Lojistiğin Tarihsel Gelişimi

Yaşanan küreselleşmeyle birlikte hemen her sektörde ve her alanda global bir rekabet oluşmaktadır. Bu kadar yoğun rekabetin olduğu bir ortamda ürün çeşitliliği anlamında müşteriler birçok farklı alternatifle karşılaşmakta, neredeyse her ürünü veya eş değerini her yerde, hemen hemen aynı fiyatlarda bulmaları mümkün hâle gelmektedir. Ancak müşteri için önemli olan; almak istediği ürünü en düşük fiyata, en yüksek kalitede, istediği zamanda, istediği yerde ve istediği miktarda alabilmektir. Piyasadaki artan rekabetten ötürü lojistiğin önemi günümüzde giderek artmaktadır. Firmalar artık üretimin kalitesinin yanı sıra lojistik standartlarına da büyük önem vermektedir. Lojistik kelimesi ilk olarak Yunan uygarlığında askeri alanda kullanılmaya başlanmıştır ve sonraki dönemlerde de askeri alanda sık ve etkin bir biçimde kullanılarak günümüze kadar gelmiştir. İşletmelerde lojistik kavramı; planlama, uygulamaya koyma, verimliliği kontrol etme, etkili dağıtımı sağlama ve ürünlerin, servislerin ve bunların tüketici gereksinimlerini karşılaması için üretim noktasından tüketim noktasına gitmesinde gerekli olan bilgilerden oluştuğu bir süreç şeklinde tanımlanabilmektedir. Yapısal olarak lojistik tipleri genel olarak üçe ayrılır; şirketin kendi lojistik departmanı, departmanlar arası ortak yürütülen lojistik hizmeti ve de üçüncü parti lojistik hizmeti. Lojistiğin askeri alandan sivil hayata geçişi ise özellikle sanayi devriminden sonra üretimde meydana gelen patlamayla birlikte gerçekleşmiştir. Ham maddelerin sanayileşmiş ülkelere taşınması ve üretim sürecinden geçirildikten sonra tekrar tüketim noktalarına ulaştırılmaları birer lojistik aktivitesi olarak giderek önem kazanmaya başlamıştır. 1900’lerin başlarında tarım ürünlerinin uzak mesafelere taşınması ihtiyacının doğması ile lojistik bir bilim olarak kendinden söz ettirmeye başlamıştır. Nakliyat ve dağıtım gibi, küresel ekonomi şirketlerinin büyümelerinde temel teşkil eden faktörleri bünyesinde barındıran lojistik sektörü, 1960’tan önce bir disiplin ya da endüstri olarak kabul dahi edilmiyordu. Lojistik gerçek değerini ise ancak II. Dünya Savaşı'ndan sonra 1960'lı yıllarda bulmuştur. Lojistik gerçek anlamda II. Dünya Savaşı’ndan sonra 1960 yıllarında kullanılmaya başlansa da aslında 1900’lerin başında farkında olunmadan ihtiyaç gereği kullanılıyordu. 1960'lı yılların lojistik açısından önemi lojistikle alakalı bazı terimlerin literatüre bu dönemlerde girip lojistiğin bir bilim hâline yine bu dönemde gelmesine dayanmaktadır. Lojistiğin 1960'lı yıllarda bilim olarak kabulünün ardından iş hayatında da artan lojistik talepleri karşılamak adına konusunda deneyimli lojistik uzmanlar yetiştirilmesi ve özellikle bir çalışma alanı olarak yer bulması 1990’lı yılların sonunda söz konusu olmuştur. Gelişen teknoloji ile birlikte, lojistiğin 2000’li yıllardaki tanımına optimizasyon, simülasyon, web tabanlı iletişim gibi kavramların eklenmesi kaçınılmaz olmuştur. Bu anlamda lojistik sadece taşımacılık, sadece depolama, sadece gümrükleme veya sadece kargo hizmeti değildir. Lojistik artık en az üç faaliyetin birleştirilerek tek elden yönetilebilmesini gerektiren bir süreç hâline dönüşmüştür. Rekabet üstünlüğünün temelinde de bu sürecin değer zinciri açısından en iyi şekilde yönetilmesi yer almaktadır. Lojistiğin bilim olarak kabülünden bugünlere kadar geçirdiği evrime bakıldığında lojistik faaliyetlerinin işletme faaliyetlerinden ayrı düşünülemeyeceği açıkça görülmektedir. Bu da lojistiğe giderek daha fazla önem verilmesine neden olmaktadır.