Toplumsal Gruplar ve Kültürlerarası İletişim

Tarihsel süreç içinde topluluklar-toplumlar-imparatorluklar-devletler gibi çok çeşitli insan örgütlenmeleri gelişmiştir. Bu örgütlenmelerin hepsinin temelinde toplumsal gruplar bulunur. İnsanların ihtiyaçlarını karşılayan gruplar öncelikle, doğa üzerinde ve doğayla olan ilişkiler içinde oluşmaktadır. Toplumsal yapı; grupları oluşturan insanlar arasındaki ilişkiler ve grupların birbiriyle olan ilişkilerinden oluşmaktadır.

Toplumsal gruplar, insanların ekonomik, politik, sosyal, kültürel ve psikolojik ihtiyaçlarını karşılar. Bireyler içinde bulundukları toplumsal yaşamın kurallarını, değerlerini, sembollerini gruplar aracılığıyla öğrenir. Toplumda her bireyin statüsü ve rolleri vardır. Bireyin doğumuyla birlikte sahip olduğu özellikleri doğuştan edinilen statülerdir. Bireyin çaba sarf ederek ve belirli süreçler sonucunda elde ettiği toplumsal konumları da kazanılan statülerdir.

Gruplar bireylerin gelişiminde olumlu katkılar sağlamakla birlikte zaman zaman birey üzerinde baskı yaratır. Böylece bireyin özgürlükleri ve yaratıcılıkları sınırlanır.

Bireyler bir toplumsal grubun üyeliğini çeşitli yollarla edinir. Aile grubu, etnik gruplar gibi bireyin doğuştan üyesi olduğu grupları vardır. Ayrıca bireyin meslekleri, hobileri gibi bilinçli çabası ile elde ettiği grup üyelikleri bulunmaktadır. Ortak amaçlar, benzer duygu, düşünce ve zevkler, sınıfsal, etnik, kültürel benzerlikler bireylerin bir gruba girmesinde etkilidir.

İnsanın en önemli özelliği toplumsal etkileşimler yoluyla sosyal davranışlar sergilemesidir. Sosyal etki, bireyin tutum ve davranışlarının ortaya çıkmasında, çevresindeki insanlarla etkileşimi ve bu etkileşim sonucunda o insanların tutum ve davranışlarından etkilenmesidir. Sosyal etki sonucunda gelişen gruba uyma davranışı, kişilerin benzerliğini ve böylece sosyal davranış düzenliliğini yaratır. Bireyler itaat, özdeşleşme, benimseme süreçleri sonucunda uyma davranışı gösterebilir.

Tönnies’in sanayi öncesi ve sanayi dönemi toplum yapılarını; cemaat (gemeinschaft) ve cemiyet (gessellschaft) yapısı olarak ayırır. Mekân birliği ve ortak yaşam duygusu cemaatlerin özellikleridir. Cemiyet ise bilinçli ve gönüllü üyeliklerin olduğu grupları ve kamusal yaşamı anlatır.

Cooley gruplardaki ilişkilerin düzeyine göre bir sınıflandırma yapmıştır. Birincil ilişkinin yaşandığı gruplar “birincil gruplar”, ikincil ilişkilerin yaşandığı gruplar ise “ikincil gruplar”dır.

Örgütlenme biçimine göre gruplar resmi olan ve resmi olmayan gruplar olarak sınıflandırılır.

Bireyin tutum ve davranışlarında dolaylı ve dolaysız olarak etkili olan gruplar referans grubudur.

İnsanların üyesi oldukları gruplar iç gruplardır. Üyesi olmadıkları gruplar ise dış grupları oluşturur. İç grup ve dış grup birbirini tamamlayan iki zıtlığı içinde barındırır.

Birbirlerinden farklı etnik kökenlere, inançlara, kimliklere, aidiyetlere sahip kişilerin ve grupların birarada yaşaması çokkültürlülük olarak ifade edilmektedir. Kültürel karşılaşmalar toplumdan topluma, gruptan gruba, insandan insana farklı özellikler gösterebilir. İnsanların, kültürlerin karşılaşma ve uyum süreçleri bazen zamana yayılır ve görece sorunsuz ilerler. Bazen de, “biz” ve “onlar”, “yerli” ve “yabancı” gibi zıtlıklar gelişir ve toplumsal yaşamda rekabet ve çatışma yaşanır.

İnsanların farklı kültürleri kendi kültürel standartlarıyla değerlendirmeleri kültürel bencillik, her kültürü kendi standartlarına göre değerlendirip anlamaya çalışması kültürel görelilik olarak ifade edilir. Kültürlerarası iletişim; bireylerin her kültürü kendi değer sistemi ile ele alması, kültürler hakkındaki farkındalığın, duyarlılığın ve yeterliliğin gelişmesi ile ilerler.

Gruplar arasında etkileşimin ve kültürlerarası iletişimin gelişmesini engelleyen durumlar ve etkenler vardır. Günümüzde hemen hemen tüm toplumlar nezdinde ön yargı ve ayrımcılık bunlardan birisidir. Ön yargı, bir kişinin, bir grubun aidiyetleri, farklılıkları, engelleri gibi nedenler dolayısıyla peşin hükümler vermek ya da negatif tutumlar sergilemektir. Ayrımcılık, insanların bazı sosyal özellikleri nedeniyle haksız muameleye maruz kalmalarıdır. Ön yargı tutumları işaret ederken ayrımcılık bir eylemi anlatmaktadır.

Bir toplumda ayrı tutulan ve daha az önemli sayılan, fiziksel ya da kültürel farkları nedeniyle ayırt edilen, herhangi kategorideki insanlara azınlık denilmektedir.

Etnisite bir toplumda, özgün kültürel davranışlar sergileyen, kendilerini diğer kolektif yapılardan farklılaştıran ortak özelliklere sahip olduklarını düşünen ya da başkalarının bu gözle baktığı ortak aidiyet hisseden kişileri tanımlar.

Kimlik, bireylerin ben kimim sorusuna verdikleri yanıtın toplamını ifade etmektedir. Kimlik genellikle bireysel ve kolektif kimlik olarak iki kategoride ele alınmaktadır. Bireysel kimlik, kişinin özelini ilgilendirir. Kolektif kimlik, belirli bir alanda sınırlı belirli bir kültürel topluluk tarafından taşınan kimliktir. Etnik gruplar ve diğer azınlık grupları toplumdaki çoğunluğu oluşturan gruplarla farklı etkileşim örüntüleri içine girer. Bunlar; çoğulculuk, asimilasyon, ayrım ve soykırımdır.

Çoğulculuk; farklılıkların kabul edildiği, kaynakların eşit dağıtıldığı yani tüm grupların üyelerinin kanunlar kapsamında eşit statüye sahip olduğu durumdur.

Asimilasyon; azınlık olan grupların yaşadıkları toplumda, baskın olan gruplara ait kültürel örüntüleri kademeli olarak benimsediği süreci anlatır.

Soykırım; bir grubun başka bir grup tarafından sistematik bir biçimde katledilmesidir.

Berry’nin iki boyutlu kültürleşme modeline göre göçmen grupların kültürleşme stratejileri; asimilasyon, bütünleşme, ayrışma ve marjinalleşmedir.

Uyum ve kültürleşme birbirleriyle iç içe geçen kavramlardır. Uyum, göç sonucunda bireylerin, kültürleşme sürecindeki değişimlerle başa çıkmasının bir sonucudur ve uyum sağlanması zaman içinde olabilir. Uyum, farklı grupların herhangi bir zorlama olmadan kabul eden toplumun yaşam pratiklerini kabul etme ve isterse benimseme sürecidir. Uluslararası göç hareketlerinde, kültürel uyumun etnomerkezci basamaklarından etnogöreceli basamaklarına doğru bir gelişimin söz konusu olabilmesi için bireylerin kültürlerarası iletişim yeterliklerine sahip olmaları ya da bu anlamda kendilerini geliştirmeleri gerekir.