların, yaralanmaların ve meslek hastalıklarındaki yüksek oranın temel nedenlerindendir.
Bu anlamda işverenlerden başlamak üzere bütün çalışanların ilgili yasalara ve düzenlemelere bağlılığının geliştirilmesinden başlayarak, güvenliğin öncelikli alan olarak ele alınması temel unsurdur.
Ayrıca hem işveren ve işçiler arasında hem de kişiler ve kurumlar arasında iletişimin sağlanması, eğitim ve seminer gibi faaliyetlerin düzenli olarak yapılması, çalışanların devamlı katılımının sağlanması ve kazalar hakkında yeterli ve ayrıntılı raporlama kültürünün kazandırılması gereklidir. Bu eğitimler sayesinde tüm çalışanların farkındalıkları artacak, kadercilik anlayışı azaltılacaktır.