Küreselleşme ve Toplumsal Sonuçları
Küreselleşme (Globalleşme), günlük konuşmalarda bile en sık kullanılan kavramlardan biri sayılabilir. Küreselleşme kavramıyla ifade edilen globalization olgusu, dünyada özellikle 1980’li yıllardan itibaren sıkça tartışılan önemli konulardan biridir. Esasında küreselleşme kavramı, 1960’ların başında ünlü iletişim kuramcısı Marshall McLuhan’ın Medyayı Anlamak eserinde kullandığı global köy tanımlamasıyla gündeme geldi.
Yaşadığımız küreselleşme dönemini belirsizlik safhası olarak değerlendiren Robertson bu dönemin küresel dünyanın daha görünür olduğu ve yeryüzünde açık bir şekilde hissedildiği bir dönem olduğunu belirtir. O'na göre bu belirsizlik evresinde şu küresel gelişmeler yaşanmaktadır:
- Toplumlarda küresel bir dünyada yaşadığımız bilincinin artması,
- Aya seyahatin gerçekleşmesiyle yerkürenin sınırlılıklarının aşılabileceği algısı,
- Materyalizm-sonrası değerlerin vurgulanması,
- Soğuk Savaş döneminin sona ermesi ve haklar sorununun gözle görülür hale gelmesi,
- Nükleer ve termonükleer silahlar yaygınlaşması,
- Küresel kurumların (BM, NATO, ASEAN vs.) ve hareketlerin (Greenpeace, Uluslararası Af Örgütü vs.) sayılarının hızla artması,
- Küresel iletişim araçlarının hızla artması,
- Toplumların çokkültürlülük ve çoketniklilik problemleriyle daha fazla karşılaşması,
- Toplumsal cinsiyet, cinsel, etnik ve ırksal düşüncelerin bireyin yaşam deneyimlerini değiştirmesi,
- İnsan haklarının küresel bir sorun haline gelmesi,
- Uluslararası sistemin daha akışkan hale gelmesi,
- Sivil toplum ve dünya yurttaşlığına ilginin artması,
- Küresel medya sisteminin sağlamlaştırılması.
Küreselleşmenin öncelikli dönüştürdüğü ekonomi, kültür ve siyasal alanlar, bu alanların kesiştiği ya da alt alanlarını oluşturan çeşitli sosyal kurumları ya da oluşumları da etkilemiştir. Bunlar içerisinde aile, sağlık, sivil toplum, çokkültürlülük, birlikte yaşama, tüketim, göç, medya, iletişim, yoksulluk, işsizlik gibi meseleler ilk sıralarda yer almaktadır.
Küreselleşmenin ekonomi üzerindeki dönüştürücü etkisi, İkinci Dünya Savaşı’nın hemen sonrasında başlamıştır. Soğuk Savaş döneminde Amerika’nın başını çektiği Batı Bloğu, Batı Avrupa ve Doğu Asya’yı politik anlamda bu bloğa dahil ederek aynı zamanda küresel ekonomik sistemin alt yapısını oluşturmuştur.
Küresel ekonomik sistem, ulus-devletlerin geçmiş dönemlerde sürdürdüğü kendi kendine yeten, ürettiklerini tüketen ve sınırları içerisinde ticaret yapan yapısını da bütünüyle değiştirdi . Böylece devlet, küresel piyasalara entegre olabilmesi için neo-liberal politikalar rehberliğinde yeniden konumlandırıldı.
Mal, sermaye ve hizmetlerin uluslararası dolaşımda artış göstermesi, piyasaların artan önemini de gözler önüne sermiştir. Küresel ekonomik sistem, devletin ekonomi üzerindeki rolünü olabildiğince sınırlandırmış; mal, hizmet ve sermaye akımlarının önündeki siyasal ve ekonomik engeller azalmıştır.
Batı’da gerçekleşen Sanayi Devrimi’yle birlikte ekonomi, artık tümüyle dünya ölçekli olmaya başlayınca, küresel ekonomiye refakat edecek siyasal ve kültürel değerler de beraberinde gelişti.
Küreselleşme süreci, hemen her alanda birtakım kültürel değişmeleri de beraberinde getirmiştir. Kuşkusuz kültürel değişmeye neden olan birçok aygıt bulunmaktadır. İcatlar, buluşlar, ticaret, toplumlararası etkileşim, savaşlar, asimilasyon gibi unsurlar kültürel değişmenin başat nedenleri arasında sayılabilir. Esasında bu unsurların önemli bir kısmı, küreselleşme süreciyle yakından ilgilidir.
Küreselleşmenin temel karakteri esasında yayılmadır. Bir yandan yayılma, icat ve buluşlar aracılığıyla bilginin, kültürün, ekonominin, siyasetin ve toplumsal hareketlerin dünyanın her bölgesine erişimini kolaylaştırırken diğer yandan bu araçlar sayesinde icat ve buluşların da küresel düzlemde yayılmasına imkan sağlamaktadır.
Küreselleşme, dünya ölçeğindeki siyasal gelişmelere de yol açmıştır. Demokratik siyaset, katılım, hoşgörü, özgürlük, sivil kültür, temel hak ve hürriyetler, hukukun üstünlüğü ilkesi, devletin küçülmesi gibi esasında küreselleşmenin siyasal çerçevesini dolduran faktörler, ulusal ve global siyaseti de yeniden şekillendirmiştir. Bu global siyasetin yeniden şekillenmesi çoğunlukla ulus-devlet yapılarının dönüşümüyle görünür hale gelirken, ulusal siyasetin gündemi de sivil toplum, sosyal hareketler ve hak talepleri motivasyonlarıyla değişime zorlanmıştır.
Küreselleşmenin toplumsal sonuçları çoğunlukla ekonomi, kültür ve siyaset alanında görünür olsa diğer alanlarda da pek çok husus küreselleşmeyle ilişkilendirilebilir.
Küreselleşme; bilgi, iletişim, ulaşım, haberleşme, finans piyasası gibi birçok alanda yerel, bölgesel ve ulusal sınırların aşınmasına neden olmuş, global ölçekte ekonomik, kültürel, sosyal ve siyasal bağımlılığı arttırmıştır. Bu karşılıklı bağımlılığın pekişmesinde kitle iletişim araçlarının ve bilgi teknolojilerinin önemi olabildiğince fazladır.
Dünya toplumlarını sıkıca birbirine bağlayan ve karşılıklı bağımlılıklarını arttıran en önemli araçlardan biri internet oldu. ). İnternet, geliştirilen birtakım bilgi teknolojileri aracılığıyla bilgi, düşünce, kültür ve para gibi unsurların dolaşımını kolaylaştırmaktaydı. Bu küresel dolaşım sistemine zaman içerisinde insan da dahil oldu. Ancak insanın dolaşımı bedensel ya da fiziksel olarak değil Web 2.0 teknolojisinin sağladığı aygıtlarla gerçekleşti.
Küreselleşme, televizyon, radyo, gazete ve dergiler gibi medya araçlarının ulusal sınırları aşarak uluslararası boyutlara taşınmasında büyük bir rol oynadı. Özellikle ulus-devleti yöneten elitlerin hükmettiği medya organları, halkı istediği gibi yönlendirebilmekte ve resmi ideolojinin bir aygıtı olarak istenilen vatandaş tipine zihniyet kazandırabilmekteydi. Çünkü bu dönemde medya organları ya doğrudan devletin bir kuruluşu olarak ya da devletin izin verdiği kuruluşlar olarak yayın hayatını sürdürmekteydi.
Küreselleşme birtakım çevre sorunlarını da beraberinde getirmektedir. Su kirliliği, hava kirliliği, toprak kirliliği, radyoaktif kirlilik ve küresel ısınma gibi birtakım ekolojik problemler, küreselleşme süreciyle birlikte daha da yaygınlaşmıştır.
Küreselleşme toplumsal sonuçları bakımından olumlu ya da olumsuz olarak değerlendirilmektedir. Örneğin ülkeler arası iletişim ve ulaşım gibi imkanların gelişmesi her ne kadar olumlu bir sonuç olarak görülürken, küresel kültür ya da kültür endüstrisinin ürettiği olumsuzluk, iletişimin küreselleşmesinin de olumsuz yanlarını gösterebilmektedir. Aynı şekilde insanların bir ülkeden başka bir ülkeye transferinde ulaşım hizmetleri son derece olumlu bir gelişme iken, küresel sermayenin ucuz iş gücü, pazar ihtiyacı gibi eşitsizlikler üreten hırslarını motive etmesi bakımından da olumsuz olabilmektedir.