Kuramsal Kayma Bakış Açısından Sosyo-Kültürel Yapı
Modern Toplum
Batının yaşadığı Rönesans, Reform ve Fransız İhtilali gibi düşünsel devrimlerle desteklenen Endüstri Devrimi ile birlikte belirginleşen toplum yapısını açıklamaya odaklanması, sosyolojiyi modern dönemlerin bilimi haline getirmiştir.
Sosyolojik anlayışta öteden beri genel anlamda sosyo-kültürel yapı, özel anlamda ise toplumsal yapı çeşitli kuramlarla açıklanmaya çalışılmıştır. Genel olarak ele alındığında ise söz konusu kuramların iki perspektifte toplanması mümkündür. Bunlardan birincisi toplumu; ikincisi ise bireyi önceleyen kuramlardır.
Naturalistik Kuramlar
Toplumcu kuramlar, bireyin dışında ve üstünde nesnel/dışsal bir gerçekliğin olduğunu vurgulayarak, bireylerin bu yapının birer ürünü olduklarını savunurlar. Bu kategorideki kuramların genel olarak naturalistik oldukları bilinmektedir.
Makro bir kuram türü olan yapısal-işlevselcilik genel olarak ele alındığında bir orta boy kuram kategorisinde yer alır. Yapısal-işlevselcilik ne salt yapının ne de salt işlevin tek başına yeterli olmayacağı düşüncesinden hareketle oluşturulmuş bir kuram olarak karşımıza çıkar. Gerçekten de yapı, bölünmüşlüğü, bir kategorileştirme; işlev ise bu yapılanmış ve kategorileştirilmiş ögeler arasındaki etkileşim unsurlarıdır ki; genel olarak bu unsurlar yapının devamını sağlaması açısından önemlidir. Bu anlamda yapı ve işlevi birbirinden bağımsız düşünmenin pek tutarlı olmayacağı öne sürülebilir.
Hümanistik Kuramlar
Bireyci kuramlar, bir önceki kuramlara göre toplumsal yapının ürünleri olan bireyleri, pasif bir unsurdan ziyade yapıp etmeleri ile dikkate alırlar. Bu anlamda bireyler toplumsal yapıdaki nesnel-dışsal gerçeklik ile sınırlı kalmazlar. Bireyi önceleyen kuramlar gündelik yaşam, öznel gerçeklik, bireylerarası etkileşim, benlik gibi faktörleri daha çok öne çıkarırlar. Bireyci kuramlar, sosyolojiyi status-quo ile sınırlı kalmaktan kurtarmış, sosyal değişmeyi açıklama yönünde sosyolojik perspektifin önünü açmıştır.
Sembolik etkileşimci kuram bireye odaklanırken, bireyi birey yapan benlik kavramına vurgu yapar. Bu anlamda bireysel etkinlik ön planda olduğu için bireyler rollerini tamamen yapının gereklerine göre oynamazlar; aksine bireylerin oynadıkları roller yapının ve toplumsal eylemin inşasına katkıda bulunur.
Dramaturji bir eylemi başlatan insanların eş zamanlı olarak bu eylemin, katılan öteki eyleyenler üzerindeki etkisini ölçmeye çalışır.
Yapısal etkileşimci kuram ne salt nesnel gerçekliği ne de salt öznel gerçekliği öncelemez. Bu kuram için birey kadar toplum, toplum kadar da birey önemlidir.
Fenomenolojik kuram birey ya da toplumun yapımına değil bireyin yetiştirilmesi sürecindeki toplumsallaşma sürecine vurguda bulunur. Buna göre bireyler kültürün gerekliliklerini toplumsallaşma süreci ile öğrenirler.
Hermenötik kuramda metin kavramı dar anlamda yazı ya da mesaj olarak ele alınmaz, tam da aksine metin bir nesne, olay, olgu, birey, toplum, topluluk, grup vb. gibi şeyleri içine alacak kapsamda bir zenginliktir.
Akışkan yaşamın; biri, öncelikle tüketicilerin isteklerini tüm evrene büyük bir heyecanla yansıtma; diğeri, aynı tüketim ürünlerini çok geçmeden karalamak ve değersizleştirmek olacak şekilde iki temel stratejisi söz konusudur.
Değerlendirme
Covid-19 süreci ile birlikte sistem bir enerji almıştır; toplumun tamamıyla Covid-19 öncesine dönemeyeceğinin oldukça ve açıkça ortaya çıktığı göz önünde bulundurulduğunda, sadece naturalistik kuramların değil aynı zamanda hümanistik kuramların da insan yaşamını ve onun gündelik yaşamını anlamakta ya da açıklamakta dikkate değer güçlükler yaşayacağı daha iyi anlaşılır.