Kültürlerarası İletişimi Etkileyen Faktörler
Kültürlerarası iletişimi etkileyen faktörler ;normlar ve roller, belirsizlik ve kaygı, kalıpdüşünce ve ön yargı ile etnomerkezcilik tir.
Normlar ve Roller
Norm, bir kültürün üyelerinin nasıl davranması gerektiğini belirleyen unsurlardır. Toplumsal normların sınıflandırmasını dinî kurallar, ahlak kuralları, örf ve âdetler, moda kuralları ve hukuk normlar olarak yapılmaktadır. Kültürlerarası iletişimde etkisi en çok olan norm, örf ve âdetlerdir.
Örfler, bir kültürün içinde yaşayan kişilerin mutlaka uyması gereken kurallar ya da belirli durumlarda yapması gereken tutumların bütünüdür. Âdetler de örfler gibi birçok sosyal ilişkiyi düzenlemekte, denetlemekte ve yönetmektedir. Bir davranış modelinin örf ve âdet kuralı olarak kabul edilebilmesi için kesinlik, akla uygunluk, süreklilik, eskilik, genel inanç, kanuna ve hukuk sisteminin genel esaslarına aykırı olmamak şartlarını taşıması gerekmektedir.
Bir grubun üyesi olan bireyden beklenen davranış kalıbına "rol" denilmektedir. Rollerin kültürlerarası iletişim ve etkileşim sürecinde etkili olduğu boyut, davranışsal beklentilerin kültürden kültüre değişiklik göstermesinden kaynaklanmaktadır. Kültürden kültüre göre farklılaşan roller dört boyutta ele alınır. Bunlar; rol ilişkisinin bireysellik derecesi, etkileşime katılanların davranışlarından beklenen resmiyet derecesi, bireyler arasında rol ilişkisini etkileyen hiyerarşi derecesi, kabul edilebilen, ideal olan rolden sapma derecesidir.
Belirsizlik ve Kaygı
Belirsizlik, bireyin kendisinin ve karşısındakinin nasıl davranacağını tahmin edememesi olarak ifade edilmektedir. Kaygı ise, ne olacağı konusunda rahatsızlık, gerginlik ve endişe duymaktır. Bireyin karşısındaki hakkında yetersiz bilgiye sahip olması, onun nasıl davranacağı, mesajı nasıl algılayacağı ve yorumlayacağı konusunda belirsizlik hissetmesi kaygı yaşamasına neden olur. Belirsizlik ve kaygı zamanla azalabildiği gibi, kişinin tanıdığını sandığı iletişim ortamında beklemediği bir tavır ve davranışla karşılaşınca da artabilmektedir. Bireylerin kaygısı kendilerine yabancı olan kişileri ve durumları tanıdıkça azalmaktadır.
Kalıp Düşünce ve Ön Yargı
Kültürlerarası iletişim sırasında karşılaşılan sorunların en ciddi ve hassaslarından biri , kalıpdüşünceler (stereotipler) ve ön yargılardır. Kalıpdüşünce, diğerlerinin özellikleri hakkında oluşturulan genellemelerdir. Kalıpdüşünceler aracılığıyla bireyler, gündelik yaşamları içerisinde “diğerleri” hakkında edindikleri enformasyonu kategorileştirerek ve işleyerek genelleşmiş bir biçime sokmaktadırlar. Bu grupların üyeleri; fiziksel görünüşleri, zekâları, kişisel özellikleri vb. unsurlar üzerinden tanımlanmaktadırlar .
Ön yargı, bir gruba ait olması ya da bir karakteristik özelliği nedeniyle diğer insanlara karşı olumsuz tutum geliştirmektir. . Ön yargılar, insana özgü bilinmeyene, yeniliğe ve günlük rutini, alışılmış düşünce ve davranış biçimlerini bozabilecek olana karşı dikkatli, mesafeli ve güvensiz olma eğilimine dayanmaktadır Ön yargılar, daha güçlü duygusal ve harekete geçirici düşmanlıkların ortaya çıkması ve gelişmesi için temel oluşturur.
Etnomerkezcilik
Etnomerkezcilik, insanın kendi kültürünü dünyanın merkezine koyması, kendi kültürü içinde oluşmuş yargılarla başka kültüre ilişkin yargılarda bulunup olumsuz değerlendirmeler yapmasıdır. Yabancıların aşağı görülmesiyle bağlantılı olan etnikmerkezci kendini beğenmişlik, kültürlerarası iletişimde en çok karşılaşılan ve iletişime en büyük zararı veren tutumdur. Lukens, bu etnomerkezci mesafeyi üçe ayırmaktadır: İlgisizlik mesafesi, sakınma mesafesi, aşağılama mesafesi .Etnomerkezcilik altı aşamalı bir sistemdir . Bunlar ;reddetme, savunma, azalma, kabul, adaptasyon ve entegrasyondur.